Büyük Direniş (Defiance)

PAYLAŞ

TV8 kanalının film kuşağında yayınlanan filmlerin seçimini kim ya da kimler yapıyorsa onları kutlamak istiyorum. Gerçi daha önce telefon ederek kutladım ama yazı ile de kutlamak istiyorum. Seçimlerindeki başarılar sayesinde birkaç defa izlenebilecek “kult” filmlerin yayınlanmasına ve yeniden gündeme gelmesine sebep oluyorlar. Popüler değil, gerçek bir film seyri sunuyorlar.

Balon köpücüğünün üzerine yazılan filmlerin bir çoğu gişe rekoru kırarlar ama gösteriminden sonra sinema salonlarında yerlerini alamazlar. Kult filmler ise hangi dönemde gösterilirse gösterilsin, izleyici ile buluşur.

TV8’de yayınlanan Büyük Direniş (Defiance) filimden biraz bahsetmek istiyorum; 2. dünya savaşı sırasında Almanya’nın Polonya işgali ve sonrasında Yahudilerin hayatta kalma mücadelesinden bir ayrıntıyı anlatır. Bugüne kadar kafalara işlenen şey, ‘Yahudiler direnmemiştir’ söylemine bir itiraz vardır bu filmde. Yahudilerde Alman işgaline karşı direnmiş ve hayatta kalmak için orman içinde kamp kurmaları ve kampta karşılaşılan sorunlar ve bir biri ile önceden karşılaşmamış insanların ortak yaşam alan kurmasını anlatır.

Üç kardeş savaşın ilk günlerinden sonra, Yahudilere karşı ayrımcı katliam ve daha sonra soykırım boyutuna sıçrayacak olan saldırılar karşısında, direniş için orman alanı içine çekilmeleri ve işbirlikçi Yahudiler ile ilk çatışmaları ile başlar film. Varlıklı olanlar, mal karşılığında hayatta kalabileceğine inanırlar. O yüzden direnişi hoş karşılamazlar, çünkü direnenlerin varlığı kendilerine yapılacak olan baskının artması anlamındadır. Şehirlerde yaşayanlar ise Getto adı verilen yerlerde yaşamaktadırlar. Gettolar etrafı duvar ile çevrili ve şehir yaşamından belli saatte kopan yaşam alanlarıdır ve bu alanların alt yapısı yoktur. Gün geçtikçe direniş saldırılar karşısında kendiliğinden gelişmektedir. İlk direniş belki oldukları bölgeden kaçmaktır ama gettolar içinde yaşayanların kaçacağı alanlar destanların olduğu yöreler olmak zorundadır, çünkü dünyaları o alanlar içindedir. Kulaktan kulağa duydukları direniş alanlarına içerinden bir iki kişiyi gönderirler, eğer doğru ise diğerleri de gitmek için gelecek haberi beklerler. Direnişin haberi, ölümü bekleyenlerin arasında çabuk yayılır. Umut kulağa fısıldanan biz söz olur. sözün hayat bulması ise mucizedir. O mucize film içinde gerçekleşir.

Köylerde yaşayan varlıklı Yahudiler ise, direnişi haklı görmezler ve mallarını onlar ile paylaşmak istemezler. Yahudilere destek veren, onları saklayanlarda saldırıda hedeftir. O yüzden sessizce boyun eğme vardır ama bu sessizlik insanlıktan çıkmayı ortaya getirmez. Polonya köylüsü, Yahudileri saman altındaki sığınakta saklamaktan canı bahasına vazgeçmez, eşi sessizce onları alacakları bekler. Ev sahibi idam edilmiştir, yasa ve yürürlükte olan hukuk kuralları duyurusu ile birlikte.

Varlıklı Yahudiler orman içinde saklanan Yahudilere saldırırlar. İlk çatışma büyük kayıp ile sonuçlanmaz ama o sıralarda başka bir güç vardır orada, Kızıl Ordu partizanları. Partizanlar bunların orada olmasından rahatsızdırlar ve ayak bağı olduklarını düşünürler. Kendilerinin emri altında davranmalarını isterler. Onların da başka seçenekleri yoktur. Partizanların denetimi altında ama içinde bağımsız birliklerini korurlar.

Zaman sorunları ortaya çıkarır. Direnişin nasıl olacağı biçimde ayrılık kardeşlerin yollarını ayırır. Partizanların içinde çarpışan kardeşe karşı bir önyargı vardır, çünkü Yahudi çalışamaz ve dinin vermiş olduğu önyargı ile yüklüdürler. Kızıl ordu içinde de önyargı vardır ama bu büyük çatışmalara sebep olmaz. Çatışmalar gün geçtikçe boyut değiştirmektedir. Zaman sorunları katlayarak getirir, hayatta kalma mücadelesidir. Bir sınırda, siperde yaşam mücadelesi verir konuma gelmişlerdir. Çünkü, işgal edildiğinde henüz sınır olmayan alanlar, bir anda savaşın yıkıcı etkisi ile sınıra dönüşmekte ve bir çatışma altında kalabiliyorlar. Savaşın bombaları bir süre sonra üzerlerinde olduğunu patlama ile yaşarlar. Yaratmış oldukları alan artık güvenli değildir. (bu arada esir alınmış bir öncü birlikteki Alman askerinin linç sahnesi vardır. Linç edilmesi birikmiş bir öfkenin dışa vurumudur. Kayıplar, ölümler, o sahnede dile gelir.

Daha korunaklı yere gitmek zorundalar. Her türlü güçlüğü göze alacaklar ve pratik olarak gelişen yolların bulunması ile cemaat olmuş olan bu grubun başka alana geçişi ve o korunaklı alan içine gelmeden çatışma ile karşılaşırız. Bu yolun kesiştiği noktada kardeşler buluşur. Kızıl Ordu çekilmiştir, kendi savunma alanını artık kendi güçleri ile korumak zorundalar. Orman içinde yaşam alanı kurarlar ve yaklaşık olarak 1200 insanın kurtulması ile savaş sonlanır.

Savaş filmi olarak algılanır ilk etapta ama savaştan çok bir direnişin ve yeniden cemaat olma yönünde oluşan bir sahne ile karşılaşırsınız. Kafalarda oluşan o kurbanlık Yahudiler yoktur, onların yerine direnebilen ve direnen Yahudilerin sorunlar ile nasıl baş ettikleri ve geçmişin tecrübesinin yeni koşullara uyum sağladığını gösteren bir çalışmadır. İlk defa başka bir cepheden savaşa bakarız. Bu savaşın cephesi bir savunma çizgisidir.

Oyuncuların müthiş performansı ve o coğrafyanın yaratmış olduğu görsellik içinde savunma hattındaki yaşama göz atmamızı sağlıyor.

Her film belirli mesajını içinde taşır. Bazı filmler siyasi mesajını açık olarak iletir, bazıları ise görüntüler altında, alttan alta seyirciye fısıldar. Bu filmde acının fısıltısını duyarsınız. Balon köpücüğüne yazılmış bir senaryo olmadığı film bittiğinde daha çok hissediyorsunuz.

Büyük Direniş (Defiance)

Yönetmen: Edward Zwick

Senaryo: Edward Zwick, Clay Frohman, Nechama Tec (Kitap)

Oyuncular: Daniel Craig, Liev Schreiber, Mark Margolis, Tomas Arana, Alexa Davalos, Jamie Bell, Sam Spruell, Mark Feuerstein, George Mackay, Allan Corduner, Jodhi May, Iddo Goldberg, Jacek Koman, Mia Wasikowska

Müzik: James Newton Howard

Görüntü Yönetmeni: Eduardo Serra


—————————————
http://cemoezkan.blogcu.com

CEVAP VER