Caddebostan’dan Eskişehir’e, caz

Caddebostan’dan Eskişehir’e, caz

0
PAYLAŞ
İsmail Bayer
İsmail Bayer
İSMAİL BAYER – Şehrin caz halini, Caddebostan’dan sonra, Eskişehir’e de uzanarak, Kampüste Caz programı çerçevesinde sonlandırdık. Anadolu Üniversitesi’nde, çoşkulu bir cazsever öğrenci grubuyla, beraberdik. 2017 Sonbaharı’nda, 27. Akbank Caz Festivali’nde yeni tınılarla buluşmak üzere.
Şehrin Caz Hali, İstanbul’un Anadolu yakasında da devam ediyor. Cadebostan Kültür Merkezi her yıl, Akbank Caz Festivali kapsamında bazı etkinliklere kapısını açıyor.
Sahnede üç farklı müzisyen ve enstrümanları. Üç ayrı ordu gibi yerlerini aldılar.
Okay Temiz, İsveç ve Türkiye arasında adeta mekik dokuyan, caza gönül veren bir müzisyen. Bıkmadan, yılmadan arayışlarını sürdürürken, sürekli yeni projelere de imza atıyor. Onu sahnede o kadar çok değişik gruplarla ve değişik projelerde gördük ki, her zaman bu kez yenilik ne olacak, farklılık ne, beklentisi içinde oluyoruz. O da bu beklentileri hiç boş çıkartmıyor doğrusu. Sanki en az on kişinin kullanacağı gibi, bir enstrüman zenginliği sahnede, sıkıştırılmış değil, bilinçle yerleştirilmiş. Görüntü olmanın ötesinde, işlevselleştirilen bir düzenleme. Neler yok ki aralarında. Vurmalı çalgılar deyip geçiyoruz. Ama yeterli bir açıklama değil elbette bu. Nasıl da sessiz, sakin, aralarında dolaşırken, bir çok tını zenginliğini bize, adeta renklere sunuyor. Onun önünde sadece bir enstrmanlar grubu yok, başlı başına bir dünya var. O bu dünyada gezinerek, bizi yolculuğa çıkarmak istiyor.
Klasikden, fasıla ve rockdan caza uzanan bir çizgide, slogan atmadan, müziğini en iyi şekilde yapmaya çalışan, piyanosunun başında bir genç adam,Tuluğ Tırpan. Bir fasıl grubu içinde bir şarkıya, bir makama ya da bir başka enstrümana, örneğin klarnete eşlik ederken de görebilirsiniz. Sadece bir piyanist değil, o aynı zamanda bir besteci de. Şaşırıyorsnuz doğal olarak, Viyana’da konservatuarda klasik müzik eğitimi almış bir piyanist, nasıl olur diye de düşünmekden kendinizi alamıyosunuz. Onun için, konser salonu, bir sahne farketmiyor.  Mozart’dan da olabilir önünde ki notalar, Dede Efendi’den de. İşte bu gün de sahne de caz piyanisti şapkasıya, parmakları piyanonun tuşları arasında dolaşıyor.
Bu ikiliye, ilk kez tanıdığımız bir üçüncü katılıyor. Juan Garcıa- Herreros. Kolombiyalı bir bas gitarist. Anadolu topraklarında ki caz tınılarına katılacak olan, Güney Amerika’dan gelen bir başka caz sanatçısı.
Farklılıklarıni yoğurarak, bir bütünlük içinde bizi yeni tınılarla buluşturan üç müzisyen, üç ayrı farklı enstrümanlar grubu. Anadolu’dan esintiler de getiriyorlar, okyanusun rüzgarını da ulaştırıyorlar. Avrupa ve Amerika, kara topluluğu, diller, dinler değil önemli olan,önemli olan tınılar ve renkler.
Bu bir caz konseri işte. Bu farklılığı elbette bir daha izliyemiyeceğiz, ya da dinliyemiyeceğiz. Cazın doğasında zaten var olan, yaygın bir uygulama, doğaçlama. Biz de bu doğaçlama içinde yer aldık o akşam.
Geçen yıldı sanırım, aynı sahnede izlemiştik Jülide Özçelik’i. Jülide Özçelik, Festivalin bu yıl ki programında, Anadolu’yu dolaşıyor. Bursa Uludağ Üniversit’nde başlıyan Kampüsde Caz programı çerçevesinde, Manisa Celal Bayar Üniversitesi ve  İzmir Ege Üniversitesi’nden sonra, dördüncü durak.
Dördüncü durak, Eskişehir Anadolu Üniversitesi, Sinema Anaolu. O geceden sonra yolculuğu, Adana, Mersin ve Kayseri’den sonra, Ankara’da Bilkent Üniversitesi’nde noktalanacak. Ve 8 ayrı kent, 8 ayrı Üniversite’de, Kampüsde caz programı ile de 2016 yılı, Akbank 26. Caz Festivali sona ermiş oluyor.
Anadol Üniversitesi, Sinema Salonu önü gençler tarafından adeta miting meydanı haline getirilmiş. Kapılar açılına on daika içinde salon tamamiyle doldu, kıyılarda ayakda bekleyenler de var, belki yer açılır diye.
Piyano’da Ercüment Orkut, Gitar’da Cem Tuncer, Bas’da Efecan Tuncer, Davul’da ise bir virtiöz Ediz Hafızoğlu. Ve Jülide Özçelik, gülümseyerek sahnede yerini aldı.
Bu bir caz konseri. Jülide Özçelik sesinin tüm renklerini kullanarak, bizim türkülerimizi de, caz tınıları ile yoğurarak yorumlayan bir sanatçı.
Program akışı içinde, orkestra elemanları da, kendi enstrümanları ile doğaçlamalarını, Jülide Özçelik’in şarkları arasında sergiliyorlar.
Akbank Caz Festivali’nin, daha doğrusu, Şehrin Caz Hali’nin İstanbul dışına da taşarak, cazı özellikle bizim sanatçılarımızın programları ile Anaolu’ya da taşıyorlar. Üniversitelerde ki gençlere, öğrencilere, yeni ders yılının başında, adeta bir moral gecesi düzenlemiş oluyorlar. Caz tınıları içinde, hoşgeldiniz diyorlar.
26.Aknbank Caz Fesvli 12 Ekim’de başladı. 23 Ekim’de sona ermiş görünüyor ama sona ermiyor. Çünkü Kampüsde Caz programları, 4 Kasım da sona eriyor.
İstanbul’da 18 ayrı salon, Anadolu’da Üniversite kampüsleri, liselerde caz atölyeleri, söyleşiler, çay saatleri ve daha bir çok etkinlik. Hepsini izlemek olası değil tabi. Ancak cazın değişik yaş ve kültür gruplarına ulaşmasını sağlıyan bir program bütünlüğü. Bir eğitim programı adeta.
Ve 26 yıldır süren bir gelenek.
Bu güne kadar, sahnede ye alanlar ve izleyenler ayrı, ama bu programların oluşumunu sağlıyan, nerdeyse bir yıla ulaşan bir hazırlık çalışması var. Onlar, ortada pek görülmüyorlar doğal olarak. Biz bu yazı da bu görülmeyen orduya, katkıya, emeğe de içtenlikle teşekkür etmek istiyoruz.
Bakalım bizler için, 2017 sonbaharına şimdiden ne hazırlıklara girdiler. Kolay gelsin.
27. Akbank Caz Festivali’nde de buluşmak üzere.
___________________
İsmail Bayer.  31 Ekiam 2016. Pazartesi.  ismail.bayer1@yahoo.com

BİR CEVAP BIRAK

fourteen − 12 =