Cahilliğin getirdiği

Biz hep söyledik ama biz söyledik biz dinledik. Ne dedik? Cahillik dedik en tehlikeli ruh hastalığıdır. Öyle görünüyor ki bir takım düşüncesiz insanlar cahillikten zarar gelmeyeceği hatta yarar gelebileceği görüşüne sahip oldular ve yalapşap verilen bir eğitimin yeter de artar bile bir eğitim olduğuna inandılar. Bugün hepimizin pek güzel gördüğümüz gibi toplumumuzda artan cahillik bütün bir toplumu kemirmeye doğru gidiyor. Birçok şeyi doğru bilmesi gereken insanlar çok şeyden habersiz görünüyorlar. Cahillik yalnızca alt katmanlarda değil üst katmanlarda da giderek kökleşiyor. Toplumun genel yapısına baktığımızda yukarıdan aşağıya doğru akıl almaz görüşlerle ve eylemlerle karşılaşıyoruz. Ben bu yazıyı gecenin saat bir buçuğunda yazıyorum. Mahallede köpek havlamaları bu saatlerde başlıyor ve sabaha kadar sürüyor. Ben bilgisayarın başına geçer geçmez köpek takımı havlamalarıyla ortalığı yıkmaya başladı. Sabaha kadar aralıklı sürecek bu. Birileri onları gündüz saatlerinde iğrenç et parçalarıyla besliyor. Dünyanın birçok yerinde sokak köpeği ve sokak kedisi kavramları tarihe karışmışken bu kavramlar bizde giderek güçleniyor ve içi dolu kavramlar olmaya doğru gidiyor.

Düşünmeden yaşamanın en güzel belirtilerinden biridir bu sokak hayvanları sorunu. Kimseye bir iyilikte bulunmayı şu uzun ömründe bir gün bile aklına getirmemiş olan Halime teyze çantasından çıkardığı akciğerleri köpeklerin ve kedilerin önüne atarken bir iyilik meleği görünümü alıyor. Kedi köpek sevgisi o kadar yayıldı ki evde ya da kapı önlerinde bunlardan birkaç tane bulundurmamak bir gerilik belirtisi sayılmaya başladı. Kentlilerimiz böylece bir taşla iki kuş vurmuş oluyorlar, hem iyilik yapmak hem de çocuklarına hayvan sevgisini aşılamak yolunu seçiyorlar. Çocuklar bu koşullarda insan sevgisinden habersiz büyüseler de hayvan sevgisi konusunda epeyce yol almış oluyorlar. Kediden ve köpekten bulaşan hastalıkların neye patladığını da kimse bilmek istemiyor. Efendim kedi temiz hayvanmış çünkü poposunu yalıyormuş. Popo yalamakla temiz olunuyorsa bu uygulamayı uygar insanların yaşamında da yaygınlaştıralım. Hanım kardeşimiz köpeğini kucağından indirmiyor, ara sıra öpüyor okşuyor, başını onun tüylerine gömerek büyük bir hazzı yaşıyor. Köpeğine gösterdiği yakınlığı çocuklarından da esirgemiyorsa ne mutlu! Bu köpek takımı hiç de temiz değildir bence. Onlar kediler gibi de yapmıyorlar, popolarını yalamayı düşünmüyorlar.

Çocuklarımız bu yolla hayvan sevgisini edinebiliyorlar mı bilmiyorum. Ayrıca özel olarak hayvan sevgisi diye bir şeye gerek var mı onu da bilmiyorum. Hayvanlar doğada güzeldir, doğadan koparıldıklarında sevimsizleşirler. Kafesteki aslanın bakışlarına dikkat ettiniz mi? Zaman zaman balkona bakan pencerenin önüne ekmek kırıntıları koyuyorum. Kumrular gelip bu kırıntıları gagalıyorlar. Baktım sık gelmeye başladılar. O durumda kırıntıyla yetinemiyorlar. Şimdi bulgur koyuyorum zaman zaman. Bulguru bulamayınca bekliyorlar. Dün düşündüm biraz, yahu dedim ben bu hayvanları tembelleştiriyor olmayayım. Çünkü bir zamandır serçeler de bulgur üzerinde hak iddia etmeye başladılar. Bir iki güvercin de bir ara bu işe katılmak istedi, neden bilmem olmadı. Bir sabah bir karga da şansını denedi ama karganın deneyi hüsranla bitti: koca gövdesini pencere önüne sığdıramadı hayvancık. Saksağanlar ve yeşil papağanlarsa ara sıra bize uğrasalar bile bu işe girmek istemiyorlar.

Kumruları bulgura alıştırmış da olsam onları doğadan koparmadım ya diye avutuyorum kendimi. Elimi uzattığımda ürküyorlardı baştan, bir süredir benden korkmuyorlar. Bu benim canımı sıkmadı desem yalan olur dostlarım. Doğallığını yitirirse bu hayvanlar hantal yaratıklar olup çıkarlar. Onlar doğallıklarının değerini bilemezler. Para içinde yüzen insanın etkinliğini yitirmesi gibi bir şeydir bu. Para insanı doğallığından çıkarır. Bir ara danışmanlık önerileri alırdım sık sık. Parasız günlerimdi. Hiçbirini kabul etmedim. Bunu ideolojik nedenlere bağlayanlar oldu ama iş onların sandığı kadar basit değildi. Ben paradan korkarım. Paraya egemenseniz yani onunla nesnel ilişkiler içindeyseniz çok para sahibi olmanızın bir anlamı yoktur. Biriktirseniz ne olur biriktirmeseniz ne olur. Para size egemense yandınız demektir, o zaman insanın yaşamında ne şiir kalır ne felsefe, hepsini yel üfürür su götürür. Siz şu parayı şuraya yatırayım öbür parayı da şuraya yatırırım diye hesaplar yaparken bir de bakarsınız doğrudan doğruya paraya dönüşmüşsünüz. Ben kendim evcilleşmemişken ne diye kumruları evcil olma koşullarına ittim diye kızıyorum kendime. Cahilliğimdendir diyorum.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

eleven + 16 =