Canım Hocam…

Tele sekreterinizi açıp dinleyenler bilirler; şöyle diyorsunuz:
“Merhaba, 2009 un kötü geçeceğini söyleyenlere sakın inanmayın…
Umuda kucak açın”

2009 sizin için geçmedi hocam…
Zaman durdu, umut saklandı köşesine…

Yazmak şimdiye kadar benim için hiç bu kadar zor olmamıştı;
üstelik bu kadar çok şey varken size dair anlatmak istediğim…

Okul sizsiz nasıl ıssız şimdi;
Koridorlarda hala o ışıltılı, yemyeşil gözleriniz…

Kürsünüz sizi bekliyor hocam; öğrencileriniz sessiz;

Bu kadar mı soğuk olurmuş sınıflar varlığınızın o büyülü, tuhaf sıcaklığı içeri dolmayınca; siz olmayınca bu kadar mı öksüz, bu kadar mı dilsiz
kalırmış sıralar…

Okulda bölüme girer girmez ilk sağ koridor ve yine sağa doğru tam karşı oda, sizin odanız; kapınızın üzerinde Prof. Dr. Türkel Minibaş yazısı baki…

Peki şimdi çalsam kapınızı, girsem içeri; duymak istesem ‘merhaba, çiğdem, ne iyi ettin de geldin, özlemişim seni’ diyen o samimi, sevecen sesinizi…
Kucaklamak istesem varlığınızı, öpmek yanaklarınızdan…

Orada mısınız?

En son, ‘Çiğdem, son zamanlarda yeni çıkan kitap ne var ne yoksa liste yap benim için, hepsini almak ve okumak istiyorum; arada seninle de oturup bir şeyler yapalım’  demiştiniz bana…

Sesinizdeki coşku, azminiz, yaşama dair yürekliliğiniz umutlandırmıştı beni; 
Belki de diyordum; belki de doktorlar yanılıyordur; belki de hocamız…

Ama 2009 yılı geçmedi sizin için Türkel hocamız… 

Oysa ne çok projeniz vardı daha hayata geçirecek; Ne çok koridorunuz vardı okulda arşınlayacağınız; ne çok kürsü, ne çok sınıf, ne çok jüri gireceğiniz, çıkacağınız; ne çok ödev, vereceğiniz; ne çok öğrenci dinlerken büyüleyeceğiniz; ne çok sınav yapacağınız; ne çok kağıt okuyacağınız; ne çok liste dolduracağınız; ne çok imza atacağınız…

Hocam işiniz daha çoktu buralarda…

Neredesiniz?

_________________-

* Yrd. Doç. Dr.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here