“Cem’in tek olmadığının kanıtı”

Münevver Karabulut’un ailesinin avukatı, Adli Tıp raporundaki ifadeye dikkat çekti.

Bahçeşehir’de öldürüldükten sonra cesedi Etiler’deki bir çöp konteynerine atılan Münevver Karabulut’un ailesinin avukatı Rezan Epözdemir, Adli Tıp raporunda, Cem Garipoğlu’nun ”şizoid bulgularının dikkat çekici bulunduğu” şeklindeki ifadenin, sanığın olayı tek başına gerçekleştiremeyeceğinin en büyük kanıtı olduğunu savundu.

Epözdemir, davanın görüldüğü Bakırköy 4. Ağır Ceza Mahkemesine verdiği dilekçede, tanık anlatımlarına, gelen bir kısım yazı cevaplarına ve sanık ifadelerindeki ”çelişkili beyanlara” işaret etti.

Mahkemede dinlenen tanıklardan Yunus Tahincioğlu’nun beyanlarının çelişkili, maddi gerçeğe ve hayatın olağan akışına aykırı olduğu savunulan dilekçede, en önemli delillerden biri olan testereyi satmış olan tanığın, testerenin satın alındığı tarihi tam olarak hatırlamadığı, ancak saatini yaklaşık olarak hatırladığı kaydedildi.

Tanığın, satışın saati konusunda vermiş olduğu bilginin ise dosya içerisindeki birçok delile göre tamamen gerçek dışı olduğu öne sürülen dilekçede, kesilen fişin sanığın satın aldığı testere için kesilip kesilmediğinin belli olmadığı, fişin asıl nüshasının sanığın üzerinden veya evinden çıkmadığı anlatıldı.

Dilekçede, iddia olunan fişin bulunamadığı, tanığın kolluk kuvvetlerinin dükkana gelmesi üzerine vergisel cezadan korkması sonucu, başka bir fişi testereye karşı kesilmiş olarak verdiği ileri sürüldü.

Cem Garipoğlu’nun olay tarihi itibariyle cezai ehliyetini etkileyebilecek herhangi bir akıl hastalığı veya akıl zayıflığının bulunmadığı, cezai ehliyetinin tam olduğu şeklindeki Adli Tıp Raporuna da değinilen dilekçede, bu raporun Psikogram bölümündeki, sanıkta ”şizoid bulgularının dikkat çekici bulunduğu” şeklindeki ifadenin, bir bakıma sanığın olayı tek başına gerçekleştiremeyeceğine dair bir delil niteliğinde olduğu kaydedildi.

Rapordaki bu ifadenin, aynı zamanda sanığın beyanında geçen, ”Cinnet getirerek, kendinde olmadığı bir halde işlediğine dair” beyanlarının da gerçeği yansıtmadığına dair bir delil niteliğinde olduğu savunuldu.

”Şizoid” kişilerin, direkt olarak kışkırtıldıkları zaman bile öfkelerini yansıtmakta zorlandıkları, çoğunlukla önemli yaşam sorunlarına ya da olumsuz olaylara tepki vermedikleri ve pasif bir tavır gösterdikleri, çekingen yapıları olduğu belirtilen dilekçede, şu ifadelere yer verildi:

”Günlük yaşam olaylarına pek katılmazlar, başkalarıyla benzer kaygıları taşımazlar, başkalarına pek bir yakınlık duymazlar, duygusal soğukluk, kopukluk ya da tekdüze bir duygulanım gösterirler. Duygulanımlarında iniş çıkışlar pek görülmez. Serinkanlı, sakin, telaşa kapılmayan ve duygularını seyrek gösteren kişilerdir. Bu saymış olduklarımız sanık Cem Garipoğlu’nun birebir kişiliği ile örtüşmese de raporda da belirtildiği üzere sanıkta bir kısım belirtiler dikkat çekicidir. Yukarıda bahsettiklerimiz ışığında, sanık Cem’in öfkesini yansıtmakta zorlanan, yansıtsa bile öfkesini çok fazla ileriye götüremeyecek olan bir kişilikte olduğu aşikardır. Bu saldırı sonucunda 29 kez bıçaklayacak ve başını gövdesinden ayıracak kadar kararlı olması ve kararını sürdürmesi kişiliğine aykırı bir durumdur. Bu ancak başka birinin sürekli olarak hareketlerine müdahalesi ve yönlendirmesi ile gerçekleşebilecek bir durumdur.”

Dilekçesinde, sanık beyanlarındaki tutarsızlığın, araştırılması gereken savunma delillerinin savunma tarafından değil, kendi taraflarından araştırıldığını ifade eden avukat Epözdemir, ”savunmanın gerçek dışı olduğunu, bunun da mahkeme tarafından idrak edilmesini beklediklerini” kaydetti.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.