Çetin Uygur, yaşamı örnek olan biri…

Çetin Uygur, hepimizin abisi. Harun Karadeniz ile birlikte 68 gençliğinin sesi olmuştur…

O sestir ama lider olma gibi hevesi yoktur, birlikte yapmaktan ve birlikte üretmekten başka düşüncesi ve hayata bakışı olmamıştır. Yeraltı Maden İş Sendikasında “Üreten Biz, Yöneten de Biz Olacağız” sloganı bu yaşam tercihinden doğmuştur.

O kişisel kurtuluşu için istemiş olsaydı bugün yazlıkları, çocuklarını Amerika’nın en pahalı okulunda okutacak kadar birikimi ve ismi şanı olmayan ama iyi mühendis olan biri olurdu. Patronuna ortak olmuş bir mühendis olurdu, çünkü çok çalışkan ve zekidir…

Hiç birini kabul etmemiş, işçiden yana tavrını koymuştur.

O madende işçiler ile birlikte toprağın altında yer almış, onların alın terine, ekmeğine ortak olmuş, onların sesi olmuştur…

O yüzden onun yazlığı, hanları, hamamları yoktur.

O insandır, emekten ve emekçiden yana…

Bugün artık vücudu eskisi gibi genç değildir, zamanın izini üzerinde taşımaktadır, doğal bir süreçtir yaşlanmak ve o da yaşlanmıştır, elinden geldiğince her eyleme gider ve birlikte üretimden bahseder.

Onu Yeraltı Maden İş Sendikasında çalışırken ziyaret eden gençlik militanları yazlığına davet ediyor, yazlık kasabada yaşadıkları huzurdan bahsediyor. O onları da kıramıyor gidiyor ziyaretlerine, onlarda ellerinden gelen özeni, hoş görüyor, hava atmadan ona sunuyor. Hayat tercihlerin bir birikimi ve onun bize bıraktığı iz değil mi?

Çetin Uygur abimdir ve o insandır…

Onun insani yönü kendisi ile barışık olduğunu geçenlerde anlattığı bir kısa öyküyü yazmadan geçemeyeceğim. Çünkü onun politik yönü, tercihleri, mücadelesi bir çok kitap içinde zaten vardır, onun insani yönü de satır alalarında yer almıştır ama bir de ben yazayım dedim.

Her yaşlılık sürecinde olduğu gibi o da doktorun kapısına gider olmuş, gerçi onu oraya götüren Et Balık Kurumunun bodrum katında etlerin asılması gereken yerde insanların asıldığı, nemli hücreler, işkencenin daha uzun sürsün diye daha kötü koşullarda yaşatıldığı yerlerin izleri de var. Çünkü o insanı seven, insana yakışan bir sistemde yaşanması gerektiğini, kapitalist sistemin çürümesine karşı direnen bir mücadele insanıdır. Mücadelesinden vazgeçirmek için yapılan her türlü baskıya karşı gelmiş birinin doktora gitmesi çok doğaldır.

Günlerden bir gün Çetin Uygur’da doktora gitmiş ve doktor demiş ki “kendine çok iyi bak, artık yaş geldi kemale”… Onun baş dönme sorunu varmış, orta kulaktan kaynaklanan sorun. Doktor doktor geziyormuş bu arada ve her doktor ilaç vermiş ama her doktor ortak noktası “kendine iyi bak!”. Her doktora da “tamam” demiş. Ama yine de eşine bunu pek açıklamamış, bir gün doktor çıkışı gitmiş eve; “hanım, doktor iyi bak dedi bana” demiş… “Anladım” demiş hanımı, ertesi gün dış kapının girişine boy aynası almış ve takmış.

Dışarıdan giren ister istemez aynaya bakıyor…

Demiş Çetin abi, “nedir bu?”

Hanımı gülerek demiş ki; “kendine iyi bak diye astım onu, kendini daha iyi görürsün bu sayede, neye ihtiyacın olduğunu ne yapman gerektiğini bilirsin” demiş…

Çetin abi bunları anlatırken kıs kıs gülmeye de devam ediyordu…

O benim, bizim abimiz, o onurumuzdur, anıların bir bölümü başkaları yazdı, bir bölümü kendisi, umarım o direnç içinde ama öğretiler ile dolu hayatını kendisi kaleme alır ve insanlığa armağan eder, çünkü onun ile özdeşlemiş söz her daim kulağımda, her daim yolumu aydınlatandır. Üreten biz, yöneten de biz olacağımız dünya özlemi ile hayata daha dirençli bakıyoruz, çünkü üretenler sahip olmazsa üretim araçlarına daha çok sömürülecektir…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.