CHP: 24 Haziran dönüşümün başlangıcı olacak

CHP Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul 2. Bölge Milletvekili Adayı Ünal Çeviköz, Seçim Özel’e konuk oldu, merak edilen soruları yanıtladı.

24 Haziran seçimlerine haftalar kaldı. Tüm ülke seçim tartışmaları yürütürken CHP Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul 2. Bölge Milletvekili Adayı Ünal Çeviköz, Seçim Özel’e konuk oldu, seçimlere ilişkin gelişmeleri değerlendirdi, CHP’nin taktiğini anlattı, eleştirileri yanıtladı. Zeliş Irmak’ın sorularını yanıtlayan diplomat kökenli Çeviköz, dış politikadan ekonomiye, ittifak tartışmalarından, Kürt sorununa kadar pek çok konuyu değerlendirdi.

‘OHAL TEMSİL EŞİTLİĞİNİ ORTADAN KALDIRIYOR’
İlk olarak OHAL koşullarında gündeme getirilen baskın seçimi değerlendiren CHP Genel Başkan Yardımcısı Çeviköz, OHAL koşullarında gerçekleştirilecek seçimlerin demokratik standartlara uygun olmadığını ifade etti:

“OHAL koşulları bir çok kısıtlamayla bizi karşı karşıya bıraktı. Basın özgürlüğü konusunda, ifade özgürlüğü konusunda, demokratik hak ve özgürlükler konusunda, temel insan hakları konusunda her şey bir KHK ile birden bire kısıtlanıveriyor. Bu şartlar altında temsil eşitliği elbette ortadan kalkıyor. Biz bütün siyasi partilerin eşit koşullar altında propaganda yapabilmelerini ve seçim atmosferinde eşit koşullarda olmasını arzu ederiz. Ancak iktidar partisi ve iktidarı oluşturan ittifaka çok daha fazla zaman ayrılıyor. Bu da olağanüstü hal durumunun bize vermiş olduğu baskının ne kadar ciddi olduğunu gösteriyor.”

‘BU KOŞULLAR ALTINDA YAPILACAK SEÇİMLER DEMOKRATİK OLMAZ’
Mevcut koşullar altında yapılacak seçimlerin demokratik sayılamayacağını vurgulayan Çeviköz, “Ancak biz bundan yılmıyoruz ve bütün gücümüzle elimizden geldiği kadar basın organları aracılığıyla ve sosyal medyayı ağırlıklı kullanarak bu dengesizliği ortadan kaldırmaya gayret ediyoruz” dedi.

‘İNCE DEMİRTAŞ’IN AİLESİNİ DE ZİYARET EDECEK’
HDP’nin Cumhurbaşkanı Adayı Selahattin Demirtaş’ın cezaevinde tutuklu bulunmasını da propaganda hakkının engellenmesi olarak yorumlayan CHP Genel Başkan Yardımcısı; Selahattin Demirtaş’ı ziyaret eden Muharrem İnce’nin, önümüzdeki günlerde Diyarbakır’da Demirtaş’ın ailesini de ziyaret edeceğini duyurdu.

‘DEMİRTAŞ ADİL OLMAYAN KOŞULLARDA YARIŞIYOR’
Demirtaş’ın tutukluluğunu “Elbette adil olmayan bir durum” diye yorumlayan Çeviköz, “Sadece CHP’den ve Muharrem İnce’den değil, diğer partilerden de seçim sürecinin eşit koşullarda yürütebilmesi için Demirtaş’ın bir an evvel serbest bırakılması çağrısı yapıldı. Ancak içinde bulunduğumuz koşullar buna izin vermiyor. Ben Demirtaş’ın şu anda adil olmayan koşullarda yarıştığı kanaatindeyim. Demirtaş’a eşit olmayan koşullarda başarılar ve kampanyasında kuvvet diliyorum” dedi.

‘SEÇİM SONRASI İLK İŞİMİZ OHAL’İ KALDIRMAK’
CHP Genel Başkan Yardımcısı Çeviköz, seçim sonrası ilk hedeflerinin OHAL’i kaldırmak olduğunu da dile getirdi:

“Bizim hedefimiz seçimlerden sonra ilk eylem olarak ve ilk proje olarak OHAL’in kaldırılması. Dolayısıyla OHAL’in kaldırılmasıyla birlikte ülkemizin tekrar demokratik imkanlara demokratik koşullara kavuşacağını düşünüyoruz.”

‘TAŞINAN SANDIKLARDAN HÜKÜMET LEHİNE BLOK OYLAR ÇIKARSA USULSÜZLÜK VARDIR’
Seçim güvenliğine ilişkin kaygı yaratan uygulamaları ve bunun son örneği olarak YSK’nin sandıkları taşıma kararına da tepki gösteren Çeviköz, “Sandık taşıma kararının alınmasıyla ilgili koşullar bundan 20 yıl önce söz konusuydu. Bugün aradan geçen onca yıla rağmen, o koşulların değişmiş olduğundan emin olduğumuz halde bu sandıkların taşınması kararı verildi. Bugün sandıklara seçmenin ulaşabilmesine engel olabilecek bir durum yok” dedi.

Hükümetin terörün kontrol altına alındığı yönündeki iddialara ve sandık taşımaya gerekçe gösterilen ‘güvenlik’ bahanesine de değinen Ünal Çeviköz, “Bunu daha geçen günlerde hem başbakan hem AKP Genel Başkanı söyledi. Eğer mevcut koşullarda sandık taşımaya ihtiyaç duyuluyorsa seçmen elbette bunun altında bir kasıt olduğunu düşünür” dedi. YSK’nin sandık taşıma kararının da eşitliği zedelediğini ifade eden Çeviköz, “Her seçmen kendine en yakın yerde ve oyunu demokratik olarak kullanma hakkına sahip olmalıdır. Bunun takipçisi olacağız. Özellikle taşınan sandıkların sonuçlarına çok dikkat edeceğiz. Eğer blok halinde herhangi bir şekilde iktidar yanlısı oylar çıkarsa, oralarda bir takım düzensizlikler olduğu kanaatine varacağız” uyarısında bulundu.

‘SANDIK GÜVENLİĞİ İÇİN GÖNÜLLÜ ORDUSU YARATIYORUZ’
Seçim güvenliğinin sağlanması için Millet İttifakı içerisinde yer alan partilerle görev paylaşımları yaptıklarını dile getiren CHP Genel Başkan Yardımcısı Ünal Çeviköz, “Birinin açık kaldığı yerlerde bir diğeri o açığı kapatacaktır. Ayrıca gönüllülük kampanyası başlattık. 2011 seçimlerinde ve referandumda sandık güvenliği için görev yapan sivil toplum kuruluşlarıyla temas halindeyiz. Onlarla da görev paylaşımı yapıyoruz. Sandık gözlemciliği için gönüllü ordusu yaratmaya çalışıyoruz. Millet İttifakı içerisinde birlikte olmamamıza rağmen HDP ile de seçim güvenliği ve sandık güvenliği için temaslarımızı sürdürüyoruz. Onların da bu konuda duyarlılıklarının farkındayız” dedi.

Oyların nasıl korunacağına ilişkin de bilgi veren Çeviköz, “Seçim bittikten ve oylar sayıldıktan sonra ıslak imzalı tutanakların mutlaka birer kopyasını temin edeceğiz. Onları en kısa zamanda hem bağlı bulundukları ilçe seçim kurullarına hem de örgüte iletmelerini isteyeceğiz. Bunlar sürekli olarak birbirleri ile karşılaştırılacak. Genel başkan yardımcılarımızdan biri iletişim teknolojileri ve bilgisayar teknolojisi konusunda son yöntemleri uygulayarak bir model ve çalışma geliştirdi. Online bağlantı sağlayarak her sandıktan o tutanaklarla ilgili sonuçları anında biz de göreceğiz ve tutanakların YSK’ye gittiği haliyle yakından takip etme imkanımız olacak” açıklamasında bulundu.

Seçim güvenliği denildiğinde sadece sandık başının akla gelmemesi gerektiğini de ifade eden Çeviköz, “Seçim kampanyası boyunca sürecek olan güvenliği de dikkatle izliyoruz. Uluslararası gözlemciler de gelecek. Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatından temsilciler var. Ulusal düzeyde başka kuruluşlardan temsilciler de gelecek. Onların, memleketin en ücra köşelerine varana kadar gidip gözlemlerini yapmalarını istiyoruz. Türkiye’de bu seçimin OHAL koşullarına rağmen olabildiğince adil, demokratik ve sandık güvenliğinin sağlandığı bir ortamda yapılmasını arzu ediyoruz” ifadelerini kullandı.

‘EMİNİM SEÇİM AKŞAMI HERKES SEÇİM KURULLARI ÖNÜNDE ADİL SONUÇLARI BEKLEYECEKTİR’
Daha önceki seçimlerde yaşanan usulsüzlükler nedeniyle siyasi partilere yöneltilen eleştirilere de yanıt veren Ünal Çeviköz, “Oyları korumak sadece CHP’nin sorumluluğu değil. Bu bütün yurttaşlarımızın sorumluluğu. Şu an iktidarda tek adam rejimini getirmek isteyenlere karşı tüm yurttaşlarımızın el birliği ile sahip çıkması gereken demokratik haklarından biridir. Seçimde kullanılan her oy önemlidir ve her oy sahip çıkılması gereken bir oydur. Seçim gecesi ben eminim ki siyasi partilerin çağrısına ihtiyaç olmadan yurttaşlarımız hem ilçe seçim kurullarında hem il seçim kurullarında hem de YSK önünde mutlaka sonuçların adil bir şekilde yansıtılmasını bekleyecektir. Çünkü bunu yapmadığımız takdirde ortalığı boş bulacak olanların bir şekilde bazı oyunlara veya bazı sahteciliklere yeltenmeleri ihtimali var. Bu defa buna müsaade edilmeyecek” dedi.

‘BİZ DE HDP’NİN İTTİFAK İÇERİSİNDE OLMASI GEREKTİĞİNİ DÜŞÜNÜYORUZ’
Sıfır baraj denilerek oluşturulan Millet İttifakı’nda HDP’ye yer verilmemesine ilişkin eleştirilere de yanıt veren Çeviköz, kendilerinin HDP’nin de ittifakta yer alması gerektiğini düşündüklerini ancak ittifakta yer alan diğer bazı partilerin buna olumlu yaklaşmadığını söyledi:

“HDP’nin Millet İttifakı’nın içerisinde yer alması gerekirdi. Bu konuda CHP’nin yaklaşımı başından beri gayet ilkeli olmuştur ve başından beri de bellidir. Yüzde 10 barajını aşmanın yolu bütün ittifakı muhalefet partilerinin birlikte oluşturmaları ile mümkündür. Onun için biz HDP’nin de bu ittifakta olmaları gerektiğini savunduk. Ancak müzakereler sırasında değişik görüşler oldu. İttifakı oluşturan bütün partilerin aynı kanıda olmaları bazen mümkün olmayabiliyor. Sadece bu konuda değil başka konularda da görüş farklılıkları olabiliyor.”

Millet İttifakı’nın birbirine yakın düşüncelerle oluşan bir ilkeler platformu olduğunu söyleyen Ünal Çeviköz, “HDP’nin bu ittifak içinde olmaması HDP ile herhangi bir işbirliği yapılmadığı anlamına gelmesin. Bunun özellikle altını çizmek isterim. CHP olarak biz HDP ile seçim güvenliği ve sandık güvenliği konusunda çok yakın bir işbirliği ve dayanışma içindeyiz” dedi.

‘İKİNCİ TURDA DOĞAL BİR YURTTAŞ İTTİFAKI OLUŞACAKTIR’
Seçimin birinci ve ikinci turuna dair değerlendirme ve öngörülerde bulunan CHP Genel Başkan Yardımcısı Çeviköz, “Birinci tur tamamen parlamento seçimlerine odaklı bir şekilde geçecek. Biz elbette Muharrem İnce’nin kazanarak, seçimin birinci turda bitmesini arzu ediyoruz. Ancak ikinci tura kaldığı takdirde doğal bir yurttaş ittifakı oluşacaktır. Muharrem İnce’nin ikinci tura kalması halinde, İnce’nin ‘81 milyonun cumhurbaşkanı olacağım’ sözü ile din, dil, etnisite, milliyet, cinsiyet veya mezhep herhangi bir ayrım yapmadan tüm yurttaşlarımızı kucaklayan bir yaklaşım içerisinde olmasının önemli bir fark yaratacağına inanıyorum. Bu kapsayıcılıkla toplumsal barışı yeniden ülkemize getirecek olan bir söylemle bu birlikteliği sağlayacağına inanıyorum” dedi.

‘İNŞAATA DAYALI EKONOMİK KALKINMA İSPANYA VE ALMANYA’DA ÇÖKTÜ’
CHP’nin seçim bildirgesinde yer alan başlıklara ilişkin de konuşan Çeviköz, ekonomide yaşanan sorunun ithalata ve inşaat sektörüne dayalı kalkınma modelinden kaynaklandığını ifade etti:

“Sihirli kelime üretim ekonomisidir. Türkiye’nin üretime dönük bir ekonomi ya da kalkınma modeli yok. Maalesef ithalata dayalı bir ekonomimiz var. İnşaat sektörüne ağırlık verilmiş durumda. Tek bir sektör üzerinden kalkınma modeli şimdiye kadar hiçbir ülkede başarıyla sonuçlanmadı. Özellikle inşaata dayalı tek sektör üzerinden ekonomik kalkınma 60’lı yıllarda Almanya’da, 70’li, 80’li yıllarda İspanya’da çöktü. Bugün de ekonominin karşı karşıya kaldığı sorunların başında bu gelmekte.”

Ekonomide yaşanan kötü gidişata dair çözüm önerilerini de sıralayan Çeviköz, “Kısa zamanda Türkiye ekonomisinin yapısal formlarla önemli bir dönüşüm kazanacağını düşünüyoruz. Birinci olarak Kalkınma Kuşağı başlığı altında dile getirdiğimiz 5 Anadolu Kalkınma Kuşağı ile bütün Türkiye’yi birbiriyle bütünleştirecek ve bağlayacak bir üretim zinciri oluşturmayı ve ekonomimizi üretime yönelik bir şekilde dönüştürmeyi planlıyoruz. Ülkede ailelerin kaç çocuk sahibi olması gerektiğine hükmeden bir zihniyet olduğu gibi faizin de yüzde kaç olacağına hükmeden bir zihniyetin olmaması gerektiğini düşünüyoruz” ifadelerini kullandı.

‘ÜNİVERSİTE EĞİTİMİ ALAN HERKES EKONOMİ DERSİ ALMIŞTIR’
Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan’ın ekonomiye müdahalesini de eleştiren Çeviköz, “Üniversite eğitimi olan herkes bir ekonomi dersi almıştır. AKP Genel Başkanı’nın ekonomi ile ilgili düşüncelerinin ekonominin temel prensipleriyle pek uyumlu olduğu kanaatinde değilim. Enflasyon ile faiz arasındaki oran bizim gördüğümüz kadarıyla AKP Genel Başkanı’nın kurduğu orandan farklı. Bu yüzden sorunlarla karşılaşılıyor” dedi.

Uluslararası yatırımcıların Türkiye’ye artık daha az ilgi göstermesinin Türkiye’nin hukuk devleti özelliğini kaybetmiş olmasından kaynaklandığını söyleyen Çeviköz, “Hukuk devleti özelliğini kaybettiğiniz takdirde uluslararası yatırımcılara güven veremezsiniz. Güven vermediğiniz zaman da uluslararası yatırımcı sizin ülkenizde üretime yönelik yatırımlar yapmaz. Gelir borsada sıcak parayı dolaştırır, faizlerden yararlanarak ne kadar kar ediyorsa o karı alır sonra da gider” dedi.

KÜRT SORUNUNA DAİR EŞİT YURTTAŞLIK VURGUSU
Seçim bildirgesinde ‘Toplumsal barış’ başlığı altında Kürt sorununun çözümü için sıralanan önerileri de anlatan Ünal Çeviköz, “Türkiye’nin Kürt sorunu olduğu konusunda gerçeklerle ayağımızı yere basmamız gerektiğine inanıyorum. Bütün yurttaşlarımızın eşit yurttaşlar olarak hiç bir ayrıma tabii olmaksızın mutlaka anayasa önünde eşit şartlarda eşit haklardan yararlanabilmesi gerekir. Dil konusu da böyledir. Resmi dil Türkçe ise de anadilde eğitimin olması, anadilin öğrenilmesi için imkanların yaratılması gerekir” dedi.

Türkiye’nin Avrupa Birliği Yerel Yönetimler Özerklik Şartına ilişkin çekincesini de değerlendiren Çeviköz, “Avrupa Birliği Yerel Yönetimler Özerklik Şartı, dengeli bir kalkınma modelinin, gelir dağılımında adaletin ve tüm yurttaşların anayasadaki haklardan eşit şekilde yararlanabilmesinin imkanıdır. Eğer Türkiye AB’ye girmek istiyorsa bu şart mutlaka hayata geçirilmelidir. Bu konuda şimdiye kadar iktidar hep ayak sürüdü. Yerel yönetimlerin merkezden bağımsız olarak değil, ama dengeli bir şekilde yerel konularla ilgili kararları alabilme imkanına kavuşturulması gerekir” dedi.

‘TOPLUMSAL BARIŞ İÇİN DİYALOG SÜRECİ YENİDEN BAŞLAMALIDIR’
Toplumsal barışın sadece bu şartın yerine getirilmesiyle sağlanamayacağını söyleyen Ünal Çeviköz, “Türkiye’de etnik, milli, azınlıklar arasında hiç bir fark gözetmeksizin; mezhep, etnisite ayrımı yapılmaksızın herkese eşit yurttaşlık haklarının sağlanmasıyla mümkündür. Biz toplumsal barışın sağlanması için diyalog sürecinin ve barış sürecinin tekrar başlatılması gerektiğine inanıyoruz. Bunun TBMM çatısı altında yapılmasının da önemli olduğunu özellikle vurgulamak isterim” dedi.

‘TÜRKİYE DIŞ POLİTİKADA TARAFSIZLIĞINI KAYBETTİ’
Dış politikada gelinen noktayı da değerlendiren Çeviköz, “Türkiye’de dış politika son yıllarda bir iç politika malzemesi haline döndürüldü. Bu uluslararası toplumun Türkiye’ye olan güvenini kaybetmesine yol açtı. Türkiye’nin dış politikası tarafsızlığını kaybetti. Türkiye, cumhuriyet tarihi boyunca uluslararası sorunların çözümünde, aktörlere eşit mesafede durarak kolaylaştırıcı rol üstlenebilmiştir. Türkiye bu özelliğini Ortadoğu’da kaybetti. İdeolojik ve mezhep odaklı bir dış politika uygulanmaya başlandı. Bu sadece müttefiklerimizin veya batılı kurumların değil, aynı zamanda komşularımızın bize olan güvenini kaybetmelerine de yol açtı. Arap-İsrail uyuşmazlığında aynı yaklaşım içindeyiz. Araplar arasındaki uyuşmazlıklarda aynı yaklaşım içindeyiz. Kuzey Afrika ve Ortadoğu’daki Arap uyanışı ile başlayan gelişmelerde belli düşünceye sahip ideolojik temelli siyasi partilerin iktidara gelebilmesi için Ankara’daki iktidar çaba gösterdi. Her şeyden önce bunların düzelmesi gerekmektedir. Türkiye’nin tekrar uluslar arası topluma güven veren sözüne inanılır, güvenilir ve öngörülebilir bir dış politika izlemeye başladığını göstermek gerekir” dedi.

Türkiye’nin batıyla olan ilişkilerinin de sürdürülmesi gerektiğini ifade eden Ünal Çeviköz, “Batı ile ilişkiler Türkiye’nin kalkınmasıyla ilgili önemli bir bağlantı. Gerek teknoloji açısından gerek yatırımlar açısından gerek demokratik ilke, temel hak, özgürlükler açısından… Özet olarak, Türkiye’ye batıdan bakıldığında Türkiye bulunduğu coğrafyanın ve doğuyla olan irtibatının sağladığı bir cazibe ile batı için önemli bir aktör olarak görülmektedir. Türkiye’ye doğudan bakıldığında ise Türkiye’nin batı kurum ve kuruluşlarıyla olan ilişkisi Türkiye’yi cazip bir ülke haline getirmektedir. Dolayısıyla fiziki ve coğrafi konum Türkiye’nin batı ile doğu arasında herhangi bir şekilde önemli keskin bir tercih yapmadan ama bu iki önemli kültürü birbirine yakınlaştıran, bütünleştiren bir uluslararası aktör olmasını gerektirmektedir. Bu özelliğini kaybettiği zaman dış politika başarılı olamaz” dedi.

‘ÜLKELERİNDEKİ KOŞULLAR DÜZELDİĞİ ZAMAN SURİYELİLERİN ÜLKELERİNE DÖNECEĞİNİ DÜŞÜNÜYORUZ’
Suriyeli mültecilere ilişkin CHP’den gelen açıklamalarla ilgili eleştirileri de değerlendiren CHP Genel Başkan Yardımcısı Çeviköz, “Suriyelilerin tamamının ülkelerindeki koşullar düzeldiği zaman tekrar geri dönmeleri beklenmese de o koşulların sağlanmasıyla birlikte bir kısmının kendi yurtlarına dönmek isteyeceklerini düşünüyoruz. Ama Suriye’nin 2010 yılında, Suriye’deki kargaşa ve iç savaş başlamadan önceki ekonomik durumuna kavuşabilmesi için aşağı yukarı 300 milyar dolarlık bir yatırıma ve kalkınma projesine ihtiyacı var. Bunun gerçekleşmesi de neredeyse on yıllar sürecek bir proje. Bunu şimdiden ülkedeki çatışmaların durdurulup barışın kurulması ve bir an evvel demokratik bir ortama geri döndürülmesini sağlamasıyla başlatılması gerekiyor. Bu başladıktan sonra yavaş yavaş Türkiye, Lübnan ya da Ürdün’de bulunan Suriyeli sığınmacıların kendi topraklarına dönmeye başlamaları gerekir. Sığınmacılara hiç bir şekilde kötü ve ülkeye zarar veren unsurlar olarak görmemek gerekir. Onların önce kendi ülkelerine dönebilmelerinin koşullarını yaratmak için yardımcı olmak gerekir. Olmadığı takdirde de bulundukları ülkenin toplumuna entegre olmalarını ve o topluma yapıcı bir şekilde katkı sağlamalarının koşullarını yaratmak gerekir” dedi.

’24 HAZİRAN ÜLKEDE ÖNEMLİ BİR DÖNÜŞÜMÜN BAŞLANGICI OLACAK’
Muharrem İnce’nin sürdürdüğü seçim kampanyasını da yorumlayan Çeviköz şunları söyledi:

“İnce’nin verdiği mesajlar fevkalade olumlu, yapıcı, kapsayıcı. Parti rozetini çıkartıp, ‘Cumhurbaşkanı adayı olarak parti kimliğimden kendimi arındırmam lazım’ dedi. Bu bizim ilkemiz. Çünkü Türkiye’nin cumhurbaşkanın herhangi bir siyasi partinin temsilcisi olmaması gerektiğini tüm yurttaşlara eşit durması gerektiğini sadece belli bir partinin seçmeninin cumhurbaşkanı olmaması gerektiğini savunuyoruz. Bizim seçimlerden sonra dönüştürmek istediğimiz sistem de budur. Yeniden parlamenter demokrasinin ihya edilmesi bir cumhurbaşkanın tüm yurttaşları kapsayan, her yurttaşına eşit mesafede durmasıyla gerçekleşecektir. Muharrem İnce bütün mitinglerinde bu mesajı veriyor. Bu pozitif enerjinin yurttaşlar tarafından coşkuyla kabul edildiğini görüyoruz. Bu seçimlerin Türkiye’de önemli bir dönüşümün başlangıcı olacağına inanıyoruz.”

CHP’nin milletvekili adayı olarak kendi vaatlerini de anlatan Ünal Çeviköz, “Bir milletvekilinin her şeyden önce demokrasi için bu yarışa girdiğini itiraf etmesi ve bunu vurgulaması gerekir. Demokrasi mücadelesi verdiğimiz bir ortamda seçime gittiğimizi düşünüyorum. Demokrasi mücadelesinde hattı müdafaa yoktur sathı müdafaa vardır. O satıhta Mustafa Kemal Atatürk’ün söylediği gibi bütün vatandır. Öncelikle kendi seçim bölgemdeki vatandaşlara vaatlerim var. Ben özellikle İstanbul’un temsilcisi olarak her şeyden önce daha demokratik daha adil tüm yurttaşlara eşit olan ve özellikle Türkiye’de giderek geriletilmeye başlanan kadın haklarını savunan bir milletvekili olmayı şimdiden taahhüt ediyorum” dedi. (Zeliş IRMAK / Evrensel Web TV)

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

9 − five =