Çiğ süt satışına yasak geliyor!

Çiğ süt satışına yasak geliyor!

0
PAYLAŞ
YUSUF YAVUZ / AÇIK GAZETE İneği, keçisi olan komşudan alınan sütle evde yoğurt ve peynir yapmak tarihe karışacak, Türkiye endüstriyel süte mahkûm edilecek…
Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik, çiğ sütün tüketiciye doğrudan arzına ilişkin tebliğ taslağını hazırladıklarını ve Başbakanlığa gönderdiklerini belirterek, “Çiğ süt, bu kapsamda ancak ari çiftliklerden, işletmelerden satılabilecek” dedi. Türkiye’deki ari işletmelerden 1 milyon 300 bin ton süt elde edildiğini söyleyen Bakan Çelik, tebliğin ari işletme sayısının artmasını da teşvik edeceğini belirterek, denetimi kolaylaştırmayı amaçlayan düzenleme ile keyfi uygulamaların önüne geçilebileceğini kaydetti. Çiğ süt yasağının küçük hayvan yetiştiricilerini bitireceğini savunan Sarıkeçililer Derneği Başkanı Pervin Çoban Savran ise “Biz yüzlerce yıldır süt ve süt ürünleriyle besleniyoruz. Sütten kaynaklanan hiçbir sağlık sorunuyla karşılaşmadık. Eğer canlı, kirlenmemiş doğada özgürce beslenip, endüstriyel yemlerden uzak durursa onun sütü bırakın hastalığa neden olmayı, pek çok hastalığın ilacına dönüşür” diye konuştu.
Bakanlık toplantı salonunda çiğ sütün tüketicilere doğrudan arzına ilişkin hazırladıkları tebliğle ilgili taslağı basın mensuplarıyla paylaşan Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik,  çiğ sütün Türkiye’de yaygın kullanıldığına dikkat çekerek, bunun sağlıklı ve güvenli tüketilebilmesi bir tebliğ hazırlayarak Başbakanlığa gönderdikleri bilgisini verdi.
TARIM BAKANI ÇELİK, HAZIRLADIKLARI ÇİĞ SÜT TEBLİĞİNİ ANLATTI
Türkiye’de yılda yaklaşık 20 milyon ton süt üretildiğine dikkati çeken Bakan Çelik, Et ve Süt Kurumunun (ESK) piyasada daralma olduğunda regülasyon görevini yerine getirdiğini belirterek, süt üretiminin artarak devam etmesi noktasında da her türlü desteği  sağlayacaklarını dile getirdi. Avrupa ülkelerinde yılda kişi başına 80-100 litre süt tüketildiğine işaret eden Çelik, Türkiye’de bu oranın 25 litre olduğunu kaydetti. Çelik, Okul Sütü Programı’nın da süt tüketimini artırmaya yönelik bir proje olduğuna değinerek, gelecek yıllarda da söz konusu programı devam ettireceklerini söyledi.
‘BUNDAN BÖYLE ÇİĞ SÜTÜ SADECE BÜYÜK ÇİFTLİKLER SATABİLECEK’
Hazırlanan tebliğle çiğ sütün doğrudan tüketiciye ulaştırılmasında yeni düzenleme öngördüklerine dikkati çeken Çelik, “Çiğ süt, bu kapsamda ancak ari çiftliklerden, işletmelerden satılabilecek. Yaklaşık 1 milyon 300 bin ton civarında, ari işletmenin ürettiği süt söz konusu. Ancak buralardan çiğ sütün satışı söz konusu olabilecek. Çiğ sütün son tüketiciye satışı, sağımdan itibaren 24 saat içinde yapılabilecek. Üretici tarafından, soğutma dışında hiçbir işlem uygulanmayacak. Çiğ süt tüketiciye tek kullanımlık malzemeden yapılmış ambalaj içinde veya tüketici tarafından verilen kaba konarak arz edilebilecek” dedi.
TEK KULLANIMLIK AMBALAJ ŞARTI GETİRİLİYOR
Çiğ sütün doğrudan arzında üreticisi tarafından sadece doğrudan tüketicilere veya yerel perakendeciye satılabileceğinin altını çizen Çelik, yerel perakendecinin de sütü sadece tüketiciye satmak üzere üreticiden alabileceğini söyledi. Yapılan düzenleme ile çiğ sütün son tüketiciye arzı hususunda mesafe konusunun da dikkate alındığına dikkati çeken Bakan Çelik, otomatik satış makinesi sahibi süt üreticilerinin sütü tüketiciye satmak istediğinde kat edecekleri mesafenin 200 kilometre yarıçapın ötesini geçemeyeceğini vurguladı. Çelik, sütün, üretim yerinden tek kullanımlık bir ambalaj içerisine konulduktan sonra 500 kilometre yarıçapında piyasaya arz edilebileceğini kaydetti.
‘AMACIMIZ TÜKETİCİNİN ÇİĞ SÜTE DAHA KOLAY VE UCUZ ULAŞIMI’
Söz konusu düzenleme ile üreticinin sattığı sütün günlük kaydını tutma konusunda sorumlu kılınacağına işaret eden Çelik, şöyle konuştu: “Çiftçi, günlük sattığı süt miktarı, yedirdiği yemin niteliği ve kökeni, hayvanlarda tedavi uygulanıyorsa kullandığı ilaç ve hastalığı, sütü perakendeciye sattıysa sattığı perakendecinin işletme bilgilerinin kaydını tutmak ve bu kayıtları 12 ay boyunca muhafaza etmek durumunda. Ambalaj konusunda da son derece önemli değişiklikler ve düzenlemeler getiriliyor. Ambalajda, ürünün adı, yani hangi hayvanın sütü olduğu, üreticinin adı, soyadı ve ticari unvanı, adresi ve hayvancılık işletme numarası, sağım tarihi ve saati, son tüketim tarihi ile ‘Kullanmadan önce kaynatınız’ ve ‘0-4 santigrat derecede buzdolabında muhafaza ediniz’ uyarıları yer alacak. Ayrıca yapılan bu düzenleme ile çiğ süt satışında aracı sayısı azalacak ve çiğ süt daha uygun fiyatlarla tüketiciye sunulmuş olacak. Nihai amacımız tüketicinin sağlıklı çiğ süte daha kolay ve ucuz olarak ulaşmasını sağlamaktır.”
‘BAZI ÇEVRELER -EVDE YOĞURT YAPIN- ÇAĞRISINDA BULUNUYOR’
Çelik, sağım hijyeni ve muhafaza şartlarına uyulmadan tüketiciye satılan sütün sağlıksız olduğunu öne sürerek, çok yaygın bir şekilde bazı çevrelerin çiğ sütün tüketilmesi, evde yoğurt yapılması şeklinde tavsiyelerde bulunduğunu ancak çiğ süt tüketiminin nasıl olması gerektiğinin belirlenmesinin önem arz ettiğini ve tebliği bu sebeple hazırladıklarını açıkladı.
‘TEBLİĞ, ARİ İŞLETME SAYISININ ARTMASINI TEŞVİK EDECEK’
Tebliğin yayımından itibaren 6 aylık bir uyum süreci olacağını ifade eden Çelik, ari işletmelerin bu uygulamaya hemen başlayabileceğine dikkati çekerek, Türkiye’deki ari işletmelerden 1 milyon 300 bin ton süt elde edildiğini, tebliğin ari işletme sayısının artmasını da teşvik edeceğini belirtti. Düzenleme ile denetimin çok daha kolay olacağını, keyfi uygulamaların önüne geçilebilecek bir sistemin hayata geçirileceğini dile getiren Çelik, cezai işlemlerin de Veteri̇ner Hi̇zmetleri̇, Bi̇tki̇ Sağlığı, Gıda Ve Yem Kanunu’na tabi olacağını da sözlerine ekledi.
PERVİN ANA: ‘KÜÇÜK ÜRETİCİ BİTECEK BÜYÜK ŞİRKETLER BESLENECEK’
Tarım Bakanlığı’nın çiğ süt tebliğiyle ilgili sorularımızı yanıtlayan Sarıkeçililer Derneği Başkanı Pervin Çoban Savran, “Birkaç yıl önce kuş gribi bahanesiyle köylünün elindeki tavuğunu, yumurtasını alıp üreticiyi bitirdiler. Çiğ süt yasağı bana bunu anımsattı. Bununla amaçlanan küçük üreticinin ekmeğini elinden alıp, büyük şirketleri beslemek. Biz süte beyaz manasında, ‘ağ’ deriz. Canlının özgürce beslenmesinden, sütün damardan gelişine uzanan yolu kutsal biliriz. Canımız bildiğimiz keçilerimizin sütünü ana sütünden ayırt etmeyiz. Size sütü nasıl anlatayım, kelimeler yetmez ki buna. Sütü yalnızca karton kutuda görenler, biberonla süt içenler kolaylıkla yasaklayabiliyor” diye konuştu.
‘GERÇEK SÜTTEN YAPILAN BİR TOPAK PEYNİR BİZİM İÇİN İLAÇTIR’
Biz yüzlerce yıldır süt ve süt ürünleriyle besleniyoruz. Sütten kaynaklanan hiçbir sağlık sorunuyla karşılaşmadık” görüşünü dile getiren Savran, “Eğer canlı kirlenmemiş doğada özgürce beslenip, endüstriyel yemlerden uzak durursa onun sütü bırakın hastalığa neden olmayı, pek çok hastalığın ilacına dönüşür. Ben kendi ürettiğimiz peynirden birkaç gün uzak kalsam kendimde bir eksiklik hissederim. Bu yüzden yollarda hep yanımda peynir taşırım. Gerçek sütten yapılmış bir kaçık yoğurt, bir topak peynir bizim için ilaçtır. Ayrıca bir ilaca gerek yoktur” dedi.
‘TÜKETİCİYE BÜYÜK SORUMLULUK DÜŞÜYOR’
Yaşamları boyunca bir kez bile gerçek sütle tanışmamış, onun tadını, kokusunu bilmeyen insanların aslında neyi yasakladıklarını bildiklerini düşünmüyorum” ifadelerini kullanan Sarıkeçililer Derneği Başkanı Savran, “Bu konuda gerçekten bilinçli tüketicilere de çok büyük sorumluluk düşüyor. Gerçekten bildikleri güvendikleri üreticilerin ürünlerini satın alarak bu üretimi desteklesinler. Temiz ve sağlıklı süt ve süt ürünlerinin üretimini teşvik etsinler, bu kültür sürsün. Yasaklamalarla çözüm üretilmeyeceğini yıllardır görüp yaşıyoruz. Bizi yönetenler eğer gerçekten tüketiciye sağlıklı süt ve süt ürünleri yedirmek istiyorlarsa, meralarımızı, yaylalarımızı, ağıllarımızı geçmişte olduğu gibi özgürce dolaşarak temiz ve sağlıklı bir doğada yaşayabilen keçi, koyun ve ineklerle doldursunlar” görüşünü dile getirdi.
‘BİZ SÜTÜMÜZE GÜVENİYORUZ, ONLAR DA GÜVENİYORSA TEST EDELİM’
Çünkü bu yaşadıklarımız bir savaşın parçası. Kimyasallarla gerçek yaşamın, doğanın savaşını yaşıyoruz” benzetmesi yapan Savran, değerlendirmesinde ayrıca şunları dile getirdi: “Bilgisayarlarla, evraklarla, sonuçları hiç düşünülmeden masa başında alınan kararlarla doğaya tutunarak yaşayıp gelen küçük üretici konumundaki insanımızı üretimden koparmak istiyorlar.
Yaşamı tamamen kimyasallaştırmak istiyorlar. Ben çiğ süte yasaklama getirenlere seslenerek hodri meydan diyorum: Buyursunlar gelsinler, çiğ süt ile pastörize sütü namuslu ve dürüst bilim insanlarının hakemliğinde test edelim. Biz üç yıl boyunca çocuklarımıza bırakın kaynatmayı, kendi yetiştirdiğimiz keçilerimizin memesinden çiğ süt içirelim; onlar da güvenebiliyorlarsa kendi çocuklarına pastörize süt içirsinler. Üç yılın sonunda bilimin yol göstericiliğine başvurup hangi sütün daha sağlıklı hangisinin sağlığa büyük zararlar verdiğini test edelim. İşte o zaman ortaya çıkacak bütün sonuçları toplumla, kamuoyu ile paylaşalım. Biz sütümüze güveniyoruz. Onlar da sütlerine güveniyorlarsa hodri meydan diyorum. Aksi halde masa başında, kâğıt üstünde hazırladıkları yasaklarla üreticinin de tüketicinin de kaderiyle oynamasınlar. Daha nasıl anlatalım?”
SARIKEÇİLİLER ANADOLU’NUN SON KONAR-GÖÇERLERİ
Anadolu’nun konar- göçer yaşamı sürdüren son Yörük topluluğu olan Sarıkeçili Yörükleri, ot ve suya bağlı geleneksel keçi yetiştiriciliği yapabilmek için kışın Mersin sahillerinde, yazın ise Konya ve Karaman yaylalarını gezerek yaşıyor. Yaklaşık 180 aile ve 2 bine yakın kişiden oluşan topluluğun üretim alanları her geçen gün daralıyor. Keçi ve keçiden elde edilen ürünlerle yaşamlarını kazanmaya çalışan Sarıkeçililer, bir yandan kültürlerini sürdürebilme mücadelesi verirken bir yandan da idari baskılarla uğraşıyorlar. Endüstriyel hayvancılığa karşı tavır alan Sarıkeçililer Derneği Başkanı Pervin Çoban Savran, “Biz keçilerimizi hayvan olarak görmeyiz, onlar bizim yaşamı paylaştığımız canlarımız” sözleriyle üretim anlayışlarını özetliyor.

BİR CEVAP BIRAK