Cinsellik ve tinsellik

Sevgiden daha büyük bir ahlak öğretmeni yoktur, zira insanın sevgiden öğrendiği ilk ders şudur: Ben değil, sen./ Hazret İnayet Han

Muhteşem bir bilmece kurgulamış Yaradan. Ve insanoğlunun en güzel vasıflarından biri olan merak duygusunu, varlığının en derin ve en gizemli yerine mebzul miktarda enjekte ederek, “Haydi git ve keşfet,” demiş, “Senin için yarattığım güzelliklerin hepsini.”

Sanırım böyle yola çıktı eli mahkum insanlık?Bulduğu kadarıyla yetinmeyip aramaya devam ediyor, zamanla yerine koyduğu ulvi bilmecesinin gizemlerle süslenmiş parçalarını. Sır perdeleri birer birer aralandıkça, kamçılanan merakı ve ihtiyacı sayesinde yılmadan sürüyor, aslında kendi yüreğinde saklanan gerçeğin izini?

Kafasını binlerce yıldır meşgul eden tinsellik ve cinsellik, tüm bilimsel ve felsefî açıklamalara rağmen, hâlâ tam anlamıyla çözümleyemediği bir muamma. Bunun nedeni, bir zamanlar evrimi için gerekli olan dogmalarından ve tabularından gelen şartlanmış bakış açısıyla, her iki olguya da korku ve yargıyla yaklaşması. Tinselliği, cinsellikten soyutlaması. Kendi içindeki eril-dişil dengelerini bozarak, ifadelerini kısıtlaması.

Ezoterik Tantra uygulamalarını, modern psikoloji ile birleştirerek yarattığı özgün öğretiyle ünü Avrupa ve Amerika?ya yayılan Margot Anand, “kötü iç güdüleri” barındırdığı inancıyla bedeni neredeyse dışlayarak, ruhsallığından ayıran en önemli faktörün dinler olduğunu, bunun da insanlığa çok acı verdiğini söylüyor: 

“Karanlığın ve kötülüğün cinselliğimize projekte edilmesi, seksüel enerjinin aslında ruhani boyutumuzun fiziki ifadesi olduğu perspektifini kaybetmemize yol açtı. Kabul edilmediği, saygı duyulmadığı takdirde seks, ruhtan ve kalpten uzaklaşarak, ilkel bir dürtü haline dönüşür ve sağladığı zevk de çok çabuk kaybolur. Ama saygı duyularak, kutsal bir olay ve bağlantı olarak görüldüğünde, o zaman seks, içimizdeki en derin yaratıcılığın kapısını açacaktır.”

Büyük bir ruhsal olgunluk gerektiren ve seksin sadece bir veçhesi olduğu tantrik çalışmalarda; ruhu ve bedeni özgür bırakarak, seksüel enerjiyle birlikte artan maddi/ manevi duyarlılığın müthiş bir patlamayla tüm dirençleri yıkıp aydınlığın yolunu açabileceğini savunuyor Anand. Onunla bu görüşü paylaşan pek çok kişi gibi.

Deepak Chopra, Playboy dergisinde yayımlandığı günden beri soğuk ve sıcak kasırgalar estiren şu yazısında bakın ne diyor:

“Yaşamın ruhuna uyguladığımız şiddet, derin bir utanca sebebiyet veriyor. Ama ruhla bedenin bütünleşmesinin kaçınılmazlığı var; çünkü evren Tanrının ruhunu gösterme şeklidir. Bizim aşka duyduğumuz özlem, Tanrının bize duyduğu özlemin yansımasıdır? Tanrının iki parçası, derinliklerinde tek olduklarını bilerek, yaşamın mutluluğunu paylaşarak, birbirlerine ziyafet veriyorlar. Tanrı kendini baştan çıkarmayı seviyor; sanki kendisi değilmiş gibi yaparak, bir çift güzel göze bakmayı seviyor?

Spiritüel olmak için, hiç bir şeyi atlamayarak,  herşeyinizle kendiniz olmalısınız. Işık ve karanlık, iyi ve kötü, aşk ve nefret herkesin içindedir. Bu ikilemin oyunudur hayatı mütemadiyen ileri götüren. Erkekle kadının arasındaki seks, hayal edilebilecek en çirkin, en utanç verici hareket  olabilir. Ama hiç bir şey, onun spiritüel vaadini karartamaz. Kendinizi aşkınızın yatağına götürün. Sevginin, seksin içinde çiçek açmasına izin verin; herşeye katlanan güvenin cevherini kazanın. Dürüstçe buluşun; bırakın kahkahalar ve gözyaşları kendiliğinden gelsin, ta ki utanacak, saklanacak bir şey kalmayıncaya kadar. O zaman, tüm evliyaları ve büyük aşıkları ortaya çıkaran aşkın görkemini göreceksiniz.”

Kadının da, erkeğin de cinselliği kadar, tinselliğini de tedavi etmeye ihtiyacı var? Saint-Exupéry?nin dediği gibi, “Aşk sevdiğinin gözlerinin içine bakmak değil, birlikte aynı yöne bakmaktır.” Bu da, her çekim duyduğumuz ölümlüyle yatağa atlamaktan ziyade; ruhsal seviyede anlaşıp buluşabileceğimiz bir partnerle, prangalara vurulmuş ruhumuzu, o bize has merak ve sevgiyle çoktandır hak ettiği özgürlüğe yeniden kavuşturmaktır.

Kalbin kalpte, bedenin bedende eridiği kutsallığın kaçınılmazlığında.
_________________________

*Işık Menderes’in bu yazısı Radikal Gazetesi Cumartesi ekinde yayımlanmıştır.

 


 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.