Cumhurbaşkanlarının yemeği

Cumhurbaşkanlarının yemeği

0
PAYLAŞ

Çarşamba akşamı KKTC Cumhurbaşkanı Dr. Derviş Eroğlu ile Kıbrıs Rum Cumhurbaşkanı Hristofyas’ın Lefkoşa’nın Türk kesiminde, Cumhurbaşkanımızın resmi konutunda yemek yemeleri bence olağan üstü bir gelişme.

Ben o yemekte değildim ama ruhen oradaydım.
Beni gerçekten çok etkiledi.
Kıbrıs Rum Cumhurbaşkanlarını ele alırsak;
Cani papaz Makarios, vurulmak korkusundan 21 Aralık 1963’den itibaren bu dünyadan göç ettiği 1977 Ağustos’una kadar adadaki hiçbir Türk bölgesine girmedi.
Çömezi Spiros Kiprianu da 21 Aralık 1963’den itibaren hiçbir Türk bölgesini ziyaret etmeye cesaret edemedi. Makarios’un ardından Cumhurbaşkanı seçildikten sonra da, o dönem ismi Kıbrıs Türk Federe Devleti olan devletimizin topraklarına ayak basmadı.
Kiprianu’nun ardından seçilen Yorgo Vasiliu da, her ne kadar barışçıl gözükse de, 15 Kasım 1983 de ilan edilen Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti topraklarına hiç ayak basmadı.
Yorgo Vaisiliu’dan sonra 2 dönem Cumhurbaşkanlığı yapan Glafkos Klerides, her ne kadar dönemin KKTC Cumhurbaşkanı Rauf R. Denktaş ile 1940’lı yılların sonlarından itibaren tanışıyorlarsa da ve yıllar içinde onlarca kez resmi görüşmeler yapıp iyi dost olmuşlarsa da, on yıllık görevi içinde sadece bir kez KKTC topraklarına geçti ve Rauf beyle bir akşam yemeği yedi.
Bu yemek bir başlangıç oldu ama Klerides’ten sonra Cumhurbaşkanı seçilen Papadopulos, azılı bir Türk düşmanı olduğundan hamisi Makarios gibi 21 Aralık 1963’den itibaren bu dünyadan göç ettiği 2008 yılına kadar adadaki hiçbir Türk bölgesine girmedi.
Papadopulos’un ardından Rum Cumhurbaşkanı seçilen Hristofyas ise göreve geldiği 2008 Şubat ayından itibaren KKTC’ye geçmemeye özen gösterdi ve “Yoldaş” diye hitap ettiği Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat’tan kendisine gelen tüm davetleri reddetti. Görevi süresince sadece bir kez, bir cenazeye katılmak üzere KKTC’ye geçti.
DIKO Başkanı ve Rum Meclisi Başkanı Marios Karoyan’ın, 2. Cumhurbaşkanı Talat’ın yılbaşı münasebeti ile kendisine gönderdiği hediyeyi kabul etmeyip geri göndermesi ise hala daha bazı Rum siyasilerin Kıbrıslı Türklere nasıl baktıklarını çok net bir şekilde ortaya koymuştu.
Eroğlu Cumhurbaşkanı seçilince, komplo teoricileri Hristofyas’ın Eroğlu ile hiç anlaşamayacağını ve sürekli olarak çekişeceklerini iddia etmişlerdi.
Belli ki çok yanılmışlar.
Eroğlu’nun insancıl, yumuşak tonlu ve barış sever yaklaşımları belli ki Hristofyas’ı ikna etmeye yetmiş.
Hristofyas’ın, Eroğlu’nun Lefkoşa’daki resmî ikametgâhına, elinde çiçek ve eşi Bayan Elsi ile birlikte gitmesi, Cumhurbaşkanımızın eşi Sayın Meral Eroğlu’na elde işleme masa örtüsü hediye etmesi ve hediye alması, geçmişteki benzeri olaylara bakıldığında gerçekten de çok önemli bir siyasi gelişme.
Üstelik bu ziyaretin bir de karşılığının verilecek olması da, müzakerelerde barışa yönelik yeni adımların atılacağının da bir habercisi gibi.
Genelde heyetler huzurunda yapılan resmi görüşmelerde söylenemeyen bir çok söz, değinilemeyen bir çok ince detay ve konu, yemeklerde daha rahat ve bağlayıcı olamayan ortamda söylenebilmekte ve bu tür girişimler de çözüm sürecine çok yardımcı olmakta.
Bu tür ikili samimi temasların adamıza barışın gelmesini hızlandıracağı kesin.
Hadi hayırlısı.

________________
* Prof. Dr. Ata ATUN
http://www.ataatun.com
29 Temmuz 2010

BİR CEVAP BIRAK