‘Cumhurbaşkanı yeni anayasa ile yargılanamaz!’

PAYLAŞ

Avukat Dr. Mustafa Bayram Mısır, hükümetin ‘Cumhurbaşkanı yargılanabilir’ dediği anayasa değişikliğini değerlendirdi.

Cumhurbaşkanının yargılanıp yargılanamaması gibi, madalyonun gösterilmek istenen yüzünü aydınlatan bir tartışma başlığı içinde ele almak doğru değil. Anayasa hukuku bakımından konu “Cumhurbaşkanının sorumluluğu”dur. Üç tür sorumluluktan söz edebiliriz. Siyasi, hukuki ve cezai sorumluluk.

“Bir sonraki seçimlere kadar, mevcut sistemde cumhurbaşkanı ne kadar siyaseten sorumsuz ise anayasa değişikliği kabul edildiğinde seçilecek cumhurbaşkanı da o kadar siyaseten sorumsuz olacaktır”
Siyasi sorumluluğa bakalım; 1982 Anayasası sisteminde, cumhurbaşkanı tarafsız bir devlet başkanı olarak yürütme gücünün siyasi olarak sorumsuz kanadıdır. Bir dizi yetkiler kullanır ancak bu yetkileri genellikle -karşı imza dediğimiz kurala göre- başbakan imzası ile birlikte kullanır ve böylece TBMM’ye karşı sorumlu olan başbakan ve bakanlar kurulu, yani hükümettir. Yeni sistemde cumhurbaşkanı, bizzat hükümet oluyor, yürütmenin tüm gücü tek bir kişide toplanıyor ancak TBMM’ye karşı hiçbir siyasi sorumluluğu yok. TBMM’ye karşı bugünkü siyasi sorumsuzluğu devam ediyor. Bir sonraki seçimlere kadar, mevcut sistemde cumhurbaşkanı ne kadar siyaseten sorumsuz ise anayasa değişikliği kabul edildiğinde seçilecek cumhurbaşkanı da o kadar siyaseten sorumsuz olacaktır.

Hukuki sorumluluk yönünden değişen bir şey yok; başka deyişle, cumhurbaşkanı şimdi de eğer kabul edilir de anayasa değişikliği kanunlaşırsa da borcunu ödemek zorunda.

Cezai sorumluluk yönünden ise, mevcut sistemde vatana ihanet suçu dışında cumhurbaşkanının görevi nedeni ile işlediği suçlardan ötürü yargılanamayacağı doğru. Ancak bu, kamuoyunda cumhurbaşkanının mutlak cezai sorumsuzluğu gibi anlaşılıyor. Bu kuramsal olarak doğru değil, çünkü kişisel suçları yönünden 1982 Anayasası cumhurbaşkanına hiçbir koruma sağlamıyor. Başka deyişle, görevi ile ilgili suçlar dışında cezai olarak sorumluluğu var ama fiilen kişisel suç işledi diye cumhurbaşkanlarına açılmış tek bir soruşturma örneği olmadığı ortada. Sonuç olarak, hem medyada hem de kamuoyunda yaygın olarak görülen cumhurbaşkanlarının vatana ihanet suçu dışında yargılamayacaklarına dair kabul, dayanağını anayasadan alan bir hukuk kuralı değil ama neredeyse bir anayasa teamülü gibi görülüyor. O yüzden de referanduma sunulan değişiklik paketinde düzenlenen Meclisin cumhurbaşkanını ve bakanları suçlama (impeachment) mekanizması bir yenilik sayılıyor.

SORUŞTURMA İÇİN 301 VEKİL GEREKLİ

Buradaki sorun, ilk olarak şu, cumhurbaşkanının cezai sorumluluğuna ilişkin düzenleme cumhurbaşkanının siyasi sorumsuzluğunu dengeleyen bir anayasal denge hatta denetleme mekanizması gibi sunuluyor. İkisi aynı şey değil, “Cumhurbaşkanlığı sisteminde cumhurbaşkanı yargılanabilecek” cümlesini kurabilmeniz, TBMM seçimlerini yenileme, cumhurbaşkanlığı kararnamesi çıkarma, neredeyse tüm üst düzey devlet yetkililerini atama yetkilerini verdiğiniz ve partisine de genel başkan olma hakkı tanıdığınız cumhurbaşkanına verdiğiniz gücü dengelemiş ve denetleme mekanizması kurduğunuza dair bir kanıt olmaz.

İkinci olarak, suçlama (impeachment) mekanizmasının fiilen kullanabilir olup olmadığı sorunu var. Nasıl ki şimdi, aslında öyle bir anayasa kuralı yok ama cumhurbaşkanı kişisel suçlarından ötürü yargılanamaz deniyor; partili cumhurbaşkanını Yüce Divana gönderecek 3’te 2 çoğunluk da TBMM’de hiçbir zaman bulunamayacaktır. Bırakın bu çoğunluğu, cumhurbaşkanını suçlamak için dahi TBMM üye tam sayısının salt çoğunluğu, eğer 600 sandalyeli bir Meclis oluşur ise 301 milletvekili gerekiyor ki, fiilen bunu bulmak da güçtür. Soruşturma raporu 5’te 3 çoğunlukla kabul edilecek, 360 milletvekili demektir ki, ara ki bulasınız. Aslında, getirilen değişiklik, fiilen cumhurbaşkanını hiçbir şekilde yargılanamaz kılacak bir değişikliktir.

15 ÜYENİN 12’SİNİ CUMHURBAŞKANI ATAYACAK

Üçüncü olarak, diyelim ki bu fiili imkansızlık aşıldı, 400 milletvekili bir araya geldi ve cumhurbaşkanı suçlandı. Yargılamayı yapacak olan Yüce Divan Anayasa Mahkemesidir ve anayasa değişikliği referandumda kabul edilir ise, Anayasa Mahkemesinin 15’e düşen üyesinin 12’si cumhurbaşkanı tarafından seçilecektir.

Dördüncü olarak, yine diyelim ki, Anayasa Mahkemesi yargıladı ve mahkumiyete karar verdi, bu durumda bu mahkumiyet seçilmeye engel bir suç değilse cumhurbaşkanı, görevde kalmaya devam edecektir.

Ve son olarak, cumhurbaşkanının görevde bulunduğu sürede işlediği iddia edilen suçlar için görevi bittikten sonra da bu madde hükmü uygulanacağından, tüm bu fiili yargısal koruma, görev süresi sonrasına da uzamış olacaktır.

Özetle; tartışılması gereken mesele bu değil, anayasa tartışması hakim şekilde cumhurbaşkanının suç işleyeceği varsayımına indirgenemez. Cumhurbaşkanları suç işlememelidir zaten, suçlama mekanizması istisnai olarak, olmaması gereken bu durum ortaya çıkarsa diye bir supap olarak öngörülür, denge ve denetleme mekanizması olarak değil. Referanduma sunulan değişiklik, bir bütün olarak kuvvetler ayrılığını ortadan kaldırıyor mu kaldırmıyor mu, tartışılması gereken bu. Sayın Cumhurbaşkanı yürütme gücünü kastederek, dedi ki, “Tek kişide gücü topluyoruz”. Eğer yürütme gücünü tek kişide toplar, denge ve denetleme mekanizmalarını da ihmal ederseniz, kuvvetler ayrılığının varlığından da söz edemezsiniz. Bu, Montesquieu ilan edeli beri bir ülkede özgürlük olup olmadığının gerçek bir ölçüsüdür. Esas tartışma budur.

CEVAP VER