Cumhuriyet gazetesi davası – Akın Atalay: Gazetenin yayın politikası savcıların görevi değil

Cumhuriyet gazetesi davası – Akın Atalay: Gazetenin yayın politikası savcıların görevi değil

0
PAYLAŞ

Cumhuriyet gazetesinin 11’i tutuklu 17 çalışanının yargılandığı davanın ilk duruşması sona erdi.

Davanın ilk gününde sırasıyla gazetenin yayın danışmanı Kadri Gürsel, icra kurulu başkanı Akın Atalay ve son olarak da karikatürist Musa Kart savunmalarını yaptı.

Kadri Gürsel, mahkemede yaptığı savunmada, “FETÖ’nün adı henüz ‘Cemaat’ iken ve bu cemaat ile AKP iktidarı birlikte çalışırken benim bu yapıya karşı bakışım kategorik biçimde negatif olmuştur ve bu bakışım hiç değişmemiştir” dedi.

Akın Atalay ise iddianamede “gazetenin yayın politikasının değişmesinin suç unsuru olarak gösterilmesini şu sözlerle eleştirdi:

“İddianamede yayın politikasının değiştiği yönünde değerlendirmelere yer veriliyor. Savcılığın bununla ilgilenmesi abes. Gazetelerin içeriğini ve yayın politikasını denetlemek savcıların görevi de değildir, haddi de değildir.”

Davanın ilk gününde son olarak savunma yapan karikatürist Musa Kart, “Önyargısız bir araştırma yapılmış olsaydı, başta FETÖ olmak üzere tüm terör örgütlerine karşı çizdiğim karikatürler görülecekti” şeklinde konuştu.

17’si Cumhuriyet çalışanı 19 kişinin yargılandığı davaya, Salı günü kaldığı yerden devam edilecek.

Sanıkların 7,5 yıldan 43 yıla kadar hapisleri isteniyor

İddianamede, Cumhuriyet gazetesinin yazar ve yöneticilerine ‘silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte yardım etme’ ve ‘hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma’ suçlamaları yöneltiliyor.

Soruşturmanın açılmasından 156 gün sonra hazırlanan iddianamede, sanıkların 7,5 yıldan 43 yıla kadar hapisleri isteniyor.

Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS), sabah saatlerinde Cumhuriyet gazetesinin Şişli’deki binası önünden yürüyüş yaparak İstanbul Çağlayan Adliyesi’ne ulaştı.

Ardından adliye önünde toplanan gazeteciler, meslek örgütleri ve milletvekilleri basın açıklaması yaptı.

Duruşmaya geçilirken mahkeme önünde salonun küçüklüğü nedeniyle kaos yaşandı. Duruşmayı izlemek isteyen çok sayıda kişi salona giremedi.

Cumhuriyet gazetesi çalışanları salona alkışlar eşliğinde girdi, yakınları isimleriyle tutuklu sanıklara seslendi.

Duruşma öncesinde adliye önünde toplanan gazeteciler, meslek örgütleri ve milletvekilleri basın açıklaması yaptı

İddianamenin özetinin okunmasının ardından, savunmaya geçildi.

Savunma için ilk söz Cumhuriyet Genel Yayın Yönetmeni Murat Sabuncu’ya verildi. Ancak savunma metninin içinde bulunduğu evraklara jandarma el koyduğu için savunma ertelendi.

‘Sorgulayıcı gazeteci olduğum için buradayım’

Kadri Gürsel savunmasında, “Burada sorgulayıcı gazeteci olduğum için bulunmaktayım” dedi.

Gürsel savunmasına şöyle devam etti:

“Hakkımdaki ‘terör örgütüne bilerek ve isteyerek yardım etme’ suçlamasını destekleyen tek bir gerçek kanıt bulamazsınız. Çünkü böyle bir kanıt oluşturan ne bir davranışım, ne bir sözüm, ne de bir yazım vardır. Tam tersine, bahse konu örgüte karşı, bütün kariyerim boyunca hep azami şüphe ile yaklaştım ve kesin bir biçimde eleştirel oldum. FETÖ’nün adı henüz ‘Cemaat’ iken ve bu cemaat ile AKP iktidarı birlikte çalışırken benim bu yapıya karşı bakışım kategorik biçimde negatif olmuştur ve bu bakışım hiç değişmemiştir.”

Bylock kullanıcılarıyla görüştüğüne ilişkin iddialara Gürsel, “İddia edilen iletişim (Bylock) tamamen tek taraflıdır. Hiçbirine cevap vermedim” şeklinde yanıt verdi.

Cumhuriyet gazetesinin çalışanları duruşma salonunda böyle çizildi
Cumhuriyet gazetesinin çalışanları duruşma salonunda böyle çizildi

Ardından Cumhuriyet Gazetesi İcra Kurulu Başkanı Akın Atalay’ın savunmasına geçildi. Akın Atalay savunmasında, “Yayın politikasında laiklik ilkesi bulunan kadim bir gazeteye FETÖ suçlaması yapan savcı, FETÖ’den sanık. Cumhuriyet’in boyun eğeceğini, ödün vereceğini düşünenler varsa yanılıyorlar. Bizi baskıyla korkutamazlar. Devlet içinde yuvalanmış çetelerle gazetenin ilişkisi yoktur” dedi.

Atalay iddianamede gazetenin yayın politikasının değişmesinin suç unsuru olarak gösterilmesini şu sözlerle eleştirdi:

“İddianamede yayın politikasının değiştiği yönünde değerlendirmelere yer veriliyor. Savcılığın bununla ilgilenmesi abes. Gazetelerin içeriğini ve yayın politikasını denetlemek savcıların görevi de değildir, haddi de değildir.”

Atalay, iddianamede yer verilen iletişim kayıtlarına da değinerek şunları söyledi:

“İddianamede, Faik Işık’ın da FETÖ/PDY’den şüpheli olduğu ve onunla olan iletişim kaydımın da bu nedenle delil olacağını düşünülüyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın eski avukatı olarak bilinen Faik Işık, Şike davasında Fenerbahçe kulübü başkanı Aziz Yıldırım’ın avukatı olarak cemaatçi yargıdan, onların hukuksuzluklarından söz eden birisiydi. Ama ilginç olan gelişme bir ay önce gerçekleşti. 15 Temmuz darbe girişiminin hedef aldığı kurumlardan birisi TBMM idi ve TBMM tüzel kişiliğini avukat Faik Işık temsil etmektedir. Oysa iddianame, beni Faik Işık üzerinden FETÖ’ye yardımla suçluyor”

‘Karikatür hayatımda bir örgüte yardım ve yataklık ettim: ÜTÇ’

Akın Atalay’ın ardından savunma için söz verilen Musa Kart, mahkeme heyetine geçmişte Fetullah Gülen’i konu eden çizimlerini gösterdi.

35 yıldır karikatür çizdiğini söyleyen Kart, savunmasına şöyle devam etti:

“Bir karikatüristi, terör örgütlerine yardım ve yataklıkla suçlamak, bu ülkeye de kötülüktür. Ülkemizde eleştirel düşünebilen gençler yüzde 2.2’dir. Oysa karikatürü, okullarda eleştirel düşüncenin geliştirebilmesi için düşünebilirdik. Karikatür hayatımda bir örgüte yardım ve yataklık ettim: ÜTÇ. Bunun açılımı, ‘Ülkemin Tüm Çocukları’. Bu çocuklar ülkesine yardım yataklık hayatımın anlamı oldu. Önyargısız bir araştırma yapılmış olsaydı, başta FETÖ olmak üzere tüm terör örgütlerine karşı çizdiğim karikatürler görülecekti”


Tutuklu yargılanan sanıklar:

  • Akın Atalay
  • Murat Sabuncu
  • Kadri Gürsel
  • Ahmet Şık
  • Turhan Günay
  • Güray Öz
  • Hakan Kara
  • Musa Kart
  • Önder Çelik
  • Bülent Utku
  • Mustafa Kemal Güngör

Tutuksuz yargılanan Cumhuriyet çalışanları:

Can Dündar, Aydın Engin, Hikmet Çetinkaya, Orhan Erinç, Bülent Yener, Günseli Özaltay

Diğer sanıklar:

İlhan Tanır, Ahmet Kemal Aydoğdu


İddianame neler içeriyor?

İddianame, gazetenin yayın politikasının son üç yıllık dönemde, bilhassa da 15 Temmuz darbe girişimine giden süreç ve sonrasında değişime uğradığı, gazetenin ‘yıkıcı ve bölücü’ haberlere imza attığı, ‘terör örgütü liderlerini sevimli ve meşru göstermeye’ çalıştığı gibi suçlamalara da yer veriliyor.

İddianamede, ‘2013 yılından itibaren Cumhuriyet gazetesinin FETÖ, PKK ve KCK ile DHKP/C örgütlerinin savunucusu ve kollayıcısı olduğu’ da savunuluyor.

Emniyet’e bağlı BYLOCK iletişim kayıt ve analiz raporu, HTS kayıtları, Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün teftiş raporları, bilirkişi raporları, Mali Suçlar Araştırma raporları, açık kaynak tespit tutanakları, arama, yakalama, el koyma tutanakları, şüpheli ve tanık beyanlarının yanı sıra Cumhuriyet Gazetesi nüshaları, şüphelilere ait köşe yazıları, gazete içeriğindeki haberlere ait internet çıktıları da iddianamede deliller arasında yer alıyor.

Cumhuriyet davası
Cumhuriyet

Dava, İstanbul 27’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülüyor.

Dava sürecine nasıl gelindi?

  • Cumhuriyet gazetesine 31 Ekim 2016’da operasyon düzenlendi.
  • 5 günlük gözaltının ardından 9 Cumhuriyet çalışanı ‘kaçma şüphesi olduğu gerekçesiyle’ tutuklandı.
  • Yurtdışındayken hakkında yakalama kararı çıkarılan İcra Kurulu Başkanı Akın Atalay Türkiye’ye döndü, 12 Kasım 2016’da tutuklandı.
  • Ahmet Şık, haberleri ve Twitter paylaşımları gerekçe gösterilerek 29 Aralık 2016’da gözaltına alındı, akabinde ‘FETÖ/PDY ve PKK/KCK propagandası’ yaptığı iddiasıyla tutuklandı.
  • Son olarak gazetenin muhasebe çalışanı Emre İper 18 Nisan 2017’de tutuklandı. İper, bugün başlayan davanın sanıklarından değil.
  • Soruşturmayı başlatan savcı Murat İnam’ın FETÖ davasında sanık olduğu ortaya çıktı.
  • İddianame, Cumhuriyet operasyonundan 156 gün sonra açıklandı.
  • Cumhuriyet çalışanlarına ‘silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte yardım etme’, ‘hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma’ suçlamaları yöneltildi.
  • İddianamede, Cumhuriyet çalışanları için 7,5 yıldan 43 yıla kadar hapis istendi.
  • Davanın ilk duruşması 24 Temmuz 2017 tarihinde görülüyor.

BİR CEVAP BIRAK