Dalga büyürken…

ve hiçbir zaman taraf dahi olmayanlarında, taraf olacağı bir döneme doğru geçiyoruz.
 
Almanya'da ve Avrupa'da Yahudiler normal vatandaşlık haklarını ve kimliklerini aldıktan sonra bin yılların getirmiş olduğu ezikliğin etkisi ile devlet kurumlarının her kademesinde ve yaşamın her alanında yer almak için müthiş bir mücadele vermişlerdir. Maliye bakanlığı gibi önemli bir göreve kadar ulaşmışlardır, çünkü Yahudilerin toprak alma ve işleme hakları olmadığından ticaret ile uğraşmışlar ve sermaye birikimi döneminde (sanayi devrimi sonrası) toprak sahiplerine göre avantajlı olmuşlardır. Çünkü toprak sahipleri böyle gelmiş böyle gider anlayışı içinde eski alışkanlıklarını korurken, yeni geleni hep küçümsemişlerdir. Sermeye birikimi bildiğimiz gibi ulus devlet sınırları içinde ve ulusal değerler ile olmuştur. Ulus kavramı homojendir ama Yahudiler bu homojen yapıyı bozandır. Getto'larda yaşayanlar artık şehirlerde yaşamaya başlamışlar ve belirli saatlerde evde olmak zorunda değildirler!
 
Gettolarda artık işçiler yaşamaktadırlar! Gettoların mimarisi benzeri fabrika yakınlarında işçi evleri olarak kurulmuştur.  Gettolarda yaşayanlar zaman içinde dışarıdan gelenlere sıcak yaklaşmışlardır, çünkü onlar içinde yeni bir yaşamdır. Yeni yaşama uyum sağlama zordur, çünkü günde sadece sekiz saat uyur durumdadırlar, onun dışında çalışır haldeler. İşçi, fabrika yakınındaki evine sadece uyumaya gider olmuştur, zordur koşulları. O yüzden işçi mahalleri diğer mahallerden hemen ayrılır. Avrupa şehirlerine gittiğinizde işçilerin oturduğu semt ile şehirli vatandaşın oturduğu mahalleri hemen ayırırsınız. Getto adı ülkeye göre değişir olur. Şehir dışında uydu şehirler ve mahalleler kurulur. Yan yana gelenlerin emek mücadelesi yapması kadar doğal bir şey yoktur, çünkü modern köleliliğe bir başkaldırıdır. Başkaldırı sırasında alın terinin rengi önemli değildir. Yahudi işçi ile alman işçi yan yanadır. Fakat bu yan yana durumu bir dalga gelene kadar sürer, çünkü alman ekonomisi zor günleri yaşamaktadır, işsizlik hat safhadadır. İşsizlik, iş kapma mücadelesinde arkadaşının üzerine basarak yapılan amansız bir mücadele gibidir, çünkü sokaklar işsizler ve açlar tarafından doldurulmuştur. Bir tabak yemek için kiliselerin önü doludur. 
 
Alın terinin rengi yoktur ama alının rengi vardır! Bir de kanın rengi ortaya serildi, çünkü ulus devlet olmak için kanın önemi vardır, bütün propagandalar bu konu üzerine kuruludur. Üstün insan, üstün ırk! Alın terinin rengi yoktur iş yerinde ama sokakta vardır! Sokaklar hak alma mücadelesinden daha çok, iş kapma yarışı gibidir. Boşlukta olan insan bir ideale sarılır, o ideal ise gelmekte olandır! Düşman olmak ortak bir ruh olarak kine dönüşür, çünkü Yahudi bir maliye bakanı vardır! Zenginler Yahudi olarak gösterilir, Yahudi demek zengin demektir, fabrikada birlikte çalıştığı arkadaşı yoktur, zengin olarak gördüğü Yahudi vardır. O bir çorba bulamazken, Yahudi komşusu toktur! Hiç evine gitmemiştir ama anlatanlara inanmak istemiştir ve inanmıştır! Kin duymak toplumsal bir histeri olduğunda ne kadar büyük bir alev olduğuna tanık olacaktır, çünkü olaylar çok hızlı gelişir ve düşünülecek bile zaman yoktur. Yahudi okumuştur, roman yazarı, doktor, bir meslek sahibi olmuştur. Yahudi aile yemez, içmez okutur çocuğunu, çünkü kimliksiz yaşarken yaşadıklarını gelecek kuşak yaşasın istemez!
 
Almanca adı 'hass' duygusu bütün toplumu kucaklamaya başlar, bir ırkçı işçi partisi seçim ile iktidara gelir. İktidara gelen Hitler ilk yaptığı, meydanlara önce kitapları toplar ve yakar! Çünkü kitap yazanlar son dönemde Yahudilerdir!
 
Yahudiler büyük ibadethaneler açmıştır şehirlerde, şehirlerin katedralleri kadar gösterişlidir. Büyüktür, gelenekleri yansıtır. Büyük kubbeleri vardır, kubbelerin altında cemaat toplanır. Domuz yemezler, hayvanları sadece kendi inançlarına uygun kestikleri zaman yerler. Toplumun çoğunluğu gibi değildirler, onların günlük yaşamında farklılıklar vardır ve bu ulus devleti ütopyasında uygun değildir. Almanya'daki Yahudi düşmanlığı varda diğerlerinde yok mu? Elbette var ama Almanya gibi sonuç olmamıştır! Almanya'da devlet erki ile ve sistematik olarak planlı yapılmıştır.  Diğer ülkelerde katliamlar olmuştur, istenmeyen ilan edilmişlerdir. Yeni vatandaş olanlar yeniden vatansız olma yolundadır.
 
İnsanlık bu süreci yaşayarak gördü. Milyonlarca insan nedenlerini bilmeden ölmüş ve öldürmüştür. Kin duygusunun toplumsal bir histeriye dönüşmesi çok hızlıdır ve orada mantık aramanın anlamı yoktur. En yakın arkadaşı, alının terinin ortak aktığı, birlikte emek mücadelesi verdiği arkadaşı bir gün düşman olarak görüp onu ihbar edebilir. Onun yok olmasını isterken, kendisine işyeri açacağını düşünmektedir belki. Sokakta aç kalmaktansa, komşudan olmaktır belki kin! Ulus devlet dediğimiz nedir ki, ortak benlik değil midir?
 
Almanya'da Köln şehrine yapılması planlanan cami ve sonrası gelişen olaylar. Küçük bir dalga olarak başlayan düşmanlık duygusunun daha da büyüyeceğini düşündüren olaylar yaşamaktayız. Son gelişen 'Deniz Feneri Derneği' davası ile sıradan bir almanın kafasında nasıl bir duygu seli yaratır? Üstelik işsizliğin bu kadar yükseldiği bir dönemde!
 
Kin beslenmeye başlandın mı, düşman olarak görülenleri de homojen olarak görülür. Düşmanın fakir, zengin olmuş, başka görüşleri varmış artık yoktur. Çünkü düşman yok edilmesi gerekendir ve ne düşündüğü, ne yaşadığı ve geçmişi, kültürü önemli değildir. Yok edilmesi gerekiyorsa yok edilir, nasıl yok edildiğini düşünmez kin tutan biri. Eğer bu devlet erki ile yapılırsa suç yoktur ortada, eğer yenilgi yaşamamışsa devlet!


http://www.cemoezkan.de
http://cemoezkan.blogcu.com

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.