Darbeler ‘darbe’ aldı…

Ergenekon iddianamesi, soruşturması, duruşmaları ve ard arda patlak veren günlükler gösteriyor ki biz demokrasiyi düşe-kalka iyi götürmüşüz.

Demokrasi da galiba deneme-yanılmayla öğrenilen, yaşanan bir süreç olmalı ki galiba virajı dönüyoruz.

Talihsiz bir kaza daha olmazsa tabii

Can Dündar’ın ağı eleştiriler alan Mustafa Belgeselinden sonra Cumhuriğyet Gazetesi Ankara Temsilcisi meslekdaşımız- ki çok sevdiğim arkadaşlarım arasında önemli yer tutar- Mustafa Balbay’ın günlüklerini okuyunca bazı konuları aklım havsalam bir türlü almadı.

Esas hayrete düşüren ve aklımı karıştıran ise günlüklerin dikkate alınmadan, içindeki darbe planları yok sayılarak, tutuklanan meslekdaşımızın “ düşünce özgürlüğünün” elinden alındığı iddiasının ardına sığınılarak çalıştığı gazetede bir çok arkadaşı tarafından desteklenmesi ve kitaplarının satılması olayı oldu.

Şaka gibi.

Gazeteciler dernekleri, sivil toplum kuruluşları herhalde Batılı meslekdaşlarını da kandıracaklarını sandılar.

Batılı gazeteci ve televizyoncular çok da gülmüşlerdir, sahneye konan parodiye.

Avrupa’nın İtalya, Belçika ve İspanya’sını, ve bu ülkelerde yaşanan gladioların çökertilmesi dönemlerini bir kenara koyalım, dünün demirperde ülkesi Polonya’da bile 90’lık generaller cezaevlerine tıkılıyor.

Sakın sanmayın, ülkelerindeki  15-20 bin faili meçhulun sorumlusu olduklarından kodese tukılıyorlar..

Üç maden işcisinin bir grev sırasında ölümünden sorumlulu tutukdukları için yargılandı komünist partisinin generalleri.

Bundan 30 yıl önce yaşanan insanlık dışı bir olayın hesabını veremedikleri için mahkum ediliyor o dönemim sorumlu generalleri..

Polonya’da kurulan “Milli Hafıza Enstitüsü” geçmişteki hata, kusur ve insanlık suçlarıyla yüzleşmek için yıllardır çırpınıyor.

Adamlar, “Şap Enstitüsü”nden önce “Milli Hafıza Enstitüsü” kuruyorlar. Nedeni açık, geçmişte ülkede yaşanan insan hakları ihlalleriyle yüzleşmek için.

Bizde ise ülkemizin Fırat ötesinde topraktan kemikler fışkırıyor.

İnsanlar gözaltına alınıyor.

Bir yandan iddianameler ve ekleri hazırlanıyor.

Ama bir yandan da Ergenekon’u sulandırmak için elinden geleni yapan medya mensupları cirit atıyor ortalarda.

Şaka gibi.

Zaten bir kısmı 1960 darbesinden sonra gerçek mesleklerini bir kenara bırakmışlar.

Yeni yeni anlaşılıyor ki, bütün ihtilaller ve darbe teşebbüslerinde gazetecilerin bir kısmı haberciliği bir yana bırakmışlar.

Yani meslek dışı işlere bulaşmışlar.

Her meslekte olduğu gibi.

Çoğu değil ama aralarında hala darbeleri destekleyen nice gazeteciler var medyanın içinde.

Ama artık zor görünüyor herşey.

Herkes kendi evine dönüyor artık.

Çünkü darbeler “darbe” aldı.

Hem de ağır darbe bu.

Darbecilerle  yüzleşme döneminde son viraja gelindi, geliniyor.

Bir kaza olmazsa eğer demokrasi ışığı daha da parıltılı hale gelecek.

Çocuklarımız için.

Onların çocukları için…

Demokrasi hala en iyisi.

Daha iyisini keşfedene kadar.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

twelve − eight =