Dağıtmaya Dayalı Politika ve Gelecek

Dağıtmaya Dayalı Politika ve Gelecek

0
PAYLAŞ

Şimdi listelerde belirginleşti artık. Seçildikleri bölge ve genelde düşündüklerini açıklayarak mı oy isteyecekler. Seçim bildirgelerinde neler yer alacak. İktidar olunca ne yapacaklarına ilişkin programlarında çalışma yaşamı nasıl değerlendirilcek. Ya da siyasiler propaganda için geldiklerinde, halkımız neler isteyecek. Alkış ve bravo destekleri dışında, yeni bir şeyler izleyebilecekmiyiz, bakalım. İki aydan az bir zaman kaldı.

Son günlerin politik söylem ve vaadi. Emekliler ile ilgili. İkramiya vereceğiz ya da şu kadar bir ödeme yapacağız. İzliyoruz bu açıklamaları. Arttırma da başlayabilir. Ancan bir şey eksik ya da gözden kaçıyor gibi, farkında olalım diye ona dikkat çekmek istiyoruz.

Bilindiği gibi, geçen yılın sonunda BÜTÇE yasa ile kabul edildi. Yani ne gelir var, nerelere harcanacak belirtildi. TBMM üyeleri de buna oylarıyla katıldılar. Şimdiden daha yılın bitmesine 8 aydan fazla zaman var. Ancak Bütçe’nin açık vereceği sinyalleri de açık seçik var. Doların fırlayışı, peş peşe gelen zamlar, piyasada ki durgunluk, her gün yaşanılan bir gerçeklik.

Bu durumda, emeklilere yapılacak bu aylık ya da ikramiye için, nasıl yeni bir kaynak yaratılacak, ya da hangi giderlerde kısıtlama yapılarak, buraya aktarılacak. Bu konuda bir açıklama var mı, yok.

Biliyorsunuz, yine Bütçe’de belirtilmeyen önemli bir gider kaynağı daha var. Cumhurbaşkanlığı’nın yeni yerleşim alanının giderleri ve ilk kez uygulanaak olan örtülü ödenek konusu. Buraya hangi yeni kaynakdan aktarılma yapılacak ya da hangi gider kalemi azaltılarak buraya yönlendirilecek. Bu konuda da, bir açıklama var mı. O da yok.

Çocuk sayısını arttıralım, “Allah, rızkınını verir” yaklaşımı ile bu konularda kaynaklar geliştiriliyorsa, onu da bilemiyoruz.

Emeklilerle ilgili önemli olan başka konular da var. Gelirlerindeki azalma konusunda açıklama da yapılmıyor. Emeklilerin hangi giderlerindeki artışlar gelirlerinin azalmasına neden oluyor. Bu soruların, gerçekçi rakkamlarla cevapları bulunabilirse, araştırılabilinirse, açıklanabilirse, hem bilgilenilmiş oluruz, hem de ikramiye ya da ek ödeme konusunun, bu farklara katkısı, yararı nasıl olacak, farkında oluruz.

1. Genel olarak, emeklilerin, sağlık giderleri son on yılda nasıl bir artış göstermiştir. Bu artış gelirlerinin ne kadarının buraya aktarılması ile maaşlarında ki eksilme ne kadar olmaktadır.

2. Genel olarak emeklilerin, banka borçları ne kadardır. Kredi kartı boçları nasıl bir seyir izlemektedir.

3. Emeklilerin kayıt dışı çalışmaları var mıdır.

4. Bir emekli doktora gittiğinde, muayene ve ilaç giderleri konusunda, kaç kalemden ne oaran da kesinti hesaplanmaktadır.

5. Emekli örgütlenmeleri ya da emekli kontenjanı adı altında, değişik kurullarda bulunanlar, emeklilerin yaşam koşullarına ilişkin geniş çaplı bir araştıma yapılması gerektiği konusunda, nasıl girişimlede bulunmuşlardır.

Bunları bilebilirsek, emekliler ilgili nasıl yeni politikalar geliştirilmesi gerektiği ya da emeklilerin yaşam ve gelir düzeylerine ilişkin, hemen yapılması gereken işler konusunda daha gerçekçi katkılar sağlanabilir.

2000 li yıllara gelirken, bir “Yakacak Yardımı” konusu vardı. Hiç bir kaynağı olmadan, özellikle seçim dönemlerinde bir yükselme olurdu. Bu politika SSK’nun ekonomik dengesini bozmuştu.

Son yıllarda gelişen politika ise “ver” yine “ver”, peki nereden ve nasıl, ne kadar ve ne ölçüde. Üretmeden paylaşmanın nereye kadar sürmesi beklenebilir.
Sonra sürekli vermeye dayalı, adeta istihdam olmak cezalandırılmak, değer üretmek ise boşuna zahmet gibi değerlendirilme durumunda olmuyor mu?

Sosyal Devlet olma ilkesi sonucu, sosyal politika gereği, yardıma gereksinimi olanlara yardımların yapılması, insanca yaşam koşullarının hazırlanması, gelir dağılımının düzeltilmesi, bir gereklilik olduğu kadar zorunluluktur da.

Sosyal Devlet, istihdam yaratan ve koşullarını düzenleyen devlet demektir. Üretimi arttırarak, genişleterek, yeni istihdam olanaklarıda yaratacaktır. Üretimi arttırmayı bir yana bırakıp, sürekli dağıtmaya yönelik, seçim dönemi politikalarının faturası, daha sonra yine halkın sırtından ödenmektedir. Bu beklentiyi arttırmak yerine, istihdamı arttırmaya yönelmek, kaynak yaratmak ve kaynakları paylaşımda adil olmak gereklidir.

Yerleşmiş halk deyimleri vardır. “Hazıra dağ dayanmaz”, “üretmeden paylaşılmaz.”

Emekliler ile ilgili yapılacak işlemlerde, sanki bir “yardım” yapılıyormuş izlenimi yerine, onların hak ettikleri yaşam koşullarına ulaştırılması esas alınmalı, kaynaklar buna göre hazırlanarak yönlendirilmelidir.

Seçimlere giderken, bunları da düşünmek, tartışmak çok mu zor dersiniz.

Farkındamısınız, seçim öncesi hala, isimleri, etnik kökenleri, dinsel tercih ve söylemlerdeki ağılıkları tartişıyoruz.

Üretilen ve geliştirilen politkaları değil.

Ankara. 7 Nisan 2015. Salı. ismail.bayer1@yahoo.com

BİR CEVAP BIRAK