Davul dengi dengine

Şöyle bir atasözü var mı yoksa ben mi uyduruyorum dostlarım: “Genç bir kadınla evlenen yaşlı bir adam zehir zıkkımla evlenmiştir.” Böyle bir atasözü yoktu belki ama oldu şimdi. Sen ata mısın diye işi bulandırmayın ne olur. Gün gelip bendeniz de kanatlanıp atalar kesimine uçacağım. Ama şöyle bir alman atasözü olduğunu biliyorum: “Genç karı bir posta atıdır, yaşlı adamı mezara götürür.” Dağlara taşlara, Kaf dağlarının arkasına! İnsanlar böyledir, her şey yolunda gitsin, dengeler bozulmasın, davul dengi dengine dövülsün isterler. Bir yandan böyle isterler, bir yandan da içlerindeki şeytan tek durmaz, onları olmadık işlere yönlendirir. “Güzeller var on üç on dört yaşında” diyen şarkıyı ne yapacaksınız? Belki de dünyayı bu gibi konularda kendi akışına bırakıp çıkmak en iyisi. Adamın gözü kesmişse bırak genç kadın alsın. Orada genç kadının amacı ne, onu bilmek gerekir. Beyamca ölür de maaşına konarım gibi bir hesap yapıyorsa aldanabilir. İnsan bu, bakıyorsun iki saniyenin içinde gık diye gidiveriyor, bakıyorsun dünyaya kazık kakıyor.

M.Ö. VI. yüzyılda Megaralı Theogonis şöyle bir söz etmişti: “Yaşlı bir adamla evlenen genç bir kadın dümene uymayan tekneye benzer, geceleri sık sık bir başka liman aramaya çıkar.” Bak sen! İşin içine “aldatma “ dedikleri iş de karışıyor demek, yanlış anlamıyorsam. Bu konuda İngilizlerin de acımasız diyebileceğimiz bir görüşü var. İngilizlere göre bir genç adamla bir genç kadının evliliği göklerde, bir genç adamla bir yaşlı kadının evliliği cehennemde, bir yaşlı adamla bir genç kadının evliliği toprakta biter. Olsun bakalım. Kısacası dostlar, insanın böyle bir yanı var işte: her zaman kaşık tencereye uysun isteriz. Uyar mı her zaman? Uymaz. Yaşlıların düşlerini melek gibi genç kadınlar süslemez mi? Bu tür düşler çok zaman düş olarak kalır. Bir şey değişmiş olmaz: amcamız uyandığında yanıbaşında Münevver teyzemizi buluverir. Teyzemiz kırk yıl önceden kalan güzelliğiyle ve küçük horultularla mışıl mışıl uyumaktadır. Öyledir bu dünyanın yasası. Bazıları, biliyorsunuz, hanım biraz eskimeye başlayınca onu usuldan yenisiyle değiştiriveriyor. Buna uygun bir kılıf bulmak elbette büyük bir sorun değildir. Önce ortalığı kırana koyarsın, sonra şiddetli geçimsizlik mağduriyeti üzerinden mahkemeye başvurursun. Yargıç amcamız ne yapsın, onun da gazete bile okumayan kendi altmış beşlik Münevver’i vardır.

Yaşlı adam genç kadınla evlendi mi genç kadın hızla yaşlı havasına bürünüverir: denklik böyle sağlanacaktır. Buna genç kadının olgunlaşması gözüyle bakanlar da olabilir. Bir ölçüde doğrudur. Görmüş geçirmiş bir adamla yata kalka genç kadın bilgeleşir. Ne var ki bu bilgelik her zaman verimli bir bilgelik değildir. Kadının yaşamak istediklerini adam çoktan yaşayıp bitirmiştir. Sevgilim bu akşam çıkıp göl kıyısında başbaşa yemek yesek mi? Canım efendim ne gereği var yahu, şurada evimizde temiz temiz yemeğimizi yiyoruz işte, hem yemeğimizi yiyoruz hem dizimizi izliyoruz, bakalım senin sevdiğin dizideki Mücella kocasını o zibidi şairle aldatacak mı? Gene de genç bir kadınla evlenen yaşlı bir adam, yüreğinde birazcık sıcaklık kalmışsa, genç kadınla gençleşir de öteye bile geçer. Yaşlı bir adamla evlenen genç bir kadının bilgeleşiyorum diye köhneleşmesi işten bile değildir.

Ancak bizim burada baştan beri biraz da bilir bilmez bir yasa gibi belirlediğimiz durumlara uymayan durumlar da vardır. Gerçekte bir takım ucuz çıkar hesaplarına dayanmıyorsa bir gençle bir yaşlının birlikteliği bütün ikili birliktelikler gibi giz doludur. Her şeyi yargılayabiliriz ama iki kişilik ilişkileri yargılayamayız. Bir insanın bir başka insanda ne arayıp ne bulduğunu dıştan kestirebilmek kolay değildir, daha doğrusu olası değildir. Bizler iki kişilik ilişkileri çok rahat yargılarız. Dedikodusu en rahat en kolay en verimli yapılabilen konuların başında yaşlıların gençlerle çok sorunlu evlilikleri ya da birliktelikleri gelir. Evlilik kendini bilen kişinin kolayca benimseyebileceği bir kurum değildir. Evlilikleri her şeyden önce iktisadi sorunlar zora sokar. “Yoksulluk kapıyı çaldı mı aşk pencereden kaçar” dermiş Almanlar. Yalnızca yoksulluk mu evlilikleri bitiren? Belki de evliliğin en zor yanı hiç değişmeyen birinin hiç değişmeyen birine hiç değişmeyen koşullarda katlanmak zorunda olmasıdır. Her şey yerli yerindedir. O tozlu topraklı Hanımeli Sokağı hep aynı sokaktır. Sokağın başındaki kırk yıllık cılız zeytin ağacı üç tane zeytin vermeme konusunda kararlıdır. Münevver hanımın yirmi yıllık sütçüsü İbrahim Kurt geçen yıl sizlere ömür olmuş, onun işini büyük oğlu Hidayet üstlenmiştir. Yılmaz Market kapanmış yerine Şen Peynircilik açılmıştır. Hepsi bu kadar!

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

7 − two =

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.