Davutoğlu, Gül ve Arınç’la ilgili çarpıcı iddia

Davutoğlu, Gül ve Arınç’la ilgili çarpıcı iddia

0
PAYLAŞ
Gazeteci Hakan Aygün, “15/7 15 Temmuz Sırları” kitabı hakkında konuştu: “Eğer darbe başarılı olsaydı başbakan AKP’den seçilirdi.”

Aygün, 15 Temmuz darbe girişiminin bilinmeyenlerini, akıllardaki soruları “15/7 15 Temmuz Sırları” kitabında topladı. Gazeteci Hakan Aygün, kitabında şu iddiaya yer verdi: Eğer darbe başarılı olsaydı müthiş bir kırılma olacaktı. FETÖ’nün, AKP içerisindeki siyasi ayağını bugün iktidarda görecektik. Vitrinde o isimler olacaktı…

Gazeteci Hakan Aygün, FETÖ’nün darbe girişimiyle ilgili bilinmeyenleri, sorulmayan soruları kitaplaştırdı: 15/7 15 Temmuz Sırları… Kitapta, bugüne kadar dile getirilmeyen iddialara da yer verdi.

Kitabı yazarken şahsi yorumdan fazlasıyla kaçınan Aygün, “15 Temmuz’dan itibaren üç binden fazla sayfa not aldım. Kitabı bir süre de nadasa bıraktıktan sonra yayınlamaya kadar verdim” dedi. Aygün ile FETÖ’nün kanlı darbe girişimi olan 15 Temmuz’a ışık tutan ve kafalardaki soru işaretlerine cevap niteliği taşıyan “15/7 15 Temmuz’un Sırları” isimli kitabını konuştuk. İşte anlattıkları:

ERDOĞAN, ÖNCE AĞAR’I ARADI

– Kitapta, Başbakan Yıldırım’ın darbe girişimini Erdoğan’dan daha önce anladığını söylüyorsunuz. Yıldırım, yaşananlar karşısında nasıl pozisyon aldı?
Darbeye ilk tepkiyi Başbakan Yıldırım verdi. Erdoğan Marmaris’te baskı altındaydı. Erdoğan Marmaris’te kendini sıkışmış hissediyor. FETÖ’yü devlet içerisinden temizlemeye çalışmalarına rağmen polis ve askeriyedeki gücünü biliyor. Kimseye güvenemez hale geliyor. Bir eski siyasetçiyi aratıyor. Bu isim Mehmet Ağar. Bir anlamda güveneceği isim olarak Ağar’ı seçiyor ama ulaşamıyor. Yıldırım o esnada İstanbul’da darbenin içerisinde kalıyor. Yıldırım kendini daha çabuk güvene alıyor. Yol boyunca darbeyi önleyici telefon trafiği yapıyor. Yıldırım’ın Eskişehir’de hava sahasını denetleyen komutanlarla yaptığı görüşmeler ve bakanlarla yaptığı görüşmeleri Erdoğan yapamıyor. İlk olarak Yıldırım ekranlara çıkıp, “Herkesin gönlü rahat olsun. Bu bir FETÖ kalkışmasıdır ve başarıya ulaşmaz” diyerek işin rengini açıklıyor. Erdoğan bunun bir FETÖ kalkışması olduğunu Başbakan’dan öğreniyor. Erdoğan’ın eniştesi Ziya İlgen’den duyduğu bilgi saf bir bilgi. Erdoğan, darbeyi önlediği söylenen Birinci Ordu Komutanı ile bile görüşemiyor.

“BİNLERCE SAYFA YAZDIM, AYLARCA NADASA BIRAKTIM”
Hakan Aygün, 15 Temmuz’daki kanlı darbe girişimi sonrası yaşananlarla ilgili bilgi toplamaya, notlar almaya başladı. Binlerce sayfa yazdı. Bir kısmını eleyen Aygün, kitabı birkaç ay nadasa bıraktıktan sonra okurla buluşturdu.

ABD, BU DARBEYİ SATIN ALDI…
– Hükümet darbe girişimi istihbaratına ulaşamadı mı?

Kesinlikle önceden böyle bir bilgi sahibi olduklarını düşünmüyorum. Fakat hepimiz bir gün, bir şey olacak diyorduk. Ben katıldığım değişik panellerde bunu söylüyordum. Halk da bu kanıdaydı. Dünyanın ve ABD’nin böyle bir darbeyi satın aldığını görüyordum. Türkiye’de bir şey olacak gibiydi ve AKP’nin içerisinde işler iyi gitmiyordu. Erdoğan, karargaha güvenmiyordu. AKP Genel Başkan Yardımcısı Şaban Dişli’nin kardeşi Mehmet Dişli ile görüşmek istiyor. Onunla konuşup karargahtaki havayı anlamak istiyor. 15 Temmuz öncesinde Erdoğan’ın karargahtaki işlerden rahatsız olduğunu görüyorduk. Ben sadece cemaatin tetikleyeceği bir darbe girişimini beklemiyordum.

OHAL’DE KİTAPLAR YASAKLANIYOR
Hakan Aygün, Bora Erdin’in sorularını yanıtladı. “OHAL’de bir cümle ile kitaplar yasaklanıyor, insanlar hapse gönderiliyor” dedi

MÜTHİŞ BİR KIRILMA OLACAKTI

– Kitapta eski Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun darbe günü askeri uçakla Ankara’ya getirildiği bilgisi var…

Kitaptaki ilginç iddialardan biri de 15 Temmuz günü eski Başbakan Davutoğlu’nun askeri uçakla apar topar Ankara’ya gelmesi. Bu çok ilginç iddia, ABD elçiliğinden Washington’a geçilen istihbarat bilgileri arasında yer alıyor. ABD de darbenin siyasi ayağını arıyor. Eğer darbe başarılı olsaydı, AKP’nin içerisinden bir isim vitrine koyulacaktı. Bu Abdullah Gül, Bülent Arınç ya da Davutoğlu olabilirdi. “Önceden anlaşmışlardı” demek istemiyorum. Her koşul yeni bir durum yaratır. Müthiş bir kırılma olacaktı. Darbe başarılı olsaydı cemaatin AKP içindeki siyasi ayağını bugün iktidarda görecektik.

TIPKI MARQUEZ KİTABI GİBİ…


– Darbeye sadece FETÖ mü girişti?

Generallerin üçte birinden fazlası darbeye destek veriyor. Tuğgeneral düzeyinde darbeye destek verildiğini gördük. Tümgeneral düzeyinde darbeye destek verildiği iddiaları ise netleşmedi. Mesela Mehmet Dişli ile ilgili iddialar çok net değil. Böyle bir darbenin olacağını Gabriel Garcia Marquez’in Kırmızı Pazartesi kitabındaki gibi herkes bekliyordu.

BAŞKANLIK SİSTEMİ TEKLİFİ ASLINDA BAHÇELİ’DEN GELDİ

– Darbe girişimi sabaha karşı yapılmış olsaydı ne değişirdi?

“Darbe bir tiyatroydu” diyenler, aslında yaşanan tuhaflıklara bakarak yorumluyor. Darbenin “acemice” olduğunu söylemekte haklılar ama tiyatro yorumuna yol açan tuhaflıklar, darbe saatinin öne çekilmesinden kaynaklanıyor. Darbe sabah
saatlerinde olsaydı hainler başarılı olabilirlerdi.

İLGİNÇ BİR KURGU VAR

– Darbe girişimi olmasaydı anayasa değişikliği referandumu olur muydu?

Ben bu kitabı darbe girişiminden itibaren notlar tutarak yazmaya başladım. Eylül ayı başında eski ANAP döneminin üst düzey bir güvenlik yetkilisi şu bilgiyi verdi: “MHP lideri Bahçeli bir hafta içerisinde başkanlık için düğmeye basacak. Başkanlık sistemi gelmesi için teklif verilmesini isteyecek.” O tarihte ortada böyle bir sıcak gündem yoktu. Bir istihbaratçı eylül ayında bunu dile getirdi. Çok enteresan bir kurgu var ortada. Aynı kişi, zannedilenin aksine aslında Bahçeli’nin Erdoğan’ı kontrole aldığı görüşünde. Atatürkçü kadrolara güvenemeyen Erdoğan’a yeni kadrolar gerekiyordu. İşte bu noktada ülkücülerden destek gördü. Aslında o tarafa sığınmak zorunda kaldı. Seçimlerden sonra Bahçeli, Erdoğan’a demediğini bırakmıyordu. Birden sürpriz şekilde, istihbarat geldikten bir kaç hafta sonra Bahçeli ‘başkanlık sistemi’ teklifiyle Erdoğan’a gitti. Yani bu işi 15 Temmuz tetikledi. Yoksa böyle referandum sürecine gitmeyecektik.

CADI AVI BAŞLATILDI
– Kitapta yorumdan uzak bir çizgi var? Neden bu şekilde yazdığınızı merak ediyorum?

Herkesin Ergenkonculuk ve Balyozculuktan suçlandığı bir dönem yaşadık. Ben bile bir aşama daha olsa alınacak grubun içerisindeydim ki o zaman işsizdim, müze geziyordum. Sonra gittim, ifade verdim. Beni çağırdılar, “Cemaat seni takip ediyormuş. Cemaatten şikayetçi ol, hakkındaki soruşturmayı kaldıralım” dediler. 15 Temmuz’dan sonraki süreçte bir başka cadı avı başladı. Şimdi de herkesi FETÖ’cü diye suçlamaya başladılar. OHAL kararnamesinden sonra 120 bin kişi atıldı. Bunların hepsi FETÖ’cü değil. Muhalif olan herkesi aynı sepete koydular. OHAL’de bir cümle ile kitaplar yasaklanıyor, insanlar hapse gönderiliyor. Bunu bir tarafa koyalım çalıştığınız kurumlara zarar veriliyor. Ben Halk TV’de çalışıyorum, yazdıklarım yüzünden çalıştığım kurumun zarar görmesini istemem. Otosansür olmasa da bir kontrol var. Kitabı yazdıktan sonra iki ay nadasa bıraktım. Tüm bu nedenlerle kesin bilgileri bile, iddia düzeyinde yazdım. Binlerce sayfa yazdıktan sonra bir kısmını eledim. Ben kitabı yazarken üç bin sayfa malzeme çıktı. Aslında üç kitaplık malzeme vardı.

DARBEYİ İHBAR EDEN BİNBAŞI H.A. DİYE BİRİ ASLINDA YOK

“Darbe olurken neden Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) bilgi vermedi” diye soruluyor. Çünkü darbe fark edildiğinde bu kalkışmanın MİT Müsteşarı Hakan Fidan’a yönelik bir saldırı olduğu zannedildi. Fidan da kendisi için yapılan bir girişim için bütün ülkeyi ayağa kaldırmak istemiyor. Darbeden sonraki hafta içerisinde çıkan bilgiler içerisinde, darbeyi MİT’e ihbar edenin H.A isimli bir kara pilot binbaşı olduğu ve ihbarcı binbaşının da ordudan ihraç edildiği de vardı. Atılan on binlerce insanın olduğu listeyi taradım. Binbaşı düzeyinde H.A diye pilot yok. Orduda binbaşı rütbesinde iki pilot atılmış onların da isimleri farklı. Ordu kadrolarında atılmayanlar içerisinde de H.A diye pilot yok. Atılanlardan MİT’e giden darbe ihbarcısı olabilecek, iki binbaşı iki de yarbay pilot var. İhbar eden isim bunlardan biri. MİT yasası gereği onu da çok fazla deşifre etmek istemedim. Binbaşı H.A denilen kişi şu anda MİT’e çalışıyor. MİT elemanı olarak kadrolandı.” Bora ERDİN – SÖZCÜ

BİR CEVAP BIRAK