Day Mer’den sauna reklamı karşıtı açıklama

Day Mer’den sauna reklamı karşıtı açıklama

0
PAYLAŞ

Türk Kürt Toplumu Dayanışma Merkezi (Day Mer) yaptığı açıklamada Gik Der’in başlattığı ve bazı sivil toplum örgütleri, sanatçılar ve okurların da katılımıyla büyüyen fuhuşa çağrı niteliğindeki ‘sauna’ reklamlarına karşı kampanya karşısında aşağıdaki açıklamayı yaptı.


Gazetemize ayrıca açıklama yapan Day Mer Başkanı Ahmet Sezgin, sauna reklamlarına karşı olduklarını vurgulayarak olaya siyşasi yaklaşarak kökenine inmek gerektiğini söyledi.


Day-Mer Yönetim Kurulu, Day-Mer Kadın Komisyonu, Day-Mer Gençlik Komisyonu, Türk-Kürt Futbol Federasyonu Yönetim Kurulu adına “Basına ve kamuoyuna” hitaben yapılan açıklama aynen şöyle:


“Son dönemlerde Londra Kürt ve Türk toplumu içerisinde sauna reklamlarıyla ilgili bir ‘ahlak’ve ‘etik’ tartışmasıdır sürüyor. Göçmen işçi ve emekçiler arasında çalışma yürüten bir toplum kuruluşu olarak, sadece ortaya konan soruları basitçe olumlamak ya da olumsuzlamaktan öte bu tartışmanın arkasında yatan bazı önemli soru ve sorunlar hakkında görüşlerimizi basın ve kamuoyuyla paylaşmayı uygun gördük.


Açık ki bu tartışmaların özünde ortaya konan başlıca sorunlardan biri nasıl bir basın istediğimiz veya İngiltere’de yaşayan Kürt ve Türk toplumlarının nasıl bir basına ihtiyacı olduğu sorunudur. Bu sorulara verilecek en sağlıklı yanıtlar şu veya bu siyasi veya ideolojik öncelikten daha çok bu ülkede yaşayan halkımızın sorun ve ihtiyaçlarının somut olarak neler olduğuyla ilgilidir. Toplumumuz bir yandan göçmen bir toplum olmanın getirdiği göçmenlik sorunları, yabancı düşmanlığı ve ‘entegrasyon’ gibi yaşadığımız ülkeye yerleşmede karşılaştığı siyasi, hukuksal ve kültürel sorunları, diğer yandan da bu ülkede yaşayan tüm halk gibi daha iyi bir yaşam sürdürebilmesinin önünde engel olan başlıca iş, eğitim, sağlık, konut vs gibi hükümetin gerçekleştirdiği kesintilerin getirdiği sorunları yaşıyor.


Kısaca değindiğimiz bu ve benzeri sorunlara karşısında basından beklenen bu sorunları yansıtmaları, bu sorunları ortaya çıkaran toplumsal nedenleri sorgulamaları, onların çözümü için yürütülecek tartışmalar için olanak yaratmaları ve bu sorunlara karşı halkın sosyal ve kültürel yaşamlarına renk katacak, zenginleştirecek bir içerik tutturmalarıdır. Bu sadece Türkçe yayımlanan basın açısından değil geniş anlamda tüm basın ve medya açısından uygun bir beklentidir. Somut yaşama ve gerçeklere bağlı böylesi bir yayın çizgisi izlenmediğinde, sözü edilen bu toplumsal sorunlara değinim birbirinden kopuk, neden-sonuç ilişkisinin saptırıldığı, toplumun öncelikleri konusunda varolan kafa karışıklığının daha da derinleştirildiği yöntemsiz bir basın anlayışı olacaktır. Kuşkusuz bunun örneklerinin bugün baskın olmasının nedeni bu konudaki basit bir bilgisizlik veya keyfiyet değil ama maddi çıkarlar denen şeydir. Ve mesele sahip olunmayan hakların elde edilmesi veya ihtiyaçların giderilmesi, yani toplumun karşılaştığı sorunların çözümü olunca gerçeğe sarılmaktan başka çare kalmayacaktır. 


İngiltere’de 20 yıla yakın bir geçmişi olan kitlemizin kuşkusuz bu ülkeye yerleşme sürecinde karşılaştığı ciddi kültürel sorunlar var. Yukarda sözettiğimiz neden ve etkenler nasıl ‘suç ve çeteleşme’ye yol açıyorsa aynı biçimde ahlaki yozlaşma sorunlarına da yol açıyor. Ama ne bu etkenleri sorgulama olmadan ne de bu etkenleri ortadan kaldırmak için çok yönlü ve uzun soluklu sabırlı ve ısrarlı bir çalışmaya girişilmeden bu kültürel yozlaşma sorunlarından, sanki kendi başlarına ortaya çıkıyorlarmış gibi sözetmek ve gündeme sokmak meselenin özüne inmek yerine görünüşlerine takılıp kalmak anlamına geliyor. Belli olan bir şey varsa o da tüm bu sorunlar ve ihtiyaçların birbirleri arasında nedensel bir bağ olduğu ve bazı sorunların diğerlerinden daha ‘temel’ ve diğerlerini ‘belirleyici’ olduğudur. Sauna reklamları konusundaki temennilerimiz kuşkusuz yinelenmelidir ama onlar da ancak onları ‘olağan’ kılan toplumsal koşulları gidermeye yönelik bir yaşam sürdürdüğümüzde anlamlı olacaklardır. Mesele bu anlamıyla hangi yanıtı vereceğimiz değil hangi soruyu soracağımızdır; karmaşık meseleleri toptan çözmek gayesiyle onları kaba ikilemlere indirgemek mutlak olarak doğru bir yöntem olmayabiliyor. Unutmayalım ki,  kendi basınımızda bu reklamların önünü alabildiğimiz takdirde bile zaten dünyada hakim olan atmosfer, ‘tüketicilik’ ve dünyadaki mevcut kültürel yozlaşma etkisi altında bu reklamlar ve bu reklamların temsil ettikleri değerler daha kapsamlı biçimde televizyondan internete, müzikten sinemaya değişik yollarla topluma ve toplumumuza yansımaya devam edecektir. Demek ki çözüm toplumsal sorun ve ihtiyaçlara toplumsal yaklaşımdır.


Görülüyor ki sorun ve ihtiyaçlarımızın da bir ‘cebiri’ var: toplumsal sorunları en uç noktalarından olduğu gibi temelleriyle de tartışalım. Savaşları üreten, halkın sosyal ve ekonomik haklarını elinden alan toplumsal yapı aynı zamanda kadının bir cins olarak sömürülmesinden de sorumlu. Yapıyı örselemeye dönük çok yönlü günlük ve somut bir yaklaşım ve çalışma olmadan onu oluşturan ilişki ve biçimler giderilemez. Bu açıklamada belirttiğimiz düşüncelerin bu tartışmaya katkıda bulunacağını umud ediyor; önemli bulduğumuz bu noktaların basın ve toplumuz mensupları tarafından gereğince karşılanacağına inanıyoruz.”


 


 

BİR CEVAP BIRAK