Defa Milli

Çoktandır kuru fasulye pişirmemiştim. Neden fasulyeye böyle uzun süre uzak kaldım bilmiyorum. Bazı şeylerin ya nedeni yok ya da nedenini biz göremiyoruz. Nedeni olmayan bir şeyin varlığı da akla aykırı değil mi? Dün gece kuru fasulye pişirdim. Bir gün önceden ıslatmıştım. Pek de güzel olmuş, ağzınıza layık. Çoktandır kuru fasulye pişirmemiş oluşumun hiçbir görünür nedeni yok diyorum ama belki de kuru sebzeden çok yaş sebzenin sindirim açısından daha rahat olması kuru fasulyeyi unutturuyor. Ayrıca yaş sebze pişirmek daha kolayıma gidiyor. Örneğin buğuda karnabahar ya da kereviz pişirmenin kolaylığını düşünün. Gerçi ben mutfak işlerinde aşırı kolaya kaçmaya eğilimli değilim, bazı zorunluluklar dışında mutfağa severek isteyerek girerim. Kuru fasulye sözkonusu olduğunda bir de gaz sorunu var. Benim sindirim düzenim iyi değildir: küçük yaşlarımda üzerinize afiyet kötü bir ishal geçirmişim. Bunu bu ortamdan uzaklaştırın, çocuk ölümleri büyük boyutlara ulaştı demişler. Annem de beni alıp Akhisar’dan İstanbul’a, Hikmet teyzesinin yanına getirmiş. Hekimler bu hastalığın bende bir takım izleri kalmış olduğunu söylerler. Affınıza mağruren söylüyorum, gaz konusunda oldukça sorunlu biriyim. Bu yüzden fasulyenin yanına bir soğan kırsam mı diye on dakika düşündüm, on dakika sonra böyle bir şey yapmamaya karar verdim.

Kuru fasulye eskiden yoksul yemeğiydi şimdi zengin yemeği oldu gibi muhabbetlere girecek değilim. Yaşam ucuzladıkça her şey pahalılaşacak, bu kadarını söylemekle yetineceğim. Kolay kolay lokantaya gidemediğimiz lise yıllarımızda ucuz aşçı dükkanları bulmuştuk. Bunlardan biri Tahtakale’deydi. Daha çok kuru fasulye yerdi müşteriler, yanında pilav da olursa daha ne istenir? Ders aralığında daha doğrusu öğle tatilinde oraya düşerdik. Masalar dolar dolar boşalırdı. Yalnız çatal kaşık sesleri duyulurdu. Yer bulmakta güçlük çektiğimiz olurdu. Bir saniye boş vakti olmayan garsonlar gerçek birer ateş parçasıydı. Dalgınlıkla onlardan birinin önünü kesmeye görün, öfkeli bir bakışın üzerinize yapıştığını duyuverirdiniz. Garsonlar kuru fasulyeyi “milli” diye adlandırırlardı. “Çek bir milli!” Bir kuru fasulye daha mı? O zaman istek çok kısaltılmış bir biçimde ortaya koyulurdu: “Defa milli!” Daha sonra da zaman zaman nasıl nitelikli işkembecileri en ücra yerlerde elimizle koymuş gibi bulmuşsak iyi kuru fasulyecilerin yerini de bir hafiye inceliğiyle saptamışızdır. Bu konuda ne yalan söyleyeyim arkadaşlarımızdan çok yardım gördük. Temsil, Süleymaniye’deki kuru fasulyeciye beni rahmetli Toktamış götürmüştü ve ben kuru fasulye yerine döner isteyince biraz öfkelenmişti: “Afşar’cığım, sen dönerden sonra bir tabak da kuru fasulye yiyeceksin.”

Kuru fasulye yaşamlarımızda çok önemli bir yer tutar. Zengin çocukları bile yanılmıyorsam öğle saati okuldan döndüklerinde bir tabak kuru fasulyeyi ıstakoz çorbasına yeğ tutarlar. Toraman, ıstakoz çorbası diye bir şey var mı yoksa sen oturduğun yerde rahat rahat kafadan mı atıyorsun diye soracak olursanız böyle bir şeyin var olabileceği gibi bir duygu içinde olduğumu söylemekle yetineceğim, yalan olmasın böyle bir çorbayı ne gördüm ne de duydum. Öyleyse? Yani şu toprakların kokusunu solumuş ve renklerinde yıkanmış her kişinin belleğinde kökü derinlere giden bir kuru fasulye imgesi mutlaka vardır. Soğuk mu soğuk bir kış günü önünüze bırakılan tabakta tarhana çorbası yoksa kuru fasulye olacaktır. Akşam masa başında toplandığımız zaman tabağınıza koyulan iki kaşık kuru fasulye gönlümüzün derinlerinde bir altın yağmuruna dönüşür. Hele içinde küp küp doğranmış patatesler de varsa. Patates fasulyeye ayrı bir tat verir, denemedinizse benim hatırım için bir kere deneyin.

O konuda siz ne düşünürsünüz bilmem ama ben börülceyi de severim. Fasulyeye göre hazırlanması çok kolay olduğu için biraz da. Akşamdan ıslatmak falan gerekmez, iki saat önceden ıslatın ya da hiç ıslatmayın, en geç yarım saat içinde pişecektir. Dostlarla bizim evde toplandığımız eski günlerde ben çok güzel olduğuna inandığım bir börülce salatası yapardım. Çoktandır yapmadım ama nedense iki üç gündür aklımda. Çok önemli bir şey değil. Cevizi dövün, zeytinyağı ve limonla karıştırın, içine bolca haşlanmış börülce dökün. Kerevizli börülce yemeğini de öneririm. Nasıl yapılır mı diyorsunuz? Özel bir reçetesi yoktur. Börülceyi kuru fasulye pişirir gibi soğanıyla biberiyle domatesiyle salçasıyla pişireceksiniz, yemeğin içinde küçük parçalar halinde kereviz bulunacak. Dikkat edin kerevizler kararmasın.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.