Destan’dan destana yol gider / M. Karakaş

Destan’dan destana yol gider / M. Karakaş

0
PAYLAŞ

Çünkü bir müzikal olan bu yapıt, tiyatroda başta Engin Cezzar-Gülruz Sururi ikilisi olmak üzere, başka oyuncular tarafından da çeşitli tiyatro sahnelerinde oynandığı (Zeliha Berksoy… İstanbul Şehir Tiyatroları…) gibi, sinema filmi olarak da (Fikret Hakan) canlandırılmış, televizyon kurumları tarafından da defalarca gösterilmiştir.. Tiyatroda yıllarca kapalı gişe oynanmıştır.


Özellikle Engin Cezzar’ın ‘Keşanlı Ali’ ve Gülruz Sururi’nin ‘Zilha’ tiplemesindeki üstün oyun güçleri görülmeye değerdi…


Oyunun konusundan hareket edecek olursak, bazı şeylerin, olayların hiç hesapta yokken insanları nerelerden alıp nerelere götürebileceğinin en iyi örneklerinden birisini oluşturduğunu ve bizlere birtakım çağrışımlar yaptırdığını söyleyebiliriz…


Bunu da gerek oyunu izlerken, gerekse adına yaşam dediğimiz, aslında hepimizin rolünü oynayıp gittiği yaşam sahnesinde en bariz şekliyle görebiliriz…


Konusunu kısaca özetleyecek olursak; Bir mahalle.. mahallenin sakinleri.. Mahallenin yoksul ama gözleri yukarda, kimseleri beğenmeyen fettan kızı “Zilha” Yine aynı şekilde yoksul ama gururlu, sevdiğine sevgisinden başka verecek bir şeyi olmayan, dürüst, namuslu, kendi halinde, yavuklusundan ‘Zilha’ dan pek yüz bulamayan delikanlısı ‘Ali’, tabii bir de mahallelinin yaka silktiği, herkesi haraca bağlayan, mahallenin belalısı, kötü adamı olan ‘Canavar Cafer’ var.


Bir gün bu ‘Canavar Cafer’ birileri tarafından öldürülür..Mahallenin bekçileri suçlu olarak; Ceset’ in başında  gördükleri ‘Ali’ yi yakalarlar..Olay duyulur ve hızla mahalleli arasında yayılır..” Ali.. Canavar Cafer’i öldürmüş..!” diye.. Mahallede ‘Ali’ çok.. hangi Ali, diye sorulunca da; “Zilha’nın sevdalısı.. ‘Keşanlı Ali’” diyerek; Destanı başlatmışlardır..Kendi halinde ‘gariban Ali’ bir anda oldu, mahallenin kurtarıcısı, anlı şanlı “Keşanlı Ali..!”Artık kim tutar onu.. Mahallede kulaktan kulağa ‘destan’ yayılır… Tutuklanır, cezaevine girer, mahalleli durur mu artık..Mahpushane önünde bağrışırlar:” Sen bizim gururumuzsun!Seni Bekleyeceğiz Keşanlı!” diye
Bütün bu olandan bitenden bir şey anlamayan, Keşanlı Ali’ de şaşkındır.. “Ben yapmadım!” dediyse de kimseye derdini anlatamamıştır… O artık mahallenin gururu, kurtarıcısı ve kahramanıdır…


Önceleri yüz vermeyen yavuklusu ‘Zilha’ mahpushane ziyaretlerine başlamış,sevdiği adamla evlenebilmek için, mahpushaneden çıkmasını beklemeye başlamıştır.. Daha önce selam bile vermeyenler, yakın olabilmek için sıraya girmişlerdir… Ne de olsa o artık ‘efsane adam’ dır… Ve cezasını çekerek, dışarı çıkar… Efsane Adam geri dönmüştür.. O istemediği halde, mahalleli onu muhtarları, sonra da Belediye Başkanları olarak görmek isterler… Yürü! kim tutar seni!  ‘Keşanlı!’


Bir süre sonra, görünmez eller devreye girer, Keşanlı adına haraç almalar, iş bitirmeler.. İstemiyorum da yan cebime koy durumlarına kadar varır… Daha önce ‘Zilha’ için , Keşanlı’ya “O hiç seni sever mi? O bir küçük hanfendü” diyenler, evlenmeleri için ellerinden geleni yapmaya başlarlar. Keşanlı’ ya sevdalanan diğer kadınlarsa; “ Bıyıkları kaytandı, bütün kızlar hayrandı, evlenecek ne vardı!” diye türküler söylemiş, ağıtlar yakmışlardır… 


Bütün bunlar olurken , yağdanlıkları tarafından iyicene havaya sokulan ‘Keşanlı Ali’ mahallede racon kesmeye, haraç almaya başlamıştır.. Bir zaman sonra durum dayanılmaz safhaya gelmiş, herkes ‘Canavar Cafer’i mumla arar duruma gelmiştir.. ve ‘Keşanlı Ali’ den  “nasıl kurtuluruz” diye, kara kara düşünmeye başlamışlardır.


Tabii sonradan ‘ Keşanlı Ali’nin  Canavar Cafer’i öldürmediği ortaya çıkmış ama iş işten geçmiş, atı alan çoktan Üsküdar’ı geçmiştir…


Sevgili okurlar bu öykümüzden herkes kendi payına düşeni iyi anlasın ve ‘Keşanlı Destanı’ndan Kasımpaşalı Destanı’na bir yol gider mi? Bir düşünsün…


Unutmayalım ki! “Şeyh uçmaz.. Müritleri uçurur…” derler…



Araştırmacı-Yazar / Mete Karakaş

BİR CEVAP BIRAK

11 + three =