Devlet ayıpları…

Devlet  çoğunlukla  ihmallerini, yanlışlarını ve de ayıplarını yıllar sonra farkediyor veya anlıyor.
Devlet ihmal ve yanlışı anladık da, devlet nasıl ayıp işler demeyin.
Devlet de neticede canlı bir organizma sayılır…
Kurumları var, organları var.
Beyni var, kalbi var.
Dolaşım sistemi var.
Neticede devleti insanlar yönetiyor.

Aktif gazetecilik yaptığım dönemde sanırım 10 yıl önce bana eski bakanlardan Polatkan’la ilgili bir bilgi ulaşmıştı
1961’de idam edilen Demokrat Parti’nin Maliye Bakanı Hasan Polatkan’ın bir ABD gezisi sırasında evi için sipariş verdiği ve satın alıp Türkiye’ye getirmek istediği ev eşyalarıyla ilgili bilgiydi bu.

DP’li Maliye Bakanı Polatkan, 1960 İhtilalinden önce galiba 1959’da bir gezi sırasında ABD’den evi için kendi parasıyla kristal lamba siparişi vermiş. Hatta çok beğendiği bir buzdolabı, bir çamaşır makinasını evinde kullanmak  için satın almış. Hatta bir lavab bile var bu siparişler arasında.

1960 öncesi. Böyle teknolojik icatlar ve ihtiyaç malzemeleri henüz Türkiye’de yok ama ABD’de var. Bakan da bunları evinde kullanmak , gelen gidene göstermek ve belki de caka yapmak istemiş olmalı.

Tabii 27 Mayıs İhtilali olunca hepsi Yassıaada’ya gönderilip yargılanıyorlar. Bu yargılama sonucu Başbakan Adnan Menderes, Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu ve Hasan Polatkan idama mahkum ediliyorlar.

Aylarca bekleyiş içinde kıvranan  Polatkan ailesi acılar içinde. Bayan Polatkan nerden bilsin kocasının ABD’den sipariş verdiği eşyaların gümrükte depolanıp bekletiildiğini.

Yıllar sonra 1995 yılında bayan Polatkan’a haber veriliyor:
“Sizin kocanıza ait ve Toprak Mahsulleri Ofisi deposunda bekletilen bir emanetiniz var. Aslında emanetleriniz var. Bunlar yıllardır korunmuş. Şu anda yasalara göre size bunların verilmesi gerekiyor. Gelin ve bu özel eşyalarınızı buradan alın.”

Aradan 35 yıl geçmiş.
Devlet 35 yıllık ayıbını yeni hatırlamış.
Bayan Polatkan “ Teşekkür ederim, devlet bu eşyaları ya bana, evime kadar göndersin, ya da göndermeyecekse devletleştirsin.”

Nerden nereye…

Bakın, bundan 30 yıl önce 16 Mart 1978’de İstanbul Üniversitesi’ne bomba atılmıştı.
7 öğrenci hayatını yitirmiş, 41’i yaralanmıştı.
Tam da Ergenekon davasının başladığı saatlerde ajanslardan gazete ve TV istihbarat masalarına haberi düştü.
16 Mart 1978 davası, 30 yıl sonra zaman aşımına uğramıştı. Açıkcası zamanaşımı denilen duruma kurban gitmişti…
Yani ölenler ölmüştü.
Zaten 30 yıl geciken adaletin adalet olduğu tartışılabilirdi.
Devlet ne yapıp yapmış, davayı unutturmayı başarmış olmalıydı ki zaman aşımı beklenilmişti.

Devlet ayıbı…
Devletin adalet ayağını ayıbı.

Geçenlerde Yozgat’ta İpekyolu Projesi’nin demiryolu bölümü için bir adım atıldı.
Bu demiryolu projesinin gerçekleşmesi için yapılacaklar ele alındı.
Ve düğmeye basıldı nihayet.

Burada da devletin büyük bir ihmali vardı.
Açıkcası ayıbı ortaya çıktı.
Bu projenin başlangıç tarihi 1960 yılına uzanıyordu.
Yani 48 yıllık bir ayıp söz konusuydu.

Daha geriye gidince  Doğu ve Güneydoğu için yapılmayanlar ve bugüne taşınan sorunların başlangıç tarihi de Cumhuriyetin kuruluşuna kadar uzanıyor diyebilirsiniz.
Yani, yarım yüzyılı aşıp nerdeyse bir asra yakın süreli, ayıpları var devletin.
Bu ayıpların tek tek çetelesi tutulsa, iyice araştırılsa  belki de roman olur.
Hatta TV dizisi de…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.