Dikenli teller arasındaki zenginlik

Üzeyir Garih, öldürülmeden iki sene kadar önce, sivil toplum kuruluşlarından birinin davetlisi olarak gelmiş bulunduğu Kocaeli’de,  Sanayi Odası’nın konferans salonunda, topluma yönelik önemli mesajlar taşıyan ve kimi konularda ciddi uyarılar içeren bir konuşma yapmıştı…


Garih, konuşmasının bir bölümünde, altını çizerek şu konu üzerinde durmuştu.
Özet olarak aktarıyoruz:


“Türkiye’de yoksulla fakir arasında ki uçurum gittikçe derinleşiyor.
Gelir dağılımındaki bozukluk ya da eşitsizlik ciddi boyutlarda.
Büyük kentlerin varoşlarında yaşamakta olanların sayısı arttıkça, sosyal dengesizlik de o ölçüde bozulmakta..


Şehrin kenar mahallelerinde yaşamakta olan ailelerin çocukları yani gençler; kentin merkezinde ki parlak, ışıltılı yaşamı görüp, yoksullukları yüzünden mevcut şaşaayı uzaktan seyretmek zorunda kalmaya devam ettikçe, topluma karşı isyan duyguları iyice artmakta…


Zenginleri ve büyük iş adamlarını uyarıyorum.


Gelir dağılımındaki bozukluk ve yoksulların sayısı artmaya devam ettiği sürece, zaman gelecek, sokakta, caddede rahat yürüyemeyeceksiniz…
Villalarınızda, konaklarınızda güvenli olarak ve huzur içerisinde oturamayacaksınız…
Mercedes’lerinize, lüks arabalarınıza binemeyeceksiniz…
Sizleri uyarıyorum: Çevrenizdeki yoksulları, çaresizleri, sürünenleri görmemezlikten gelerek, kar üstüne kar elde edeyim diye salt kendinizi düşünmeyin!
Yanınızda çalıştırdıklarınızın da, sizin gibi insan olduklarını, onların da çoluk çocukları ve geçindirmek zorunda oldukları bir aileleri olduğunu, hiçbir zaman göz ardı etmeyin! Hep ben kazanayım diye düşünmeyin. Aksi halde, zenginliğinizin size hayır ve huzur getirmeyeceğini bilin!.”


Yukarıda okuduklarınız, bundan iki ay kadar önce internette yayınlanan “Yoksulun adı Zenginin tadı yok” başlıklı köşe yazımızdan alınan satırlar.


Evet Üzeyir Garih o gün bu cümlelerle, salonda kendisini dinlemeye gelenlerin dikkatini çekmişti ve kamuoyuna mesaj vermeye çalışmıştı.


Şimdi de tanınmış bir bayan köşe yazarımızın kısa süre önce Latin Amerika ülkelerinden Venezüalla’ya yapmış olduğu ziyaretle ilgili kaleme aldığı ve piyasaya yeni çıkmış olan kitabındaki birkaç paragraflık bir bölümü birlikte okuyalım:


“Burası şehrin Doğu yakası, yani üst sınıfın yaşadığı bölge. Bu yüzden bütün binalar yüksek, metal parmaklıklarla çevrili. Orası tamam da, parmaklıkların üzerine sarılmış, parlak dikenli teller ne peki? Onlar sadece dikenli tel değil, elektrik verilmiş dikenli tel. İlk gördüğünüzde psikopat, güvenlik manyağı bir apartman yöneticisinin ibibik bir icadı sanabilirsiniz ki bu,  bir tek delinin işi değil, Bütün apartmanlarda, hatta bazen ayrıca tek tek apartman katlarında bile bu dikenli tellerden var. Caracas lı üst ve orta sınıf mensupları, son on beş yıldır yaşadıkları yerleri böyle koruyorlar. Bu yüzden bu kadar tropik bir iklimde, taşlardan bile ağaç fışkıran böyle bir bitki örtüsünde hiç kuş sesi duymuyorsunuz. Çünkü Caracaslı apartman sakinleri evlerini hırsızlığa karşı korurken şehirdeki bütün kuşlar elektrik verilmiş tellerle öldürmüşler.”
(Ece Temelkuran – Biz Burada Devrim Yapıyoruz Sinyorita  Syf: 24  Everest Yay.)


Venezüalla’da tıkırı yerinde olanlar; kendilerini sokaktaki insandan (halktan) tecrit etmek zorunda kalmışlar. Apartmanlarının bahçe duvarlarını, elektrik yüklenmiş dikenli tellerle çevirip, ülkede ki haksız paylaşımın perişan ettiği kendi vatandaşlarından korunmaya çalışıyorlar… 


Temelkuran’ın kitabının tamamını okuyunca, (ki herkese tavsiye ederiz,)  geçmişten bu yana ezilip sefalete sürüklenmiş Venezüalla halkının yaşamakta olduğu sürecin. Ülkemiz için ders alınacak bir tablo olduğunu ibretle gördük. Ancak, orada hiç olmazsa halkın gerçek umudu olan  bir Chavez var!…


Hangi ülkede olursa olsun, halkın çok büyük çoğunluğu açlık, yoksulluk ve sefalet içerisinde ise, bir eli balda öbür eli yağda olanların muhteşem zenginliklerinin; kendileri için sürekli mutluluk kaynağı olacağını düşünmeleri büyük gaflet olacaktır! Türkiye bu sürece girmiştir. Ülkede her gün sayısız ev soyuluyor, kapkaçlar, gasplar gittikçe artıyor…


AKP iktidarı sokaktaki insana yani halka hiçbir şey verememiştir.
Vatandaş eskisi gibi yine aşsız, işsiz ve yoksulluk içerisindedir. “Makro değerleri yerine oturttuk, sıra mikro değerleri düzeltmeye geldi”, masalıyla insanımız yeni bir kandırmaca ile karşı karşıyadır..


AKP önümüzde ki seçimde bu taktiği kullanacaktır..
Millete büyük olasılıkla söyleyecekleri aldatmaca şu olacak; 
“Bu dönem ekonomimizin makro değerlerini düzelttik, şimdi sıra mikro değerlere geldi.  Bize yeniden oy verdiğinizde göreceksiniz ki, artık tabanı ayağa kaldıracağız. Sokaktaki insanımızın yaşam düzeyini, refahını ve gelir düzeyini artıracağız…”


3 Kasım 2002 seçimleri öncesi de halka bu tür vaatlerde bulunmuşlardı. UMARIZ HALKIMIZ BU ALDATMACAYA KANMAYACAKTIR!


Bizim, ülkede bunca yıldır gördüğümüz değişmez gerçek şu olmuştur;
Hangi dönemde olursa olsun, zenginleşme ülkeyi yönetenlerden başlıyorsa, tabana yani orta sınıfa refahın ulaşması olanaklı olmuyor… İçinde bulunduğumuz süreç böyle bir tabloyu yansıtıyor!


Ülkemizdeki gidişat gösteriyor ki; bizde de büyük kentlerdeki apartmanların yakın gelecekte bahçe duvarlarının elektrikli tellerle korunur duruma gelmesi ve kuşların ölmesi kaçınılmaz olacak!


Çünkü lafla peynir gemisi yürümüyor!..  Açlık, yoksulluk, sefalet ortada!..


E-mail: burhanaozbey@yahoo.com


 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.