Din adamı devlet işine karışırsa

Hrisostomos gibi gülünç olur.
Niyeti üzüm yemek olmayan Başpiskopos II. Hrisostomos “yıkılıyor” diye feryat ettiği kilise Türk tarafı tarafından onarılacak olunca ayak diretiyor.
Yeni değil, bundan bir buçuk yıl kadar önce de, “Türkler onaracağına yıkılsın daha iyi” demişti…
Bir arada inşaat malzemelerini alıp geliyordu ki, yoldan zor çevirdiler kendisini…
Tam doğalgaz derdine düşmüş, kiliseyi unutmuştu, KKTC cumhurbaşkanlığı açıklama yaptı, “biz onaracağız” diye. Kendisine verilen ilahi yetkiye dayanarak çok kızdı Hrisostomos. Hatta hızını alamadı, Kültürel Miras Teknik Komitesine küfrederek, bu komiteye katılanların görevlerini yerine getirmeyen ‘evetçi’ Kıbrıslı Rumlardan oluştuğunu söyledi.
Yetmedi, “Bardak taştı, gitmelerine bir buçuk ay kaldı’ diyerek, yeni hükümet döneminde söz konusu komiteye daha faal kişilerin atanması dileğinde bulundu Başpiskopos.
Teknik Komite bu sözler üzerine durur mu? Başpiskopos’un nitelendirmelerin yakışıksız olduğunu ifade eden Teknik Komite temsilcisi Takis Hacıdimitriu, “eğer Kilise işbirliği yapmış olsaydı, Apostolos Andreas’taki çalışmalar şu anda ileri bir safhada olacaktı” dedi. (Kaynak isteyene, Fileleftheros Gazetesi.)
Bir tv programında esas iki niyetinden birini hissettirdi Hrisostomos: Kilisenin, Manastırın mal sahiplik hakkını kaybedeceği tehlikesini…
Hrisostomos’a göre, eğer Kıbrıs Türk tarafı, Manastırı Türkiye’nin parasıyla kurtarma kararını hayata geçirirse, gerçekte Kilisenin ve Kıbrıs Rum tarafının itibarı büyük zarar görecek!

***

Politis Gazetesi’nden Vangelis Vasiliu “Hrisostomos’tan potporiler ” başlıklı yazısında, Başpiskopos’un manastır konusunda yaptığı çelişkili açıklamaları ortaya koydu.
Vasiliu’ya göre Başpiskopos, 2010 yılının Mart ayında (2. Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat’ın görevden ayrılmasından kısa bir süre önce) barikattan işlem yapmadan geçti ve KKTC’li bir bakan ile Manastıra giderek, Eroğlu’nun işbirliği yapmasını umduğunu açıkladı.
Dönemin Başbakanı Derviş Eroğlu’ndan yardım isteyen Hrisostomos bundan 9 ay sonra, yani 24 Ocak 2011 tarihinde ABD Büyükelçiliği girişimde bulununca bunu unutarak, Manastırın çökme tehlikesi ile karşı karşıya olmadığını söyledi. (Bknz; ‘Apostolos Andreas konusunda hiçbir kaygım yoktur, restorasyonu gecikse bile, çökmez’)
Teknik Komitenin girişimde bulunduğu 21 Şubat 2012’de yaptığı açıklamada, nakaratı değiştiren Hrisostomos, Manastırın çökmek üzere olduğunu ifade etti ve tehlikeli olduğu için Manastırı ziyaret etmeme çağrısında bulundu.
Başpiskopos Kilisenin, KKTC’yi görmezden gelerek, tek taraflı faaliyet üstleneceğini de o zaman açıklamıştı. ‘Eğer bizi tutuklamak isterlerse, tutuklasınlar’ diyen Hrisostomos, 23 Şubat 2012 tarihinde (Teknik Komitenin manastırın onarımını üstlendiğine ilişkin anlaşmayı açıklamasından kısa bir süre önce) Manastırın çökme tehlikesi ile karşı karşıya olduğunu ve zaman kaybettiren süreçleri beklemeden, kendi inşaat malzemelerini Manastır’a göndereceğini söylemişti.
Eni konu müteahhitlik yapacaktı Hrisostomos. Sonra araya (doğalgaz gibi) daha önemli konular girdi, sustu, ta ki KKTC Cumhurbaşkanlığının açıklamasına kadar…
Görüldüğü üzere Başpiskopos Hrisostomos’un bu tavrı Türk tarafına karşı değil, kendi hükümetine karşı. Yerli yersiz siyasete karışan “doğalgazdan (kilise olarak) bizde pay isteriz” diyen, açık açık yönetimi eleştiren Başpiskopos, Apostolos Andreas üzerinden Hristofyas’a çalım atmaya kalkışmakta.
Bu durumda bize düşen, “ne halleri varsa görsünler” deyip en güzel şekliyle Apostolos Andreas’ı restore etmek.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.