Dünyanın en yiğit insanları

Avusturya gazetecileri uzun süredir Türkiye’de meslektaşlarının tutuklanmalarına ilgisiz kaldılar. Bu güne kadar Türkiye’deki gazetecilerin yıllardır hapiste tutulmalarına bir iki çatlak sesin dışında haber yapmaya bile gerek duymadılar.
Avusturya’nın tutucu ama en ciddi gazetesi olarak bilinen Die Presse’de geçenlerde Gerald Krieghofer imzalı bir makale dikkat çekti. göze çarpmaktaydı. Krieghofer gazeteci değil, felsefeci ve Viyana’da çalışmalarını sürdüren Avusturya Bilim Akademisi çalışanı.
Makalenin başlığı “Cesur bir aydın olmak Türkiye’de zordur” diye seçilmişti. Yazar makalesinin ilk cümlesini Noam Chomsky’den almış. Chomsky “Günümüz dünyasında en cesur gazeteci ve aydınlar Türkiye’de yaşıyor” demiş. Noam Chomsky’ye hak veren yazar Krieghofer, gazeteci ve aydınlar için “onlar varlıklarıyla insan ve azınlık hakları için, devletin sivillere karşı saldırılarına karşı durarak, uzun süreli hapis yaşamını ve işten çıkarılmayı göze alıyorlar” diyor makalesinde.
Krieghofer 2007 yılından bu yana 700’den fazla profesör, yazar, gazeteci, milletvekili ve yayıncının siyasi nedenlerden dolayı hapiste tutulduklarını ve son yıllarda Türkiye’de tutuklanan gazeteci sayısının “Çin, Rusya ve İran gibi ülkelerdeki gazeteci tutuklamalarından kat kat daha fazla” olduğunun altını çiziyor.
Türk yargısı için ise iki kavram kullanarak soruyor: “Yargı isteksiz mi yoksa yeteneksiz mi?” Krieghofer Türk yargısı için şu sözleri de kullanıyor: “Yargı terör propagandası yapanlarla, hukuk devletinin prensiplerini kabul eden ve onu savunanlarla aralarındaki farkı ya bilmeden ya da bilerek ayırt etmemektedir”.
Makalede Avusturyalı gazetecilerden de örnek verirken “Avusturyalı gazetecilerin cesur olmaları gerekmemektedir” dedikten sonra, “onlar Avusturya hükümetinin yarısından fazlasını eleştirmiş olsalar veya onlara oy verenler ile ilgili sayfalarca yazılar kaleme alsalar, hiçbir kovuşturmayla karşı karşıya kalmazlar” ifadeleri yer alıyor. Avrupa Birliği’ne üye olmak isteyen Türkiye’de böyle olmadığını, eleştirisel yazı yazmanın bir bedeli olduğu belirtiliyor.
“Türkiye ekonomisinin iyiye gittiğinin” de altını çizen yazar “Buna rağmen Türkiye’nin iç politikası pek de iyi değildir, kadınların durumu gittikçe kötüleşmektedir” tespitinde bulundu. Yazar “Demokrasilerin olmazsa olmazlarından olan basın özgürlüğü Türkiye’de garanti altında bulunmamaktadır” dedikten sonra uzun süre Türkiye’deki meslektaşlarının durumlarına sessiz kalan Avusturyalı gazetecilere Türkiye’de basın özgürlüğünün ne durumda bulunduğunu izah etmiş oldu.

Türk aydınlarının “cesur olmaları kendileri için çok önemli bir gösterge” olduğunu belirten yazar, “Avrupalı aydınların da zamanında cesur olmayıp da seslerini çıkartmamış olsalardı, günümüzde basın ve düşünce özgürlüğüne kavuşmamış olacaktık” karşılaştırmasını yaptı. Avusturya’da monarşinin son onlarca yılında çok sayıda gazetecinin hapislere atıldığını ve aynı durumun Fransa aydınlanmacılarının da başına geldiği kaydedilirken, Avrupa ülkelerinde asırlar önce olan aydınların tutuklanmasını günümüz Türkiye’sindeki “İleri Demokrasi”nin tutuklamalarıyla karşılaştırması kara mizah örneği oluşturdu.
Türkiye’deki aydınlara karşı kötü tutumun uzun süre daha devam edebileceğini belirten yazar, “umarım Türkiye’de aydınlanmış modern Türk toplumu bu mücadelede başarılı olur” temennisinde bulundu. “Avrupalıların Türk aydın ve gazetecileriyle dayanışmasının çok da sınırlı olduğu” da ifade edildi.
Avusturya gazetelerinde 2007 yılından bu yana bu tür makalelerin yayımlanması da bir cesaret işi olduğunu belirttikten sonra, Avusturyalı gazetecilerin herhangi bir tehlikeyle karşılaşmayacaklarına rağmen, dünyanın en yiğit insanları olan Türk aydın, gazeteci ve siyasetçilerin yıllardır tutsak alınmış olmalarına seslerini yükseltmesini beklemek büyük bir beklenti olmayacaktır.

_______________

Kadim.uelker@gmail.com

* Bu yazı, Cumhuriyet Gazetesi’nin Pazar Yazıları sayfasında da yayımlandı.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

1 + 13 =