İDO dayatmacısı zihniyetler

Kanal24’ün İDO’daki kapalı devre zaruri yayınlarını da yasaklamasını talep ediyorum naçizane… Şayet kadı davacı olursa hani…


Dün Bostancı’dan Yenikapı’ya, oradan da Bursa’ya, İstanbul Deniz Otobüslerini kullanarak gitmeye yeltendim… Aman Allahım ! Toplam 100 dakika müddetle dayatmatif propaganda operasyonundan nasibimi almış oldum… Bekleme salonlarındaki yandaş bisküi büfelerinde yayın yoktu sadece… “Ey sen nelere muktedir didar-ı hükümet, ya ikbal-i babali, siz nelere kadirsiniz ki, beni de kattınız ümmeti-i maslahatınız muhteviyatındaki bir mukadderata nail olmuş mahiyete“ nidalarıyla inmedim otobüsten elbette amma, hayli rahatsız oldum beynimin haşa !!! çağdışı bir zımpara taşı ile haşırdatıla haşırdatıla keselenip yıkanması teşebbüsünden…


Beynin kıvrımlarına mecburi hizmet aşkıyla nakşolunan yayından asla ve kat’a kaçış yok, Son zamanlarda iyice başkalaşmış olan, başımızdan eksik olası hasbelkader zat-ı muhterem, sadece  mitig meydanlarındaki yarısı bindirilmiş kıtalarla değil, uçta bucaktaki bilimum yandaşüstü, tabandışı zevata da sesini naklen duyurduğunun şevk ve ihtirasıyla, sevk ve idare etmekte teşne halkı ve keyfini çıkara çıkara durmaksızın konuşmakta, bilmem nerelerin siber mitinglerinde… 


Ve değerli halkımız, uzatmış boynunu kuzu kuzu seyretmekte… Hem de modern görünümlü, şık giyimli, batılı tarzındaymışçasına spor giyimli, topuzlu, dalgalı röfleli, kültürlü gibi duran ve duyarlı muyarlı olması gereken güzide halkımız en makbul modunda seyrediyor dayatılmayı… Vallahi baktım tek uyuyan yok, onca uyutulmaya rağmen… 3-5 asi genç var sadece ipodlarının kulaklıklarını elleriyle bastıran, ülkemizin geleceğini ellerine emanet edebileceğimiz… 


Sevgisiz başbakanımızın geydirmelerini, çaplı argolarını, el altından sundurmalarını, etsize, sütsüze bandırmalarını izleye izleye Yenikapı’ya vakıf olduk… Ve hatta oldukça eğlenceliydi… Negatif vukubulmuş her ayyuka çıkışını karşı mahale çıkışarak zeytinyağı kıvamına getirişi yine muhteşemdi… İzleyiciler sütkuzusu gibiydiler ki serpilip semirdiklerinde ne olacakları malum… 


İDO’ya bu promosyonel animasyon ambiansından dolayı muteşekkirem… Gözümü kırpmadan seyrettim. Onca uykulu olduğum ve en sevdiğim uyku, seabus türü deniz üstü uykusu olduğu halde, bas bas bağırarak onlarca ekrandan halkın derinliklerine ve kapalı uzuvlarına nakşolan o uhrevi, davudi, zahiri, harici ve tayyibi seslerin çapraz, diogonal, serpme, tirol, seyirtme vs. muvacehesinde namütenahi mahiyetteki ses bombardımanları ve gürültü kirliliği ile bir türlü uyutulmadım… Ama kuzu halkımız bir güzel uyutuldu her zaman olduğu gibi… Süt kuzularımıza iktidardan süt ikramı bekledim, mamafih zorunlu olarak zaten izlemek durumunda bırakıldıklarından ne gerek vardı süt teşviğine binaenaleyh… Batılı ve doğulu yandaş edinme fonlarından da tasarruf zamanıydı doğrusu…


Yenikapı’da aktarma yapıp, Bursa feribotuna binince “ tenha, sakin bir yer bulur, bir güzel uyurum…“ diye düşündüysem de, seçim meydanındaki canlı yayın meydanından halka hizmet bilainahiye devam ediyor ve dahi, bavulumdan kulak tıpaçlarımı ve göz bantımı bulup takıştırdıysam da ne mümkün… Ülkenin frekansını tabandan yakalayan zeki tüccar-ı müminler ses düzeninin frekans ayarını o kadar ustalıkla yapmışlar ki, homojen bir ustalıkla, feribotun her santimetre karesine delici şekilde streptomagmatik şekilde ulaştırıyorlar memleket sevdalısı mesajlarını… Arada bir haberlerde, açık damarlarıyla Unakıtan promote edildi damardan girilip, unlarını akıta akıta, kahramanın muhteşem Cleveland seferinden zaferle dönüşü edalarıyla… Ki “ Artıkın damarlarım açılmış vaziyette daha şevkle şey edecem malı yenizi “ gibilerden bir şeyler beyan etti… Ki zahir şimdiye dek yaptığı icraatlardan anlaşılan tatmin olmamış bizatihi… Feribotun tuvaletine bile sığınsanız hacetinizi quadrofonik beyin yıkama operasyonu eşliğinde eyliyorsunuz beyin ishali kıvamında, şırıl şırıl…


Uçuşlar eşliğinde Bursa semalarına gark olduğumuzda ben yorgun düştüm zaruri hizmet yıkamalarından ve halk yağlamalarından, ama başımızdan eksik olası dünya liderimiz, Davos cengaverimiz, meydanların büyük doldurucusu vallahi de yorulmadı… Halka verilen uyku haplarını biliyoruz da, kendi kullandığı enerji haplarının adlarını soyadlarını öğrenmek istiyorum lütfen… Asla göksel bir mukavemet mekanizması kullanıyor olamaz… Zırnık alamaz.


Bursa’da feribottan inip, şehrimin gururu, sevgili okul arkadaşım CHP adayı Sena Kaleli’nin  şehir merkezindeki mitingine katılmak için halk otobüsüne bindiğimde, kara otobüslerine her nasıl olduysa sızamamış olmalarının derin boşluğunu duydum, bir tuhaf geldi… CHP’nin alternatif bir güç kıvamına gelebilmesi için, bir de kuzuya hitap için deniz seferleri yapan bir bahriye donanması kurması gerektiği şeklinde bir hükme vasıl oldum filhakika… 


Yaşamasın Youtube’u yasaklayan yayıncılık zihniyeti ve cebren ve de hile ile, elim ve vahim mahiyette, sandıkları, tersaneleri ele geçirilmiş, medyaları zaptedilmiş, kuzuları gaflet, delalet ve hiyanet içinde, beyinleri ve cepleri pür-i pak katkılı kimyasallarla  yıkanırken, fakru zaruret içinde harap ve bitap düşürülmüş bir ırkın ahvadı olarak, bir yerlerde asil kan bulmak için tombul kollarda damar aramaya başladım muhtac olduğumuz kudreti seçimlerde ucundan yakalamak adına…… 


Karıncanın orman yangınını söndürmek için ağzında su zerreciği ile koşması olmazsa, karıcayiyengiller topraklarımızı da yiyecek kadar açlar hala valla…  

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

seventeen + 14 =