Doğada boşluk yoktur

Doğada boşluk yoktur

0
PAYLAŞ

Düşünmeyi bilmeyenler özgürlüğü her istediğini yapabilme hakkı olarak görürler. Düşünmeyi bilenlerse özgürlüğü doğa yasalarının belirleyiciliğinde bir seçme hakkı olarak anlarlar. Eski felsefe öğretilerinin doğaya uygun yaşam ilkesi boş bir tasarım değildir. Düşünmeyle alışverişi olmayanlar bu ilkeyi gelişigüzel ortaya konulmuş sıradan bir formül gibi alabilirler. Oysa bu ilke insana doğal bir varlık olduğunu, insan yaşamını ve tüm canlıların yaşamını doğa yasalarının belirlediğini duyurur, bunu anlamayanların zor durumlarda kalabileceğini bildirir. Tüm canlı bireyler doğada türleri ve cinsleri için öngörülmüş belirlenim koşulları çerçevesinde varolurlar ve bu çerçevede düzenlenmiş olasılıklar düzeyinde varlıklarını sürdürebilirler ve dönüşebilirler. Onlar türlerin ve cinslerin gereklerine göre eylemde bulunurlar ve bu düzeni aşamazlar. Demek ki bir köpeğin maymun gibi davranması olası değildir.

Evet tüm türlerin bireyleri kendileri için öngörülmüş varolma biçiminin gerekleri çerçevesinde doğarlar yaşarlar ölürler. Özgürlük dediğimiz şey alt düzey hayvanlarında ortaya çıkan basit düzeydeki seçme yatkınlığının insanda daha geniş çerçevede kendini göstermesidir. Hayvanların basit düzeyde seçme yatkınlığı olmasaydı salıverdiğimiz kuşların tümü aynı yöne uçacaktı. İnsanın bireysel seçim alanı hayvanlarınkinden daha geniştir. Bu genişlik beynin doğal koşulları çerçevesinde gelişen bilincin gereklerine bağlıdır. Hayvanlardaki bireyselliğin sınırı oldukça dardır, hayvanlar doğanın sıkı denetimi altındadırlar. İnsan da doğanın sıkı denetimi altındadır ancak doğa insana daha geniş bir seçme ve eyleme alanı bırakmıştır. O koşulda isterseniz doğanın canına bile okuyabilirsiniz. Ancak doğa her şeyin kendi koşulları çerçevesinde yapılmasını ister. Doğaya uygun yaşam dediğimiz de budur. Doğa insana genişçe bir seçme alanı ayırmıştır, insana her türe tanığından daha çok seçme hakkı ya da özgür olma olanağı vermiştir. İnsanın seçme alanı onun kendisini özgür bir varlık olarak görmesini sağlayacak ölçülerde geniştir. Kimileri bu alanın çok daha geniş olduğunu ve onu bildikleri gibi kullanabileceklerini sanırlar. Oysa bu alan bilincin koşulları çerçevesinde kullanılmak üzere belirlenmiştir. İnsan yaşamı da bütün yaşamlar gibi doğa yasalarının belirleyiciliği altındadır. Doğa yasaları boşluk bırakmazlar. Onların üstüne basıp geçmek ya da arkasından dolanmak olası değildir. Seçme hakkımız ancak belli olasılıklar çerçevesinde sözkonusu olabilir. Başına buyruk yaşam doğanın benimseyebileceği bir şey olamaz: doğanın yasaları ağır cezaları öngörür.

İnsan bireyi kendi türü için doğanın neleri öngörmüş neleri öngörmemiş olduğunu doğanın dilinden sezebildiği zaman mutlu olur. Örneğin doğa her insana hem türünü hem bireyliğini sürdürebilmesi için etkin olma hakkı vermiştir. Bu da insan bireyinin hem kendini varetmesi hem başkalarına katkıda bulunması için belli bir çaba içinde olmasına olanak verir. Ayrıca doğa değişik yollardan insana bu çabanın sağlayacağı mutluluğu sözverir. Öte yandan doğa insana kendini geliştirme hakkı da tanımıştır. Hayvan bireyi tembellik etme şansının olmadığı gerçeğini içgüdüsel olarak yaşar: yetersiz bireyin yaşamını sürdürme hakkı yoktur. Sürünün gerisinde kalanlar başka türlerin bireylerine yem olabilirler. İnsan bireyi eksik bilinciyle başka bireyleri kullanarak pek güzel tembellik edebileceğini düşünür. Bu durum onun doğayı iyi okuyamadığını gösterir. Sonuç onun için mutsuzluk olacaktır. Doğaya uygun olmayan yaşam insana bir zaman sonra güçlük çıkarır.

Doğa kimseye kendini uyuşturma hakkı vermemiştir. İnsan bireyi kendini uyuşturma yoluyla değişik ve hoş bir yaşam sürebileceğini düşünür. Doğa bu tür bir seçimi çok ağır cezalandırır. Yanlış seçimle insanların dünyasında çeşitli olumsuzluklar oluşur. İnsan bireyi doğaya aykırı davranmanın getirdiği olumsuz koşulları aşabilmek için doğaya aykırı başka yollar bulmaya çalışır. Birilerinin sırtından geçinerek yaşamlarını sürdürmeye çalışan kimseler zorda kaldıklarında daha başka birilerinin sırtından geçinmeye davranırlar ve benzer güçlüklere uğrarlar. Uyuşturucu kaçakçılığından başına çok kötü işler gelen adam bundan böyle dolandırıcılığı seçebilecek, bir başka biçimde mutsuz olacaktır. Roman yazmaya kalkan kişi herhangi bir kurgu oluşturamayınca bir başka romancının falanca romanından bir şeyler çalmayı deneyecek ve kınanacaktır. Tembellerin başarısızlığa uğrayarak sinirlilik belirtileri göstermeleri, kolaycıların ucuz yoldan bir şeyler elde etmeye çalışırken duvara çarpmaları, başkalarının güvenini kötüye kullananların toplumun ağır yargılarıyla karşılaşmaları gibi durumlar doğayı anlayamamanın yarattığı sonuçlardır.

Doğanın kitabını iyi okuyabilmek gerekir.

BİR CEVAP BIRAK