Doğruları sevebilmek

Doğruları sevebilmek

0
PAYLAŞ

Her doğru bir gerçekliğin bilgisidir. Gerçeklikle bağdaşmayan bilgiler yanlıştır. Doğrular usun ve deneyin ışığında belirlenir. Bilinç doğrulara ulaşmanın olanaklarını taşır. Buna göre doğrular bilgi ve ahlak temeli üzerine kurulurlar ve nesnellikleriyle seçilirler. Doğrunun nesnel olması yani gerçekliğe uyması gerekir. Doğru gerçekliğin bilinçteki yansısıdır. Öznel doğrular da var mıdır? Öznel doğrular gerçeklikle bağı irdelenmemiş doğrulardır. Sana göre doğru ya da bana göre doğru genel doğrular karşısında bir önem taşımaz. Onlara sözde doğrular diyebiliriz ki bunların çoğu yetersiz bilinçlerden türer. Doğrular tartışılarak ortaya konulmuş bilgilerdir. Tartışma ya da diyalog çok önemlidir. Gerçek doğrular düşünme çabamızın ürünüdür: her doğru bir bana görenin değil bir bize görenin yansısı olacaktır. Doğruları güvencede tutan yalnızca ve yalnızca eleştirili bakış açısıdır. Doğruyu kafalarına göre oluşturmaya yönelenler bilgi yoksunu ve ahlak yoksunu kimselerdir. Bu arada bilgiyle ahlak arasında bir ilinti olduğu tartışma götürmez. Bilgi eksikliğinde ya da bilgi yoksunluğunda ahlakın sakata geldiği kesindir. Son derece bilge olmakla birlikte son derece ahlaksız biri bir tasarımdan başka bir şey değildir. Ahlak kumkuması bir cahil için de aynı şeyi söyleyebiliriz. Öte yandan belleklerine tıka basa bilgi doldurmuş kimseleri bilge saymak ya da basitçe bilgili diye belirlemek yanlış olur. Onlara rahatça bilgi hamalı diyebiliriz. Bilge olmakla yani iyi bir bilince ulaşmış olmakla yığma bilgilerle donanmış olmak aynı şey değildir. Verimsiz bilinç yığma bilgilerin ürünüdür. Bellek çöp tenekesine döndükçe çene düşmeye başlar. Bilinçleri bozulmuş insanlar durmadan yerli yersiz konuşurlar.

Yetersiz bilinç koşullarında insan her şeyi doğru düşündüğüne inanır. Bu yüzden her zaman kendine aşırı güven içinde öğretici bir tutum almaya eğilimlidir. Bu öğretici tutum kişiyi başkalarının görüşlerini hiçe saymaya kadar götüren boş bir güven duygusuna dayanır. O zaman ne yapmak gerekir? Bizim görüşlerimize uymayan görüşleri yok saymak hatta zararlı olmaya başladıkları düşünüldüğünde yok etmek gerekir. Tartışarak çürütmek diyebilir miyiz buna? Hayır, tartışmayarak ortadan kaldırmak diyebiliriz. Bilinçleri sakat kimselerin yanlış diye belirledikleri görüşler çok zaman işlerine gelmeyen görüşlerdir. Ahlak sorunu işte özellikle burada kendini gösterir. Burada alttan alta şöyle bir bakış geliştirilir: senin görüşün doğru olabilir ama senin bu görüşün şimdiki koşullarda zararlıdır. İnsanlar bu yakışıksız duygusallık içinde yasakçılığı canla başla benimseyebilirler ya da daha doğrusu pek kolay benimsiyorlar. Bu da insanın insanlığını yadsımasından başka bir anlam taşımaz.

Kendilerine uymayan görüşleri etkisiz kılmak için insanlar açıklık yolunu değil de hile hurda yolunu seçerler. Çıkıp açık açık mertçe bence bu budur diyemedikleri için garip oyunlara başvururlar. Bunda biraz da ne yardan ne serden geçebilmek gibi sıkıntılı bir durumun da payı vardır. Açmazlardan yakayı sıyırmak için allem kalem yöntemine başvurmak insanların eski alışkanlıkları arasındadır. Yürekli kişi apaçık davranır. Bunun için elbette her şeyden önce haklı olmak gibi bir gereklilik vardır. Hem haksız hem yürekli olmak yırtıklığın üst noktalarına ulaşmış olmak demektir. En alt kültür düzeylerinde bu gibi durumlara çok sık raslayabiliriz. Kaldı ki orta kültür düzeylerinde bile bu gibi durumlarla yüzyüze gelmek şaşırtmaz bizi. Kültür planında büyük bir varlık gösterememiş ya da zamanla kültür değerleri çöküntüye uğramış toplumların her kesiminde bu gibi zayıflıkları görmek olasıdır. O koşullarda ikiyüzlülük dediğimiz sinir bozucu hastalık tam anlamında salgın görünümü ortaya koyar. İkiyüzlülük sinsilikle açınlanmıyorsa yüzsüzlükle açınlanacaktır. Ne var yani yaptımsa yaptım kolaylığı ahlakın iyice alta düştüğü koşullarda çok sık görülen bir durumdur. Bu gibi durumlarda saldırganlık ortaya çıkabilir. Tecavüzcünün hak ileriye sürercesine, kendisinin olan bir şeyi geri almak istercesine saldırıya geçmesi gibi bir çirkinlik ortaya çıkabilir.

Doğruları sevebilmek için üst kültür düzeyine ulaşmış olmak gerekir. Böyle bir yetkinlik insan saygısının sağladığı adalet duygusunu kendiliğinden getirecektir. O zaman şöyle düşünürüz: onun bakışı bana uymuyor, bana kalırsa doğru da değil, ama gene de açıkça tartışılması gerekir, ben bu görüşün tartışılabilmesi için elimden geleni yapacağım, bu arada onu çürütmek için de elimden geleni yapacağım. Bu bilinç yetkinliğine ulaştığımız gün insan olmakla ilgili bütün sorunlarımızı çözmüşüz demektir. İşimize gelen doğru işimize gelmeyen yanlış olduğu zaman dünya sevimsiz oluyor.

 

BİR CEVAP BIRAK

two × one =