Domino etkisi: Türk dış siyasetinin çöküşü

Ne terör belasına bir çözüm üretebildik, ne de AB sevdasında tutarlı bir yol izleyebildik.Kıbrıs konusunun ise tamamen belirsizliğe terkedildiği aşikardır.


Bir yandan komşu ülkelerle ekonomik işbirliğine gidilirken, öte yandan “müttefikimiz” ABD’ yi gücendirmemek gerektiği hassasiyetiyle kıvrandık durduk.


Yıllardır içimizi kemiren terör belasınının, siyasi istikrarsızlığın ve basiretsizliğin bir sonucu olarak görmek gerektiğini maalesef geç  farkettik. Gencecik vatan evlatlarını, bayraklara sarmaladığımız şu günlerde, ABD yetkililerinin, “Irak’a girmeyin” tarzındaki tahrik edici ve ısrarcı açıklamalarını ve terör örgütünden ele geçirilen  silahların ABD ye ait olduğunun ortaya çıkmasını, hangi siyasi istikrara bağlayabilirdik ki?


Sonuç itibarıyla sürpriz gibi durmayan bu kopukluk,kendisini sınır ötesi operasyonu karar aşamasında bile  göstermekteydi şüphesiz.Ülkemizin bekaası için hayati önem taşıyan, sınır ötesi operasyona bile karar veremeyen, bir garabet durum içinde buluverdik kendimizi. Dışarıdan bakan bir gözlemci, ABD büyükelçisinin, Turkiye Cumhuriyeti  Devletinin Başbakanından daha etkili siyaset yaptığını söyleyebilir.


Öte yandan,ısrail ile dengeli bir politika izlerken,AKP nin,bölgede bilinen “bazı” ıslami örgütlerle yakınlaşması, Türk-ısrail ilişkilerini de çıkmaza soktuğunu söylemek zorundayız.Bunun en önemli göstergesi ise Amerika kıtasında  yoğun Ermeni diasporası faaliyetlerinin karşısında, yahudi lobisinin, yıllardır Türk tarafına destek veren tutumunun,
sürpriz bir şekilde ortadan kalkması ve sözde soykırımın Ermeniler lehine siyasi bir zafere doğru yol almasıdır…ve beklenen oldu!


Ermeni diasporası,sözde soykırımın kabulu için tüm eforunu ortaya koyarken,Türk yetkililerinin, önceleri bu konuyu ciddiye alması biraz zaman almıştı.Her zaman olduğu gibi “ Atı alan,Üsküdar‘ı geçince” hadisenin ciddiyetine-neden sonra-varmış olduk.Mevcut sorunlarımıza dahi çözüm politikaları üretememişken, önümüze çıkması muhtemel sorunlara  sağlıklı politikalar üretebileceğimizi düşünmek, ütopya olarak kalmıştır.


Dün ABD’de Temsilciler Meclisindeki  dört saatlik oylamanın ardından,bir asırlık ABD-Türkiye ittifakının da sonuna geldiğini söyleyebilmekteyiz.ABD, 1915 yılında 1.5 milyon Ermeninin, Türkler tarafından soykırıma uğratıldığını, diğer bir çok ülke gibi kabul etmiştir.Bu çok ciddi bir hadisedir ve Türk dış politikasının ve doğal olarak AKP’nin hezimetidir.


Ezcümle ile ABD-Türkiye ittifakı, AKP nin gelişi ile duraklamış,Irak Operasyonu ile gerilemiş ve son olarak dün, sözde soykırımın kabulu ile de ÇÖKMÜŞTÜR.


Bundan sonra düşünülmesi gereken en önemli ilk adım PKK nın ortadan kaldırılması ve ıncirlik üssündeki ABD varlığına ve egemenliğine son verilmesidir.ıkinci önemli adım ise hızla yeniden yapılanması gereken Türk  Dış  Siyasetidir.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

3 − 1 =