DİSK, Genel Kurulu ve yeni yönetim

Olağanüstü Kongre’ye gitme sonrası beklenen değişiklik olmadı. Yeni yönetim, sendikal harekette beklentilere yanıt verebilecek mi ? İzleyeceğiz.

Bu sorunun cevabını araştırmadan önce, nasıl buraya gelindi, kısaca, öncesinden ve son bir yıl içindeki gelişmelerden hareket ederek, bir değerlenirme yapmaya çalışalım. Uzun bir aradan sonra, son genel kurul da, DİSK’in iki büyük sendikası, ilk kez yönetimde yer almıştı. Genel-İş Sendikası Genel Başkanı, DİSK Genel Başkanı olurken, Birleşik Metal-İş Sendikası Genel Başkanı da, Genel Sekreter olarak, yönetimde yer almıştı.

Bu iki büyük sendikanın, yönetimde yeterince görev alamamış olması, sendikal harekette etkinliğini de, olumsuz yönde, doğal olarak etkiliyordu. DİSK’in kuruluşuna baktığımızda, Maden-İş Sendikası’nın ağırlığı, tartışmasız bir gerçekliktir. Kemal Türkler adı, DİSK ve Maden-İş ile özdeşleşmiştir. Türkler’in öldürülmesi sonrasın da, hala katillerinin hukuken belirlenmemiş olması, bir hukuk ayıbı olarak devam ediyor.

Daha sonra, DİSK’e katılan Genel-İş Sendikası ve Başkanı Abdullah Baştürk ile yola devam edildi. 12 Eylül ile, DİSK ve bağlı sendikalar kapatıldı. Tutuklamalar, yargılamalar sürdü. Bu süreçte, Abdullah Baştürk’ü de kaybettik.

1990 lı yıllarla birlikte, DİSK’in mal varlıklarının da iadesi sonrası, yeniden faaliyete geçilmişse de, uzun yıllar sonrasında, köprülerin altından çok sular geçmişti. Ve yeniden toparlanma dönemi başladı.

Bu süreçte Rıdvan Budak, sendikal harekette, DİSK’in yeni nesillere tanıtımın da, medyayı çok iyi bir şekilde değerlendirdi. DSP’den Milletvekili oldu. Süleyman Çelebi, DİSK Başkanılığı’na geldi. Daha sonra, gazete ilanıı ile, Başkanı olduğu Tekstil Sendikası yöneticileri, Rıdvan Budak’ı tekrar göreve çağırdılar. Süleyman Çelebi, Sendikası’nın yönetiminde olmadan, DİSK Başkanlığını sürdürmeğe çalıştı. CHP’den Milletvekili oldu.
DİSK başkanlığı, bu zor dönemler de vekaleten yürütüldü.

Ve son kongrede ittifakla, yönetim güçlü sendikaların işbirliği sonucu, tabiri caizse, yeniden ivme kazanmak üzere harekete geçti. Ancak kısa bir süre önce, Birleşik Metal-İş Sendikası Başkanı, Genel Sekreterlik görevinden istifa edip, diğer üyeleri ile birlikte yönetimden çekildi. Bu gelişmelerden sonra, DİSK Başkanı da, yeni bir yapılanmanın gerekliliğini düşünerek, Başkanlıktan ayrıldı veolağanüsü genel kurula gidildi.

Sendikal harekette, iki önemli kıstas birinci plana geçtiğinde, zayıflama ve bölünme ile birlikte, güç kaybı kaçınılmaz bir sonuç olmaktadır. Etnik kimliğin ön plana çıkması, ya da siyasi tercihin ilk gerekliik olması, bu yapılanmaları olumsuz etkilemektedir. Bir çok örnekleri olmuştur. Bu kimlik ve tercihler elbette olacaktır. Ancak birincil işlev, sendikal örgütlenme olmak zorundadır.

Peki ne olacaktı ve şimdi ne oldu. Genel-İş ile Birleşik Metal-İş Sendikası’nın genel başkanlığı almak için, iki ayrı liste oluşturacağı bilgileri, son günlere kadar sürerken, yeniden ittifak oluşarak, Genel,İş’in başkanlığı, Birleşik Metal-İş’in de genel sekreterliği alacağı anlaşması ile, Genel kurula gidildi. Ama, sonuç farklı oldu. Oylar anlaşma doğrultusunda, blok sonuç vermedi. Gerçekleşen sonuç farklı oldu.

1. Genel-İş Sendikası,Genel Başkanı aday olmayıp, Genel Sekreteri, Başkanılığa aday oldu. Ve seçildi. Sendikal deyimle, DİSK’in birinci adamı, Genel-İş’in ikinci adamı oldu. Başkanı kutluyoruz ve başarılar diliyoruz. Kani Beko, sendikal harekette olumlu değerlendirilen ve yeni bir soluk getireceği düşünülen, bir başkan olacağı beklentisi var. Hiç tanışma olanağım olmadı, ama değerlendirmelerin olumlu olduğunu açıklıkla belirtebilirim.

2. DİSK Genel Sekreterliğine ise, Birleşik Metal İş Sendikası Başkanı, yeniden seçilemedi ve sürpriz bir şekilde, Devrimci Sağlık İş Sendikası Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, genel sekreter seçildi. Sendikal harekette mücadeleci kimliği ile yer edinen, yeni genel sekreteri de kutluyor ve başarılar diliyoruz. Geçtiğimiz günlerde, geçen hafta gerçekleştirilen, emek hareketi ile ilgili düzenlemenin, hazırlıkları sürecinde tanımış oldum. Sendikasının baraj sınırının altında kalması nedeniyle, toplu iş sözleşmesi yapabilmesi, bu günkü yasal düzenleme ve saptama sonrasında, bu hakkı ne yazık ki kullanamıyır. Konu yargıda. Arzu Çerkezoğlu da, sendikal çevrelerde, olumlu olarak değerlendirilen bir kimliğe sahip.

3. Birleşik Metal-İş Sendikası ki, Maden İş Sendikası’nın devamı, eski Otomobil-İş de katılmıştı. DİSK’in kurucu sendikası ve DİSK ile özdeşleşen bir sendika, yönetim de yer alamamış oldu.

Durum bu. Peki bu durumu, nasıl değerlendireceğiz.

Son elli yıldır, değişik konumlar da çalışma yaşamının içinde olan, DİSK’in mal varlıklarının iadesinin, yasal olarak sonuçlanması sürecinde de, Çalışma Genel Müdürü olarak görev almam ve bu sonuçta katkısı olan biri olarak, deneyim ve birikimlerimiz sonucu, kişisel değerlendirme yapmanın da, görevim ve sorumluluğum olduğu düşüncesindeyim. Bu nedenle, dışarıdan birisi olarak, düşüncelerimi paylaşmak istedim.

1. Sendikası’n da ikinci adam olanın, DİSK’de birinci adam olarak işi zordur. Deneyimlerle sabittir. Sendikası, Tekstil’de yönetim dışı kaldıktan sonra,, DİSK Başkanılığı’nı yürütmenin zorluğunu, Süleyman Çelebi yaşamıştır. Türk-İş’de, uzun süre yönetimde olan ve Başkanlık da yapan, Türk-Metal Sendikası kökenli, Salih Kılıç’da, aynı zorlukları yaşamıştır. Kani Beko, Genel-İş Sendikası Genel Başkanı değildir. Aynı zorluklar, onun içinde geçerlidir. Ancak, önümüzdeki gülerde, Genel-İş Sendikasının Genel Kurulunun yapılacağı ve şimdiki başkanın aday olmayıp, Kani Beko’nun, Genel-İş Sendikası Genel Başkanı olacağı da, konuşulmaktadır. Konunun, bu şekilde çözümlenmesi halinde, birinci ve önemli zorluk aşılmış olacaktır.

2. Devrimci Sağlık-İş Sendakası, yüzde 1 örgütlenme barajının altındadır. Toplu iş sözleşmesi yapamamaktadır. Yargı aşamasının, önümüzde ki aylarda sonuçlanarak, bunun aşılmasının da, uzak bir olasılık olduğu düşünülmektedir. Temmuz istatistiklerinde, yüzde bir örgütlenme barajı geçilirse, bu eksikliğin giderilmesi yolunda, önemli bir adım atılmış olacaktır. Ancak yeterli değildir. Başkanın ve sendikasının mücadeleci ve örgütlenme de gösterdikleri başarılar, günümüz sorunları ve güç dengesin de, ne yazık ki yeterli değildir. O yüzden, Genel Sekreter’in işi daha da zor.

3. Kim ne derse desin, neden olmuş olursa olsun, Birleşik Metal-İş’in yönetim de olmadığı bir DİSK yönetimi, eksik bir yönetimdir. Bu zor dönem de, kararlar alınması ve uygulanması sürecinde, Birleşik Metal İş Sendikasının, katkısının yönetimde olmaması, büyük bir eksikliğin ötesinde, boşluk doğuracaktır. Neden böyle olmuştur. Bu konu bizi aşar. Biz burada, bir durum değerlendirmesi yapmaya çalışıyoruz.

Toplu iş sözleşmesi düzeninin, yaklaşık bir yıl, yasalara rağmen askıya alınması sürecinin aşılıp, sistemin çalışmağa başladığı günümüzde, yoğun bir toplu iş sözleşmesi, görüşme süreci yaşanmaktadır. Atalet, aşılmağa başlamıştır.

Günümüzde sendikal hareketin, adeta kırılma noktası dikkate alındığında, demokrasinin olmasa olmaz kuralı, sendikalara büyük görevler düşmektedir. Ancak, bu görevlerin günümüzde ki gerçekleşme olgusu, herkesin açık şekilde gördüğü gibi ortadadır. Bu süreçte, sendikal hareketin geleceği bakımından, DİSK’e büyük görev ve sorumluluk düşmektedir.

Yazı çok uzadı, bu konuya gelişmelere göre, ileride yeniden döneriz. Yeni yönetimi kutladığımızı yenileyip, başarılar dileyerek, şimdilik nokta koyalım.

(Bu yazı geçen hafta yazılmış, ancak başka yazımız yayımlanmış, bu yazımız ise yayımlanmayıp bekletilmiştir. Bir başka deyişle, pişmeye bırakılmıştır. Değişiklik yapılmadan, bu gün fırından çıkarılmıştır)

__________________

İstanbul. 16 Nisan 2013. ismail.bayer1@yahoo.com

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

four × five =