Dünyayı felsefeyle kurtarmak

PAYLAŞ

Birkaç yıl önce bir felsefe toplantısında öğle yemeği aralığında genç bir felsefe adamının bir sorusunu baştan savar gibi yanıtladım. Amacım kabalık etmek değildi, söylemek istediğim şeyi kolayından kısaca söyleyip çıkmıştım. Toplantının havası bana uymamıştı, ondan olmuştu belki biraz da bu terslik. İlk fırsatta bu genç insandan özür dilemeliydim. Geçenlerde o gençle karşılaştık. Daha doğrusu birkaç gençle bir yerde yemek yedik, o da aramızdaydı. Sorunu ortaya koymak kuru kuruya özür dilemekten daha doğru olacaktı. Muhabbet zaten o yana doğru aktı, ben de meramımı anlatma olanağı buldum. Konu neydi? O genç adam bana şu soruyu yöneltmişti: toplumları dönüştürmekte felsefe katkı sağlayabilir mi? Ben de ona felsefenin toplumları dönüştürmekte elbette çok önemli bir işlevi olduğunu ancak onların anladığı felsefeyle bunun asla gerçekleştirilemeyeceğini söylemiştim.

Genç adam ve sofradakiler o gün benim bu yanıtımı şöyle yorumlamış olmalılar: sizin yaptığınız felsefe yaşamın dönüştürülmesinde hiçbir katlısı olamayacak kadar kaba ve boş bir felsefedir. Oysa benim söylemek istediğim o değildi. Ben şunu söylemek istemiştim: felsefeyi yaşamda etkin kılmak için bugün genelde izlenmekte olan yolu izlemeye kalkarsak hiçbir yere varamayız, işe daha geniş bir felsefe kavrayışıyla yönelmemiz gerekir. Bu yeni buluşmada konuyu gençlerle enine boyuna ele aldık ve sanırım bu arada o genç insanın da gönlünü alabildim, en azından geçmişte kendisine yerici bir tutumla yönelmek istemediğimi anlatma olanağı bulabildim. Hepimizin aynı görüşte olmamız gerekmez, görüşlerimiz uyuşmuyorsa uyuşmuyordur, önemli olan söylemek istediğimizi dosdoğru ortaya koyabilmektir. Evet ben şunu söylemek istiyordum: kuru felsefeyle dünyayı dönüştürmek olası değildir, genel insana ulaşabilmek için felsefenin alanını genişletmek zorundayız.

Felsefe neredeyse bir yüzyıldır kendi içine kapandı, yaşama arkasını döndü, insandan koptu, amacına ters düşen bir bulanıklığın ve yüzeyselliğin ağına düştü. Bu dönüşüm dünya felsefe geleneğinin akışına hiç uymuyor. Felsefe felsefe olmaktan çıktı diyebiliriz. Bugünün felsefeleri dünkü felsefelerin yolunu sıkı sıkıya izlemeli demek istemiyorum. Her dönem kendi gerekleriyle gelir, felsefeyi de ona göre dönüştürür. Felsefenin değişik açılara ulaşması başkadır kendiyle tersleşmesi başkadır. Felsefe bugün kendi olmak istemiyor, kendi olmaktan kaçıyor. Birilerinden mi korkuyor? Elbette sermaye düzeninin hışmından korkuyor ve derme çatma görüşlerle yetiniyor. Felsefi düşünce tarih boyunca bilimsel görüşlerin izini sürmekten geri durmadı. Felsefe nasıl gözlerini bilimsel gelişmelerden ayırmamışsa bilimler de felsefenin öngörülerinden yararlandılar. Bilimsel düşüncenin ve ona bağlı olarak felsefi düşüncenin alanı zamanla genişledi. XIX. yüzyılda iki bilimin, ruhbilimin ve toplumbilimin deneysel bilimler düzeyine yükselmesi insanın insanı tanıması konusunda geniş olanaklar sağladı. Ayrıca tarih biliminin son birkaç yüzyıldaki gelişimi insana üç boyutlu zamansallıkta daha kavrayıcı daha arayıcı olma gücü kazandırdı. Fizyoloji araştırmalarının da katkısıyla felsefe bilinç etkinliğini temel alan ve bilgi sorunlarını bu çerçevede çözmeye yönelen bir anlayışta olmalıydı. Bugün felsefe felsefe olacaksa yeni bilimsel kavrayışların da ışığında kendi alanını genişletmek, kendini geniş çerçeveli bir insan araştırması olarak belirlemek zorundadır. Bilimlerin özellikle de insan bilimlerinin ışığında kendini bütün insana açma tutarlılığını gösteremeyen ve düşüncenin temel kavramlarıyla oynamakla yetinen bir felsefenin kitlelere etkin yapıcı aydınlatıcı dönüştürücü bir güç olarak yönelebileceğini düşünmek bir düş olabilir ancak.

Felsefenin ana ilkelerini unutarak kendinden kopması doğrudan doğruya bütün insandan kopması anlamına gelir, insanın daha güzel daha doğru daha iyi bir dünya kurma tasarılarından vazgeçmesi anlamına gelir. İnsanlar felsefeyle yani kendileriyle artık ilgilenmiyorlar, bu çok doğru. Bu ilgisizliğe basitçe ilgisizlik deyip çıkabilir miyiz? Kişi bugünü çözümlemekte ve geleceği tasarlamakta eksik kalan bir felsefeyle ne diye ilgilensin, yaşamla ilgisi olmayan işlevsiz felsefelerle ne diye ilgilensin? Felsefenin sınırlarını geniş tutmamız, yaşamsal sorunları çözmekte felsefeyi önemli bir dayanak diye görmemiz gerekiyor. Felsefeyi öznelliklerin batağına sürüklemek ve onu çetrefil anlatımların ya da anlatır gibi yapıp hiçbir şey anlatmamaların karanlığına itmek bugünkü sözde filozofların uğraşıdır. Felsefeyi azçok aydınlanmış kitlelerle, en azından aydın topluluklarıyla buluşturmak zorundayız.

CEVAP VER