Edebiyat cepte

Bilmeden konuşmak istemem. Ama bilerek konuşmak istediğimde ise çok fazla değil daha ikinci cümlemde neredeyse aldığım tek yanıt ‘Bırak allahaşkına edebiyat yapma’olur. Akıl ‘Bırak edebiyat yapma’. Peki sanat, estetik ‘Bırak edebiyat yapma’, insan ‘Bırak edebiyat yapma’, hayvan ‘Bırak edebiyat yapma’….Adeta dilimize slogan olmuş. ‘Edebiyat yapma’. Ama bu sloganın demek istediği bir şey var aslında. ‘Edebiyat yapma’ yani zihninde her kavramın karşılığını bulmaya niye uğraşasın. Uğraşma. Çünkü zahmetli bir iş. Sadece ağzından sözcükler çıksın, ne demek istediğini bilme, merak etme, sorma. Bırak edebiyat yapma. Sadece zahmetsizce yaşa.


Edebiyat sanki insanın işi değilmiş gibi. Sadece entelektüel bir azınlığın işiymiş ve o entelektüel azınlığın haricindeki hiçbir insanın işi değilmiş gibi. Oysa edebiyat yapmaya yapmaya kendimizin ne olduğunu, insanın ne demek olduğunu unutmuşuz. Farkında değiliz. Örneğin insan için ahlak sadece beş harften oluşan basit bir kelime olabilir mi? İşte öyle bir şey diye  tanımlayabilir mi insan ahlak denileni? İnsan öfkelenmez mi? Sevmez mi? Düşünmez mi? Ve tüm bunları anlamak, anlatmak istemez mi? Anlatmaz mı? Tanımlamaz mı? Acaba hakikaten insan bu kadar sığ sularda dolaşmanın zahmetsizliğinden  zevk alan basit bir varlık mıdır? Karmaşık hiçbir yanı yok mudur insanın? Hiçbir donanımı yok mudur? İnsan edebiyat yapmaz mı? İnsan yapmazsa kim yapar edebiyatı? Kelimeyle, cümleyle, kalemle kim uğraşır?


Cervantes ne kadar güzel söylemiş kalem aklın dilidir diye. Evet aklın, düşüncenin, insanın dilidir kalem. İnsan kalemde, kelimede, cümlede nihayet edebiyatta insandır.


Edebiyat insandır. İnsanın ifadesidir. İnsana ait her şeydir. Edebiyat bazen bir keşif aracıdır. İnsan aklının, ruhunun..Bazen onun en etkili savunma ve saldırı aracıdır. Bir silahtır. Bazen bir kalkandır. Onu basitlikten, bayağılıktan, çoğunluğun insanı ezen o cehenneminden koruyan bir kalkandır.


Edebiyat insandır. Onun ifadesidir. Onun için ben insanlığın tüm hallerini, insanı en iyi, Shakespeare’de okudum. Bir işletme kitabında değil, bir iktisat kitabında değil, sokakta hiç değil. İnanın kitaptaki insanlar sokaktakilerden daha canlıdır. Shakespeare’de insanlığın tüm halleri vardır. Sevgi, aşk, nefret, intikam, öfke, ihtiras, düşünme, düşünme ile yaşamak zorunda olan insan, herşey vardır onda. Shakespeare bir dünyadır.


Zola’da ‘suçluyorum’ diye haykıran insan bilincini, yoksulluğu, sefaleti okudum. Zola bir çığlıktır, bir isyandır. İnsan bilincidir.


İnsanın insanla çatışmasını ise Sophokles’de gördüm.Suçsuzluğa rağmen kurban edilişi ve dirilere yaranmayı değer bulmayıp, kafa eğmeyişi Antigone ile anladım.


Cehennemin derinliklerini, ölümden sonra ruhun yolculuğunu anlatan Dante ile okudum. Başka bir cehennemi ise ‘Cehennem başkalarıdır’ diyen Sartre ile öğrendim. Evet, ölümden önce bir cehennem vardı ve o her zaman gördüğümüz, bir şeyler anlattığımız, konuştuğumuz yada aslında anlatamadığımız, konuşamadığımız başkalarıydı.


Hayatta geçip gitmesini istemediğimiz bir güzel an için, sadece bir an için insanın feda edebileceklerini Goethe’de okudum.


Sınırsız bir insan sevgisi, gösterişten, aşırılıktan uzak bir hayatın ne olduğunu Ömer Hayyam’da anladım. Derin bir anlam dünyası Hayyam.


Aşk; aşkın en saf halini kendini aşka vermiş Mecnun ile Nizami’de okudum. Ama aşkın hastalıklı halini Racine’de gördüm. Aşkın insani bir zayıflık, bir delilik, bir kuyu, bir hastalık, bir tutku ama insanı ele geçiren ve onu yok eden bir tutku olduğunu, sevilenin adeta bir düşman, bir zalim olabileceğini Phèdre’in sözcüklerinde anladım. Aşk o kadar saf bir şey değildi. İki kalp çarpması hiç değildi. Aşk hastalıklı bir şeydi. İnsanı kendi kendisinin acımasız yargıcı yapan ve başladığı andan itibaren kendinde ölüm tohumlarını taşıyan bir hastalıktı. Hippolyte’i gördüğü anda trajedisi başlayan Phèdre’i, üstünde tülden bir elbiseye rağmen bütün bu elbiseler bana ağır geliyor diyen Phèdre’i, aşkın hastalıklı yanını Racine ile anladım.


Ama aşktan da ağır bir bağlanmayı, en karanlık ruhları bile konuşturan, tutkuyla bakan bir bakışın bir anda yarattığı bağlanmayı, Brontë’de, soğuk duruşunun arkasında tutkulu bir ruhla yaşayan Jane Eyre ile keşfettim.


Kötü olanın, sıkıntılı olanın güzelliğini Baudelaire’de okudum. Baudelaire, doyum noktasını kendinden esirgeyerek hep istemek, sonsuz sıkıntı. Baudelaire aklın sıkıntılı, karanlık yanı. Ruhun gizemi.


Ölülerle ortaçağın en tanınan Fransız şairi Villon’da konuştum. Yaşayan kardeşlerine dua eden ölülerle.


En güzel intikamı Joyce ile öğrendim.Homeros’u, Milton’u, Shakespeare’i çok iyi bilen Joyce neredeyse onların geldiği noktadan  başlamıştır her şeye Dublinliler’i yazdığında. Ulysses’de ise bir efsanedir artık. Shakespeare’i, Milton’u bilir Joyce ancak onların tüm yaptıklarını yıkar. Yıkıntıda yeni bir dil, yeni bir anlatım yaratır. Ve bu aslında yıllardır İrlanda’yı işgal etmiş İngiltere’den aldığı bir çeşit intikamdır. Entelektüel bir intikam. Joyce bir devrimdir, bir isyan. İntikam alan bir İrlanda ruhu.


Ölüm, hayat, ihtiras, intikam, aşk, insan sevgisi, insana ait her şeyi anlatır edebiyat.Bunu yaparkende öyle gündelik hayatın iki sözüyle yetinmez. İnsanı sığ sularda değil tüm karmaşasıyla anlar, anlatır. Edebiyat yapmadan insan var değildir. Edebiyat insandır. Onun ifadesidir. Sadece o küçük azınlığın da değil ama her insanın işidir edebiyat. Doktorun, matematikçinin, öğretmenin, esnafın… İnsan olan herkesin işidir. Evet en geniş manasıyla insan olmak için edebiyat gerekli. Ama daha dar manada, daha gündelik hayatımız içinde de örneğin kartvizitlerimizdeki ünvanların hakkını verebilmek adına da edebiyat gereklidir. Pascal bilmeden iyi bir matematikçi  olamayız, Hayyam bilmeden bir öğretmen yada Hugo bilmeden iyi bir siyasi tarihçi.O zaman o pek sevdiğimiz sloganın aksine herkes ‘Edebiyat yapmalıdır’ bence. Çünkü konuşmak için edebiyat gerekir, anlamak için edebiyat gerekir, anlatmak için edebiyat gerekir, aşık olmak için edebiyat gerekir, kavga etmek için edebiyat gerekir. Öyleyse herkes edebiyat yapmalıdır. Edebiyat herkesin cebinde olmalıdır.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

16 − 4 =