Edebiyat dergileri

Adana’da ortaokul yıllarımda her ayın başında en büyük heyecanım Varlık dergisinin yeni sayısına ulaşabilmekti. İstasyondaki gazete bayiinden dergi daha gelmedi yanıtını alıp eve kırılmış döndüğüm çok olurdu. Geldi sözünü duyduğumda havalara uçardım. Dergiyi kapıp evin yolunu tutardım. O zamanlar çocuk aklımla roman yazmaya giriştiğim, beceremediğimi anlayıp bu defa da olmadı diyerek kocaman kocaman defterleri çöpe attığım zamanlardı. Adana edebiyatçı açısından da edebiyat meraklısı açısından da son derece verimli bir kenttir. Adana’da çıkan birkaç küçük edebiyat dergisi anımsıyorum ama adları aklıma gelmiyor şimdi. O günler Varlık dergisinin edebiyat ortamını yeterince doldurduğu günlerdi, genç meraklıların çıkardığı yerel edebiyat dergileri ancak dar bir alanda ilgi görürdü. İstanbul’a geldiğimde on altı yaşımdaydım. Varlık’ın yanında Yeditepe gibi Seçilmiş hikayeler gibi Pazar postası gibi Yeni ufuklar gibi dergiler ilgimi çekmeye başladı. Daha sonra Yelken dergisiyle tanıştım, ilk şiirlerim bu dergide yayımlandı.

Biz o zaman kültür açısından çok eksikli yeniyetmelerdik, edebiyat  yaşamımızda dergilerin etkisi büyük oldu. Genç meraklıların okulu gibiydi edebiyat dergileri. En basit yazıdan bile bir şeyler öğreniyorduk. Dergileri çıkaranlar edebiyat alanında belli bir yeri olan kimselerdi, edebiyat yolunda bir şeyler yapmaya çalışan biz yenilere katkılarını yadsıyamayız. Zamanla edebiyat dergileri yavaş yavaş silinmeye, ağırlıklarını yitirmeye, dolayısıyla ilgi çekmemeye başladılar. Bu çöküş yanılmıyorsam biraz da edebiyatçının etkisini yitirmesiyle ilgiliydi. Adıyla öne çıkmış edebiyat adamları birer birer öbür dünyaya göçtükçe onların bıraktıkları dergi sayfaları bir bakıma öksüz ya da boş kaldı: yeni gelenler eskilerin yerini pek dolduramadılar. Sonradan anladık ki edebiyat dergilerindeki bu çöküş kültür alanında başlayan ve giderek ağırlaşan yozlaşmanın bir sonucudur.

Bu bizden sonraki yeniyetmeler için gerçek anlamda bir yoksunluktu. Bu yoksunluk bugün yalnızca edebiyat dergilerinde değil edebiyatın bütün alanlarında ve daha da geniş bakarsak kültürün bütün alanlarında kendini duyuruyor.  Büyük yazar tipinin ortadan kalkması halkın edebiyata olan sınırlı ilgisini iyice azalttı. Zaten bu toplum insanları genelde kültür değerleri karşısında pek istekli olmadığı gibi orta düzeyde bir edebiyat alıcısı da değildir. Bunda eğitim koşullarının yetersizliği, giderek iyiden iyiye kötüleşmesi ve buna bağlı olarak ülkede bilgili ve güvenilir eleştirmeci tipinin ortadan çekilmesi belirleyici olmuş olmalıdır. Örneğin bir Nurullah Ataç’ın eksikliği azımsanacak bir eksiklik değildir. Anadilini bütün incelikleriyle kullanamayan ve neden böyle özensiz yazıyorsun diye sorulduğunda benim yazış biçimim böyle diyen yazarların edebiyat alanında at koşturacağı zamanlar çok yakındı.

İnsanımızın kültür yoksunluğundan sürekli yakınırken bunun doğrudan doğruya eğitim alanındaki yetersizliklerden kaynaklandığını gözden uzak tutuyoruz. Yetersiz edebiyatçının varolan okuru da edebiyat alanından kaçırması doğaldı. Gerçek edebiyatın tadına varamamış insanlar kendilerine çok önemli kaydıyla sunulan yetersiz edebiyat yapıtlarına ilgi göstermek isteseler de yapamadılar. Kötü edebiyatın iyi edebiyatı kovduğunu açıkça görüyorduk. Kötüye alıştırılmış okurun iyiyi anlamakta eksik kalması doğaldır. Bugün gençlere eski edebiyatçılarımızın adını söylediğimizde o da kim deyip çıkıyorlar. Yaşaması gereken değerlerimize yönelme kaygısını gençlerde de yaşlılarda da göremiyoruz. Birçok yapıt ilgisizlikten tarihin görünmez çukurlarına atıldı. Yöntem anlayışının dışında yetişmiş ve nerede neyi araması gerektiğini bilmeyen insanlar edebiyatçı olabilmek için boşuna eşeleniyorlar.

Bugün bir kişinin ya da bir topluluğun edebiyat dergisi çıkarmak gibi güç bir işi yüklendiğini duyduğumuzda gerçekten heyecanlanıyoruz. Güçlü edebiyat dergileri olmadan bugünün sönük edebiyat ortamını canlandırabilmek olası değildir. Özellikle genç yazar ve şairlerin bu dergilerde birbirlerini tanımaları ve birbirlerinden bir şeyler öğrenmeleri önemlidir. Bu genç insanlar böyle bir birliktelikte eleştirmek ve eleştirilmek alışkanlığını da edinecekler. Öyle kötü zamanlara geldik ki sözleri gelişigüzel altalta dizen adamın adı şaire çıkıveriyor, siz onun bu kolay yönelimiyle şair falan olamayacağını söylediğinizde kötü insan sayılıyorsunuz. “Kişi noksanını bilmek kadar irfan olmaz” demiş eskiler. Edebiyat dergileri özellikle genç edebiyat meraklısına nerede olduğunu göstermek açısından çok önemlidir. Yeter ki içi boş yazılarla, ebem eşti tavuk geçti gibilerden anlamsız yazılarla çıkmasınlar. Genç olsun yaşlı olsun, yazar sorumluluğunun ne olduğunu bilen edebiyat adamlarına gereksinimimiz var.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

eleven − three =