Ekonomik paket

Ekonomik paket

0
PAYLAŞ

Dünyada ciddi bir küresel ekonomik kriz yaşanıyor. Bu ciddi krizden bazı ülkeler çok kötü etkilendi ve batak durumuna geldiler. Bu ülkeler arasında İzlanda ve Yunanistan gibileri, dış yardımlar olmaksızın ayakta kalamayacak noktadalar. Bir biçimde dış yardım ve krediler ile ayakta tutulmaya çalışılıyor. Ekonomik krizden yalnızca birkaç ülke etkilenmedi. İngiltere gibi küresel güçler bile küresel kriz ile sarsıldılar. Bugün dünyada sayısız ülke, ciddi anlamda ekonomik sorunlar ve işsizlikle baş başa durumdadır.

Avrupa Birliği gibi dev bir ekonomik entegrasyon, küresel kriz karşısında sarsılmaya devam ediyor. AB üye devletlerinden bazıları küresel kriz ile darmadağın olurken, AB içinde bu ülkelere yardım edip etmemek konusunda tereddütler yaşandı. Bunun nedeni, her ülkenin kriz yaşanırken tedbirli davranma ihtiyacıydı. AB bünyesinde Yunanistan’da yaşanan ve bir ülkeyi iflas noktasına getiren ekonomik kriz, yalnızca bu ülkeyle sınırlı kalmayacak gibi görünüyor. Yunanistan’ın ardından İspanya, Portekiz, Polonya ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi de sırasıyla ciddi krizlerin eşiğindedir. Bu ülkelerde önlemler alınıyor, işçi çıkarmaları ve kamu harcamalarını azaltma önlemleri gündemde, ücretlerde indirimler yapılıyor, ancak kriz bu önlemlerle geçiştirilecek kadar basit görünmüyor.

Bütün dünyayı sarsan ekonomik kriz, her ülkeyi olduğu kadar Anavatan Türkiye’yi de etkiledi. Bu krizi aşmak için Türkiye’de de ciddi önlemler alındı. Bütün bunlar olurken, kendi ayakları üstünde durması imkânsız olan KKTC ekonomisinin krizden etkilenmemesi düşünülemezdi. İnsanlık dışı ambargolar ve izolasyonlar ile kendi ayakları üzerinde durabilen bir ekonomi yaratmak kolay değildir. Bu nedenle, Anavatan Türkiye desteği gerekli olmuştur ve bu destek de Türk kimliğinin ve dayanışmasının gereğidir. Bu nedenle, KKTC ve Kıbrıs Türklerinin geleceği, Anavatanları ile ilişkilerinin samimiyetiyle doğru orantılıdır.

Bu gerçekler ortada dururken, geçmiş hükümet, krizin gelişini seyretmekle yetindi, hovardaca kaynakları harcadı ve önlemler kapıya dayanınca da erken seçime kaçıp ülke yönetiminden uzaklaşmayı marifet saydı. Aynı siyasi odakların şimdi çıkıp ülke yönetimi hakkında ahkâm kesmelerini şaşkınlıkla ve kızgınlıkla izliyorum.

Halkın oyuyla iktidara gelen UBP, Genel Başkanı’nı Cumhurbaşkanlığı koltuğuna göndermek durumunda kaldı. Cumhurbaşkanı Eroğlu, zorunlu olarak bu zorlu diplomatik oyunu oynayacak. Ancak, bu konuda çok zorlanacaktır. Çevresine kendi iradesi dışında yerleştirilen isimler, ileride başına ne türlü belalar açacak göreceğiz. Umarım, bu süreci kayıpsız atlatabilir.

Başbakan İrsen Küçük, siyasi irade gösterisiyle ciddi reformlara imza atıyor. Geçmiş hükümetlerin tahribatlarını ortadan kaldırmak, ekonomiyi yeniden ayakları üzerine oturtmak, ekonomik krizin ülkeyi batağa sürüklemesini önlemek için ciddi kararlılık gösteriyor. Alınan önlemlerin ilk basamağında karşısına (kriz konusunda gerekli önlemleri almayan) geçmiş iktidar partileri CTP ve DP çıktı. CTP’nin uzantıları olarak değerlendirilebilecek kamu kesimi sendikacılığı da Sesli Azınlık içinde rolünü oynadı ve hükümete önlem aldırmamak konusunda çok çalıştı, hala da çalışmaya devam ediyor. Sivil toplum örgütü kisvesi altında dış güçlerin mali kaynaklarıyla beslenen etki ajanları da hükümete karşı eylemlere giriştiler. Bütün bunlar, ekonomik kriz karşısında gerekli önlemleri alan hükümete direnişti. Eğer önlem alınmazsa, ülkenin, ekonominin, bütün kurumların ve vatandaşların çok ağır faturalar ödeyeceğini bildikleri halde, bu direnişi sürdürüyorlar.

Hasta bir vücuda tedavi amacıyla ilaç vermek durumundaysak, bu ilacı içirmemek için bir direniş varsa, bunun anlamı ne olabilir? Hastalığın ilerlemesi mi isteniyor? Bilinçsiz mi davranılıyor? Çocukça bir şımarıklık mı söz konusu? Ülke ekonomisini ayakta tutmak için alınan önlemlere karşı duran muhalefet partilerini, bazı sendikaları ve dış destekli bazı sivil (!) örgütlerinin tavırlarını anlamak zor.

Ülkedeki hastalanmış ekonomik yapıyı düzeltmek için hükümetin kararlılıkla önlemler alması, ülkeyi doğru politikalar temelinde yönetmesi, gelecek günler için daha güvenli bir yaşam ortamı yaratması, hepimizin ve halkın beklentisidir. Bugün bu acı ilacı içerek gelecekte çok daha sağlıklı biçimde ayakta duran bir KKTC ekonomisi yaratılacak ve bunun meyvelerini de halkımız ve dolayısıyla hükümet yiyecektir. Batmış bir ekonomiyle seçim kazanılamaz, ancak istikrarlı, sağlam, güçlü bir ekonomi ile vatandaşın güveni ve desteği kazanılabilir.

Hükümeti ekonomik önlemler paketi konusunda destekliyor, kararlı davranışını sürdürmesini diliyorum. Bu ülkenin geleceği için cesur kararlara ihtiyaç vardır.

BİR CEVAP BIRAK