Çelişkiler ülkesi…

Klasik bir savunma mekanizmasi geliştirdik son yıllarda…
İşin içinden çıkamadığımız veya çözümsüzlüğe kilitlendiğimizde “Bindik bir alamete, gidiyoruz kıyamete” deyip rahatlamaya çalışırız nedense.
Oysa esas maharet, esas beceri çözülemeyenleri çözmek için gayret sarfetmektir.
Okullar olmadan Milli Eğitim Bakanlığını babam bile yönetir.
Önemli olan daha çok okul, daha çok eğitimdir.
Hedefteki sıfır eğitimsizliğe kilitlenmektir.

Şimdi gelelim memleketimden manzaralara.
Adalet eski bakanı, şimdilerde devlet bakanı ve hükümet sözcüsü  Cemil Çiçek “Son derece modern cezaevleri inşaa ettik, etmeye devam edeceğiz” diyerek hükümetinin başarısını vurgulamaya çalışmıştı.
Övünç değil, utanç tablosunu savunmuştu oysa.
Kalkınmış ve de kalkınmakta olan ülkelerde suç oranını sıfıra indirmek için yeni yöntemler aranırken, suçluların cezaevlerinde değil de başka alanlarda cezasını çekerek rehabilite edilmeleri yoluna gidilirken, bizler devamlı cezaevi açarak rekor kırmaya çalıştık durduk.
Okul sayısı artarsa, cezaevleri kapanır gerçeğine gözlerimizi kapadık, hala kafamızı değiştirmiyoruz.

Güzel memleketimin, işsiz insanları her yıl çığ gibi büyürken, çıkar da bir ülkenin başbakanı kadınlara yönelik “Neslimiz yaşlanıyor, yarından tezi yok  en az 3 çocok doğurun” çağrı yaparsa demeli?
Önce birileri  çıkıp “Hoooppp. Herkes kendi işine baksın, el atmadığınız bir tek zürriyetimiz kalmıştı, bari ona bulaşmayın” demeli ya, kimse çıkıp söylemedi.
Nasıl söylesin, kim söylesin?
Anamuhalefet partisi lider Baykal eşliğinde, kadınlar gününü “kırda sucuk partisi”  ile kutlarsa,  meydan da boş kalır elbette.
CHP’den vazgeçtik zaten.
CHP’ye gönül vermiş kadınlardan da ses gelmedi.
Hadi bakalım doğursun AK Parti’ye gönül vermiş kadınlarımız.
Kocaları işsiz güçsüz kahvehane köşelerinde pineklerken, eşleri de 3 çocuk planı yapsın da görelim.
Allahını seven söylesin ve desin ki “Türk kadını bu tabloyu hak ediyor”
Kesinlikle hak etmiyor.
Haksızlığın daniskası bu.
Kucağındaki tek bebeğin sütünü alamazken, kocası aylak aylak dolaşmak zorunda iken bir de buna ek, iki çocuk doğuracaksa doğursun bakalım.
Başbakanın bu tavsiyesi ya şaka, ya kendilerini ABD’de sanıyorlar.

Kadınlara haksızlık sadece bununla kalınsa iyi de…
Dünya Kadınlar Günü Kutlamaları sırasında CHP’in Çankaya Belediye Başkanı Prof. Dr. Muzaffer Eryılmaz “Kadınlara Çankaya’da sığınmaevi hazır” diye demeç verince tüylerim  ürperdi desem yeri.
Şiddete uğrayan kadınlar bir telefon açıp sığınma evine sığınacaklarmış artık.
Dünya Kadınlar gününde, şiddetin sıfıra indirilmesi üzerine kafa yormak zor iş. Kadınlara şiddet uygalayanların bu eylemlerine son verilmesi gerektiğini anlatmak daha zor.
Bunun ahlaken ve dinen çok büyük günah olduğunu vurgulamak yine zor.
Erkekleri bu konuda eğitmek ise daha da zor.
Hele bir tür hastalıkla malül sayılabilecek  bu canavar ruhlu tipleri toplumdan silmek hepten zor.
O zaman ne yapalım.
Şiddete maruz kalan güçsüz kadını  “Korkma sığınma evin var, bir telefon yeter”  deyip ona sığınmaevinin yolunu tarif edelim.
Kadınlara yönelik en büyük şiddet budur bence.
En büyük nhaksızlık işte budur.
Hele bunu bir bilim adamı, profesör kimlikli biri yapıyorsa.
Yazık ki ne yazik…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.