Emperyalizmle İşbirliği

Diğer taraftan sömürgeciliğin uzun tarihinde değişmeyen şeyler de vardır. Değişmeyen bu şeylerden birisi, nerede ise kural haline gelmiştir. Bu kural: sömürgecilik tarihinin başından bu yana, sömürgeci güçle işbirliği yapan hiçbir kişi, kurum, grup ya da ülkenin kalıcı gönence ulaşamaması kuralıdır. Sömürgeci gücün tek derdi elini uzattığı yerde mümkün olduğunca hızlı ve çok sömürmektir.


Bu amacı gerçekleştirmek için dönemsel olarak kimi kişi ya da grupları yanına çeker ve onları kullanır. Bu kişi ya da gruplar için, söz konusu durumda, güçlü emperyalistlerle işbirliği yapmaktan  başka bir seçenek yokmuş gibi görünebilir.


Çünkü emperyalistler sahip oldukları güç ve diğer imkanlarla bu işbirlikçilere büyük destek sağlar, onları rüyasını gördükleri, ancak, sahip olamadıkları kimi nimetlerle donatırlar. Tabir caizse onları bir süreliğine adam ederler. Hatta, kimi coğrafyalarda söz konusu bu işbirlikçilik, bir yerlere gelmenin ilk ve en önemli şartı haline dönüşmüştür.
Ancak sürecin sonunda hem bu işbirlikçiler, hem de onların toplumları kaybederler.


Bu, kaçınılmaz bir kuraldır. Siz hiç, emperyalizmin doğrudan ya da dolaylı egemenliğine girmiş ve kendi içinden işbirlikçiler üretmiş bir toplumun kalkındığını gördünüz mü?
Pekiyi, söz konusu işbirlikçilerden herhangi birinin, hayatının sonuna kadar mutlu ve gönenç içinde yaşadığını gördünüz mü?


Bu soruların yanıtları her zaman için olumsuz olmuştur. Emperyalist, fırsatçı bir mantıkla ve kendi çıkarları doğrultusunda bir dönem için desteklediği işbirlikçilere karşı hiçbir vefa duygusu beslemez.  Onlara gerçekte saygı da duymaz.  Emperyalizm, kendi çıkarından başka bir şey düşünmez.Alacağını alır, istediğini elde eder, sonra da o coğrafya ile ilgisi ve alakası ortadan kalkar. O andan itibaren eski işbirlikçilerini yüzüstü ve siyasal rakipleri ile baş başa bırakır. Çoğu zaman da aynı coğrafyada, değişen şartlara bağlı olarak yeni ve daha cevval işbirlikçileri bulur ve eskilerinin pabucu dama atılır. Hatta, yenileri dost, eskileri düşman olur, bertaraf edilir.


Bu süreç bir kısır döngü olarak devam eder gider. Ancak bilinen gerçek odur ki, ister eski, ister yeni olsun tüm işbirlikçiler, ne kendilerine, ne de toplumlarına fayda getirmezler.Tarih kitapları onlardan ya hiç bahsetmez ya da bahsettiğinde iyi şeyler söylemez. Onlar ne işbirliği yaptıkları emperyalistlerin, ne de kendi halklarının saygısını kazanamaz.


Tersinden söylemek gerekirse, tarih kitaplarının övgü ile bahsettiği, halklarının minnetle andığı kişiler, sömürüye ve zulme karşı halkları adına mücadele etmiş olanlardır.
Diğerleri ise kendi şahsi çıkarları için, kendi halklarının kaynaklarını emperyalistlere peşkeş çekmiş ve dolayısıyla kendi halklarına ihanet etmiş olmanın onursuzluğu ile yok olup giderler.


Bu durum er ya da geç ortaya çıkar. Bu bağlamda yapılması gereken, geçici bir destek uğruna kalıcı bir onursuzluğa razı olmamaktır. Gerçekleri ve emperyalist planları halkla paylaşmak, onları bilinçlendirmek ve onlarla bütünleşmektir. Emperyalizme karşı akıllı, bilinçli ve mantıklı bir  şekilde mücadeleye önderlik etmektir. Kalkınmanın ve ilerlemenin ilk ve en önemli şartının, emperyalizmin boyunduruğundan kurtulmak ve tam anlamıyla bağımsız olmak olduğunu haykırmaktır. Emperyalizmin yerli işbirlikçiliğini ve uşaklığını yapmak yerine, kendi kaderine sahip, kalkınma yolunda, namuslu ve şerefli bir toplumun lideri olmaktır. Kendi bireysel ikbalinin ve dış sömürgecilerin çıkarlarının değil, ulusun çıkarlarının bekçisi olmaktır.


Dr. Haldun Çancı / haldun.canci@emu.edu.tr

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.