Şenol Birol Gol

. Çırağan sarayının yanındaki Şeref Stadı’ndan sonra Beşiktaş’ın kadim kalesi olan ve o zamanki adlarıyla, sırasıyla Dolmabahçe ve Mithatpaşa olan bugünkü İnönü stadında, radyo spikerleri Halit Kıvanç ve Orhan Ayhan maç anlatırlarken fonda bu sloganı duyardınız. Deniz tarafındaki kaleye de, gazhane tarafındaki kaleye de siyah beyaz formayla onlarca asist ve gol yazdıran bu ikili, o zamanın rekoru olan 150’şer bin lira transfer ücretiyle Fenerbahçe’ye geçtikten sonra sahalardan silinip gittiler, hem BJK’lılar onlardan soğudu, hem de yeni takımları onları bir türlü tam benimseyemedi.

Daha yakın zamana gelirsek, Avrupa gol kralımız Tanju Çolak, Galatasaray’da efsaneleştikten sonra, Fenerbahçe’ye geçince önce fiziken, sonra ruhen, sonra da moralman futbol hayatı gerilemeye başladı. FB’de işler yaptı ama her iki taraftarca da pek sevildiği söylenemez. Tarihine altın harflerle ve altın ayakkabıyla kazındığı halde, GS’li Tanju diye bile anılamıyor artık. Bu dönemlerde yine GS’den FB’ye geçen Semih, FB’den GS’ye geçen Arif ve bilimum diğerleri, madde uğruna, bütün tribünlerin farklı tepkilerini almak zorunda kaldılar.

4 büyük takımı dolaşan Sergen ile Saffet’in ise antipatiklikleri zaten tescillidir. Hele Sergen dünya çapında olabilecek kariyerini, sadece dağınıklığından değil, çokça antipatikliğinden ıskalamıştır. Şimdi de TV kanallarını dolaşıyor ve giderek daha da sevimsizleşiyor. Itibarın parayla satın alınamadığını, deliğe süpürülene kadar anlayamıyor insaoğlu.

GS’a madik atıp yurtdışı üzerinden FB’ye inen Okan ile Emre’nin istikrarsızlıkları ve suçluluk hırçınlıkları yanı sıra, hiçbir tribünün içten sevgisini kazanamamaları da, ruhtan muaf hallerindendir, futbol yetenekleri bu yamukluklarının gölgesinde kalmıştır, kendileri de buna yanarlar ama yine dönerler.

Bu isimler mal bulmuş mağribiden ziyade bal bulmuş arı misali olumsuz izler bırakarak gelip geçtiler hafızalardan. Hiçbiri bir Metin Oktay, bir Lefter, bir Hagi, bir Alex olma liyakatini elde edemediler taraftarların gönlünde… Yüreklere kalıcı yerleşemediler.

Duyarsızlar arasında cirit atarken, kapağı da bir yere atmak istediğin zaman, tencere genelde yuvarlanıp kapağını buluyor ama, sırf var olma, ya da sadece ihya olma ihtimali adına ve o dayanılmaz egozantrik mevki uğruna bir yerlere kapağı atmak, tencerenin dibini karartabiliyor. O zaman tencere dibin kara, seninki benden kara… aklanmadan ak olsan bile griler arasında…

Bu sene GS’a şampiyonluğu rakipleri hediye edeceği gibi, sanırım müzmin muhalafete de etkisiz dış atak kombinasyonları getirecek belediyeyi… Kadro eksiklikleri ve yönetimlerine rağmen…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here