‘Erdoğan Sultan ABD’ye hizmet ediyor’

Birleşik Arap Emirlikleri’nde Arapça yayımlanan el Halic gazetesinin 13 Mayıs 2005 tarihli sayısında, Said Mihyo imzasıyla “Erdoğan Sultan” başlıklı bir yazı yayımladı.  Yazının aynen tercümesi şöyle:


“Yeni Osmanlıcılık projesinin Orta Doğu’da çarpacağı iki büyük mayın var: İsrail ve ABD. İsrail, bu büyük İslami gücün bölgedeki nüfuz konusunda kendisine rakip olmasını kolay kolay kabul etmez. Özellikle de Recep Tayyip Erdoğan’ın, temeli Turgut Özal tarafından atılan Türkiye-İsrail stratejik ittifakını gevşetmesinden sonra bu konu daha fazla önem kazanmıştır.


ABD ise, Erdoğan Ankara’sının Orta Doğu’da sergilediği belirgin bağımsız tutumundan hem rahatsızlık hem de kaygı  duyuyor. Öyle ki Washington’da bazı sesler ‘Türkiye’yi kaybetmek’ten söz etmeye bile başladı.


Ancak İbrani devletinde, Türk devletinin bölgesel emellerinin göğüslenmesi gerektiği noktasında bir uzlaşı var. Yani bir yandan Kürt kartı bir yandan da Yahudi-Amerikan
kartları Ankara’ya karşı öne sürülmek isteniyor. Çünkü ABD açısından en geçerli yöntem ‘bölme’ yöntemidir. Pentagon ve Ulusal Güvenlik Konseyi’nde, ABD karşıtı duyguların yoğunlaşmasından Erdoğan’ı sorumlu tutan bir kanat var.


Marshall Fonu’nun yaptırdığı bir kamuoyu araştırmasının, Türklerin yüzde 82’sinin Amerika’ya karşı olduğunu göstermesi büyük önem taşıyor. Çünkü bu rakam dünyadaki
en yüksek rakam. Bu arada Türkiye’de yayımlanan ‘Metal Fırtına’ adlı yeni bir roman, Amerika’nın Türkiye’ye karşı olası bir harekatından söz etmesi nedeniyle satış rekoru kırdı.


Bununla birlikte dışişleri ve CIA’de, Türkiye’nin bağımsız tutumlar bağlamında sergilediği değişiminin, tehlikeli olmakla birlikte, Amerika’ya yönelik bir düşmanlığın ifadesi olduğu düşüncesine varacak kadar ileri gidilmemesi noktasında uyaran başka bir kanat da mevcut.


CIA’ya bağlı Ulusal İstihbarat Konseyi eski başkanı Graham Fuller, ABD’nin siyasetini belirleyenlerin, Türkiye’de demokratik yollarla seçilen ılımlı İslami hükümetin Amerika’ya yeterince bağımlı olmadığını ya da yönetim kadrosunu değiştirmesi için baskı altında tutulması tartışmasının büyük bir dar görüşlülük olacağı görüşünü savunuyor.


Geçen günlerde ‘Siyasal İslamın Geleceği’ adlı bir kitabı yayımlayan Fuller, ‘Doğrusu, AB üyeliğine erişmek amacıyla Türkiye’de geniş çaplı demokratik reform gerçekleştiren mevcut Türk hükümeti, daha kapsamlı anlamıyla Amerikan çıkarlarına benzeri görülmemiş bir şekilde hizmet ediyor. Bu reformlar Türkiye’yi çevredeki Arap dünyasına model yapabilir’ diyor.


Birinci görüş, Türkiye’yi ‘yeniden eski hacminedöndürmeyi’, belki de ‘Erdoğan Sultan’ı devirmeyi savunuyor. İkinci görüş ise gerçekçiliği savunarak Türk ulusal çıkarları ve emellerinin de göz önünde bulundurulmasını istiyor.


Peki bu iki görüşten hangisi ağır basar? İşte bu soruya bulunacak cevap aynı zamanda İslami demokratik Türk hükümetinin akıbetini, bunun yanında da ‘Yeni Osmanlıcılık’ projesinin geleceğini de tümden belirleyecektir.”

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here