Erdoğan: Türkiye kazanacak!

Erdoğan: Türkiye kazanacak!

0
PAYLAŞ

Erdoğan, partisinin 14. İstişare ve Değerlendirme Toplantısı’nın açılışında yaptığı konuşmada, AK Parti’nin Türkiye’ye ilkleri kazandırdığını söyledi.

”AK Parti’nin demokrasi ve hukuk yolunda dimdik ayakta kalmasını, sarsılmaz bir şekilde yoluna devam etmesini ve kararlı bir duruş sergilemesini sadece bir partinin sorunu olarak değil, ülkenin ve demokrasinin sorunu olarak gördüklerini” vurgulayan Erdoğan, AK Parti’nin kaderini Türkiye’nin kaderinden asla ayrı düşünmediklerini ifade etti.

Türk Milleti olarak, tarih boyunca elde edilen zaferler başarılar yanında çok sayıda badirelerin de atlatıldığını belirten Başbakan Erdoğan, ülkenin, vatanın ve toprakların tehdit altında kaldığını dile getirdi.

Türk Milletinin birlik ve bütünlüğünün tarih boyunca defalarca sınandığını anlatan Erdoğan, Kurtuluş Savaşı’nın öncesinde Osmanlı Devleti’nin toprak kaybederek küçüldüğünü hatırlattı. Erdoğan, Misak-ı Milli sınırlarının da bir süre işgal altında kaldığını kaydederek, birçok bölgede ağır travmaların yaşandığına dikkati çekti. Bu travmanın milletin derin hafızasında izler bıraktığını kabul etmek gerektiğini belirten Erdoğan, ancak Türk Milletinin yaşadığı acıları geride bırakıp ileriye yürümesini her zaman başardığını söyledi. Erdoğan bu başarının Kurtuluş Savaşı’ndan sonra gerçekleştiğini bundan sonra da gerçekleşeceğini ifade etti.

Türk Milletinin yaşadıkları acıları sürekli taze tutmadığını belirten Erdoğan, hiç bir dönemde sömürge olmayan Türk Milletinin yaşadığı acılarla başetmesini ve her zaman ümitvar olmayı, geleceğe umutla yürümeyi bildiğini dile getirdi.

SANAL KORKULAR, HAYALİ TEHDİTLER

Yaşanan acılardan ve felaketlerden ders alındığını vurgulayan Erdoğan, yaraların sarıldığını ve yola devam edildiğini söyledi. Erdoğan, şunları kaydetti:

”Yaşanılan acıları, millet olarak yaşanan travmaları, milletimizin derin hafızasını, kolektif bilincini bir korku aracı olarak kullananlar çıkabiliyor. Atılan her adımda geçmişte yaşananları hatırlatıp bu milleti korkuya mahkum etmek, korkuya teslim etmek isteyenler çıkabiliyor. Yani bir korku toplumu oluşturma gayreti içerisinde olanlar çıkabiliyor. Tarih yeterli gelmediğinde sanal korkular, hayali tehditler üretip milleti bu şekilde dize getireceklerine hala inanlan olabiliyor.
7 yıl boyunca AK Parti olarak bunu defalarca yaşadık, defalarca gördük. Türkiye’nin hangi meselesine elimizi uzatsak orada önümüze engeller çıkarıldı. Avrupa Birliği dedik, ‘kimliğimiz tehlike altında’ dediler. Kıbrıs dedik, ‘milli menfaatlerimiz tehdit altında, peşkeş çekiyorlar’ dediler. Komşularla sıfır problem dedik, ‘eksen kayıyor’ dediler. Ermenistan dedik, ‘Sevr’ dediler. Çetelerle mücadele dedik, ‘sakın ha dokunma’ dediler. Hukuk dedik, ‘yaklaşma’ dediler. Demokrasi dedik, ‘uzak dur, neyine lazım’ dediler. Şimdi de Milli Birlik ve Kardeşlik Süreci diyoruz, ‘ihanet’ diyorlar, ‘hıyanet’ diyorlar, ‘müzakere, mütareke, bölünme’ diyorlar. Aynı siyaset, aynı tavır, aynı tutum ve üzülerek söylüyorum, aynı korkak yaklaşımı sergiliyorlar. Eflatun ne güzel söylemiş, ‘korkaklar hiçbir zaman zafer anıtı dikememişlerdir’.

Eğer Alparslan korksaydı Malazgirt olur muydu? Kılıçarslan korksaydı işgal orduları Anadolu’da durdurulabilir miydi? Selahaddin Eyyubi korksaydı ismi tarihe yazılabilir miydi? Orhan Gazi korksa Bursa, Fatih korksa İstanbul olur muydu? Pir Sultan korksa, Dadaloğlu korksa o muhteşem dizeler dillerinden dökülür müydü? Mimar Sinan korksa muhteşem minareler Anadolu’dan Rumeli’nden göğe yükselebilir miydi? Mimar Hayrettin korksa azgın nehirlere bir gerdanlık gibi o köprüler kurulabilir miydi? Kahraman Mehmetçik korksa Çanakkale’de o destan yazılabilir miydi? Hasan Tahsin, Sütçü İmam, Nene Hatun, Şerife Bacı korksalar bu millet Kurtuluş Savaşı’nda istiklaline kavuşabilir miydi? Ve soruyorum sizlere Mustafa Kemal korksa bu cumhuriyet inşa edilebilir miydi? Merhum Menderes korksaydı bize bu demokrasi mirasını bırakabilir miydi? Merhum Özal korksaydı kendisine yapılan suikast girişimin hemen ardından ‘Allah’ın verdiği ömrü O’ndan başka alacak yoktur’ sözünü söyleyebilir miydi?”

KORKMAYARAK GELECEĞE YÜRÜYECEĞİZ

İstiklal Marşı’nın ‘korkma’ uyarısıyla başladığını hatırlatan Başbakan Erdoğan, korkma ile başlayıp bugünlere gelindiğini ve daha da ilerilere gidileceğini ifade etti.

Korkarak değil, korkmayarak geleceğe yürüyeceklerini kaydeden Erdoğan, korkunun aklın katili olduğunu ve insanı köleleştirdiğini dile getirdi.

Erdoğan, ”Korku üzerine ülke inşa edilemez. Korku üzerine gelecek inşa edilmez. Korku üzerine demokrasi bina edilemez. Bunun içindir yedi yıldır korkmadık. Yedi yıldır, üretilen korkulara boyun eğmedik. Yedi yıl boyunca korkanlardan, korkaklardan olmadık. Allah’ın izniyle bundan sonra da korkmadan yolumuza devam edeceğiz” dedi.
Başbakan Erdoğan’ın konuşmasında öne çıkan bazı ifadeler şöyle:

• “Habur Sınır Kapısı’nda yaşanan manzara ne kadar nahoşsa, ne kadar istismarsa, ne kadar tahrikse açık söylüyorum, bir şehit annesini elinden tutarak meclise taşımak, ona orada slogan attırmak, onun üzerinden şehitlerimizi ve şehit ailelerimizi istismar etmek de o kadar nahoştur, o kadar istismardır, o kadar provokasyondur.
• Gün süslü söylevler irat etme günü değildir, gün ölümlere çare bulma günüdür. Gün akan kanı dindirme, annelerin gözyaşını bitirme günüdür.
• Hiç kimse bizim aziz şehitlerimizi kendi çarpık siyasi görüşlerine malzeme yapma gafletine düşmesin.
• (Dinlenilme tartışmaları) meseleyi hükümetle bağlantılı gösterenler art niyetli davranıyorlar, kamuoyunu etkilemeye, zihinleri bulandırmaya çalışıyorlar.
• Dinlenme meselesinin hükümetle yakından, uzaktan bağlantısı yoktur, zaten olamaz da. Her şey hukuki süreç içinde gelişiyor, sorunun çözümü de yine hukuk içinde olacaktır.
• Dinleme konusunda teknoloji o kadar ileri ki art niyetli olsam, bana ait olan dinlemeleri ortadan kaldırırım.
• Biz, kim olursa olsun insanların haklarında bir mahkeme kararı olmaksızın dinlenilmesini bir defa insana saygısızlık olarak görüyoruz.
• Bizim ödediğimiz borçlanma faizinin yaklaşık dörtte biri terör riskinden kaynaklandı.
• O gün Ali Güngör’ü dilinden, üslubundan, tavrından dolayı ihraç eden sayın Bahçeli aslında bugün kendisini MHP’den ihraç etmiştir. Bu ifadelerle onu gösteriyor.
• Ölen her insan bu vatanın, bu milletin bir parçasıdır. Tek bir insanın ölmesini bile, insanlık vicdanı onaylayamaz.
• Aylardır toplumu, milletimizi yanıltmaya, karanlığa yumruk sallayarak süreci provoke etmeye çalışıyorlar.
• Türkiye’nin yaklaşık 30 yıldır gördüğü manzara oyun değil. Bu süreç bu şekilde devam edemez, etmemelidir. bu oyunları inşallah bozacağız. İstismar zeminlerini inşallah kaldıracağız.
• Kurtuluş Savaşı’nda analar ağlamadı, Çanakkale’de analar ağlamadı ama Dersim’de analar ağladı.Kahramanmaraş’ta analar ağladı, Çorum’da analar ağladı. Sivas’ta, Başbağlar’da, Gazi Mahallesi’nde analar ağladı. 30 yıldır benim 81 vilayetimin tamamında ağlayan, gözyaşı döken analar var.
• İlkbahar sonuna kadar bu süreç devam edecek.
• Bu süreçte bize karşı çıkmakla kalmayıp, ‘analar ağlasın’ diyenler, ellerini vicdanlarına koymayanlar daha şimdiden anadolu ile bağlarını koparmışlardır.
• Biz diyoruz ki ‘bugün yangını söndürme günüdür’ ama onlar yangına suyla değil benzinle gitmeyi tercih ettiler.
• Ben inanıyorum ki samimi milliyetçi kardeşlerim bunun hesabını soracaklardır. Bu tutarsızlık, çelişki, zikzaklar karşısında Merhum Türkeş’in kemikleri sızlamaz mı?
• Hamasetle öfkeyle nefretle çocukları bile korkutacak, ürkütecek siyasi üslupla milliyetçilik yapılamaz, kardeşlik, bütünleşme projelerine, Türkiye’yi yüceltecek projelere karşı çıkmak, asla ve asla milliyetçilik değildir.
• Türkiye bu meseleyi geride bıraktığında çok daha farklı bir ülke olacak, ekonomisiyle demokrasisiyle çok daha farklı olacak.
• Hiç kimse ama hiç kimse kaybetmeyecek, hep birlikte kazanacağız, Türkiye, benim milletim kazanacak.

BİR CEVAP BIRAK