Erdoğan’ın cumhurbaşkanlığı ve demokratlık

PAYLAŞ

Bunun önemi, ülkemizde demokrat tavrın gereği olarak Başbakan Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığı’na tavır alınmasının yanlışlığını açıklamak açısından çok önemlidir.


Başbakan Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı adaylığına demokrasi ve laiklik adına tavır almak, gerçekte, demokrasiye tavır almak anlamına gelmektedir. Bunun nedenlerini kısaca açıklamakta yarar vardır.


Demokrasi, her isteyenin kendisine göre yorumlayacağı bir kavram değildir. Demokrasi, bazı temel ilkelere dayanması gereken ve bu ilkelere dayanmadığı durumlarda da demokratik olmak niteliğini kaybedeceği tartışma konusu olamayacak bir kavramdır. Bu nedenle, eğer demokrat isek, işimize gelmese de demokrasinin temel ilkelerine saygı göstermek durumundayız. Demokrat tavrı anlayabilmek için, “düşüncelerinize katılmayabilirim, ancak düşüncelerinizi dile getirmeniz için çalışmalıyım” sözünün önemini bir kez daha hatırlamakta yarar vardır.


Peki, nedir demokrasinin dayandığı bu temel ilkeler ?


• Çok partili siyasal yapı
• Seçme ve seçilme özgürlüğüne dayanan özgür ve adil seçimler
• Seçimlerdeki adaylara ve partilere baskı yapılmaması
• Seçimlerin (4 ya da 5 yıl gibi) önceden belirlenmiş belirli aralıklar ile yapılması
• Her seçmenin tek bir oy sahibi olması
• Temel insan hakları ve özgürlüklerin korunması
• Seçimlerde çoğunluk oyunu kazanan parti ya da partilerin iktidar olması
• Seçimlerden azınlık oyu ile çıkan muhalefet partilerinin gelecek seçimlerde eşit olanaklar ile seçime katılabilmelerinin sağlanması
• Seçimlere manipülasyonların karıştırılmaması
• Siyasi parti kurmak ve bu siyasi partilere üye olmak haklarının belirli güçler ve kurumlar tarafından denetlenmemesi ve sınırlandırılamaması


Bu temel ilkelere dayanan demokrasi, çok partili siyasal sistemlerin temel ilkeleridir. Bu ilkelere dayanmayan bir seçim sistemi ve siyasal sistemin demokratik olmak niteliğine sahip olduğu söylenebilir mi?


Demokratsanız, işinize geldiği zaman bu ilkeleri savunmak, gelmediği zaman bunları reddetmek söz konusu olamaz.


Demokratik siyasal sistemlerde siyasal yürütme organının biçimi açısından farklı uygulamalar olduğunu gözlemliyoruz. Bunlar, Parlamenter sistem, Başkanlık sistemi ya da Karma sistemdir. Avrupa’daki bir çok ülkede olduğu gibi, İngiltere ve Türkiye gibi bir çok ülkede parlamenter sistemin var olduğu görülmektedir. ABD gibi bazı ülkelerde ise Başkanlık sistemi mevcuttur. Fransa ve Finlandiya gibi ülkeler ise Karma sitemdir (Yarı-Başkanlık sistemi).


Dünyadaki demokrasilerde genellikle Parlamenter sistemin mevcut olduğunu görmekteyiz. Demokratik Parlamenter sistemin bazı temel “olmazsa olmaz” ilkeleri ya da koşulları bulunduğunu biliyoruz. Bunlar :


• Devlet Başkanı’nın sembolik yetkisi
• Yürütme organının gerçek temsilcisi olarak Hükümetin başında ve güçlü bir konumda Başbakan’ın bulunması
• Başbakan’ın ve Bakanlar Kurulu’nun özgür ve adil seçimlerde seçilmiş olan parlamento üyelerinin salt çoğunluk oyu ile göreve gelmesi (Güvenoyu)
• Başbakan ve Bakanlar Kurulu üyelerinin, halk tarafından özgür ve adil seçimlerde seçilmiş parlamentoya karşı sorumlu olması ve bu doğrultuda onların salt çoğunluk oyu ile görevlerinden uzaklaştırılabilmeleri (Güvensizlik oyu)
• Parlamentonun yasama organı görevini üstlenmesi, Hükümetin yürütme organı olması ve bağımsız mahkemelerin varlığı


Bunların dışında, siyasal sistemin (yazılı olsun ya da olmasın) Anayasal bir sistem olması, Anayasa, yasalar ve diğer hukuksal mevzuata uygun biçimde görevlerini yerine getirmesi gibi ilkeler de bunlara eklenebilir.


Demokrasinin ve parlamenter sistemin bu temel ilkelerini hatırladıktan sonra, Türkiye’de Cumhurbaşkanlığı seçimleri konusundaki tartışmaları değerlendirmekte yarar vardır.
 
Türkiye, kısa zaman sonra Cumhurbaşkanlığı seçimine gidecek. Bu kapsamda, Cumhurbaşkanlığı seçimleri konusunda bazı tartışmaları değerlendirmekte yarar vardır.


Türkiye’de Cumhurbaşkanı halk tarafından seçilmemektedir. Cumhurbaşkanı, (özgür ve adil seçimlerde, seçme hakkına sahip seçmenler ya da bu niteliklere sahip olan) halk tarafından seçilmiş parlamento üyelerince seçilmektedir.  Hukuk devleti ilkesi gereğince Cumhurbaşkanı, Anayasada yazan kurallar gereğince seçilmiş parlamento üyeleri tarafından seçilecektir. Bu noktadan sonra, bunun aksi bir tavrı desteklemek, demokrasiye ve parlamenter sistemin ruhuna aykırıdır.
 
Türkiye’de yürütme organının başı konumunda olan Başbakan, Anayasa ve yasalara uygun olarak seçilmiştir. Ancak, devletin başı, sembolik yetkilere sahip Cumhurbaşkanı’dır. 1982 Anayasası, Cumhurbaşkanı’na sembolik olmak niteliklerini aşan yetkiler de vermiştir. Cumhurbaşkanı’nın mevcut yetkileri konusu, farklı bir platformda tartışılması gerekir ve Cumhurbaşkanlığı seçimleri ile karıştırılacak bir tartışma konusu değildir.


Yaklaşan Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Başbakan Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı adayı olmaması gerektiğini savunmak ve tartışmak olanaklıdır. Ne var ki, Başbakan’ın Cumhurbaşkanı adayı olamayacağını iddia etmek ve savunmak, demokratik tavır ve gelenekler ile bağdaşmaz. Demokrat olmak niteliğine sahip hiçbir Türk vatandaşı, Başbakan Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı adayı ve Cumhurbaşkanı olamayacağını iddia edemez.


Cumhurbaşkanı olmak için seçme ve seçilme haklarına sahip olmak, üniversite mezunu olmak, Anayasaya uygun biçimde aday gösterilmek ve parlamento üyelerince seçilmek yeterlidir. Bunun dışında bir koşul geliştirmeye çalışmak, demokratik bir tavır olamaz.


CHP lideri Deniz Baykal ve MHP lideri Devlet Bahçeli’nin Başbakan Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı adayı olmasına yönelik tavırları, kesinlikle demokratik bir tavır değildir.


Demokrasiyi savunmak, demokrasinin ilkelerini, hukuk devletini savunmak ve Anayasaya uygun hareket etmeyi gerektirir. CHP lideri, Başbakan Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı olamayacağını iddia ederek demokrasiye ve halk iradesine aykırı bir tavır içine girmiştir. Aynı liderin, Erdoğan’ın Başbakan olmasının yolunu açan demokrat tavrı göz önüne alındığında, büyük bir çelişki içinde olduğu da görülmektedir. Deniz Baykal, başlangıçta gösterdiği demokrat tavrından sapmış, demokratik ilke ve kurumları yıpratacak bir söylem içinde inandırıcılığını yitirmeye başlamıştır.


MHP lideri Bahçeli’nin Başbakan’ın Cumhurbaşkanlığına karşı takındığı sert ve akıl almaz tavrı ise anlamak olanağı yoktur. Üstelik, (hukuka ve yasalara uygun biçimde) seçildiği takdirde Cumhurbaşkanı’nı görevden indireceğine ilişkin açıklamalar, demokrat bir tavır ile açıklanamaz.


Demokrasinin kurum ve kuralları, Anayasaya, hukuka ve yasalara uygun hareket etmeyi gerektirir. İşimize geldiğinde demokrasiyi savunmak, işimize gelmediğinde demokratik ilkeleri görmezden gelmek, demokrat bir tavır olamaz.


Türkiye’de Cumhurbaşkanı makamı, Anayasa ve yasalara uygun biçimde aday olan ve parlamento üyelerince seçilen herkese açıktır ve açık olmalıdır. Demokrat tavır, bunu gerektirir.


________________


Yrd. Doç. Dr. Birol Ertan
Siyaset Bilimci
birolertan1@yahoo.com

CEVAP VER