“Erenler” hasta yatağında ilgi bekliyor

Televizyonun olmadığı, radyolu günleri bilenler, daha iyi anımsar Aşık Hüseyin Çırakman’ı…

Hisse alın Çırakman’ın sözünden
Zerre kaçmaz ariflerin gözünden
Kemal Atatürk’ün hey dost aydın izinden
Bugün bize hoş geldiniz erenler

Ankara Radyosu’nda yıllarca çaldı, söyledi. Kasetler çıkardı, şiir kitapları yazdı. Eserlerinden kimi duyuldu, kimi, duyulmadı. Ulusal günlerde, bayramlarda, illerin kurtuluş günlerinde koro halinde söylenen ”Bugün bize hoşgeldiniz erenler” adlı eseriyle tanındı. Bu çalışmaları duyuldu, duyulmadı. Çoğu ozan gibi onun da bir işi, bir geliri yoktu. Tek ekmek kapısı sazının teknesiydi, ama o da karın doyurmuyordu. Son yıllarda, evini, çocuklarını geçindirmek için iyice zorlandı. 2010 yılında, Kalan Müzik Arşivi serisinde, Hüseyin Çırakman’ın eserlerinden oluşan bir CD yayınlandı. Aynı yıl, Bolu İzzet Baysal Üniversitesi, ”Hüseyin Çırakman’a yardım” amaçlı bir konser düzenlendi.
Peki unutulmaz eserlerin sahibi Hüseyin Çırakman şimdi ne durumdadır, nerede, nasıl yaşıyordu? Anımsıyor muyuz?

Saz ustası İhsan Öztürk‘le birlikte, Ankara, Mamak, Şirintepe’deki evinde Hüseyin Çırakman‘ı ziyaret ediyoruz. Küçücük arabamızla dahi zor girebildiğimiz daracık, bakımsız sokaklar… Bir gecekonduda, hasta yatağında yatarken buluyoruz Çırakman’ı. Gelip, gideni, arayanı, soranı yok… Kalan Müzik’in çıkardığı CD ve İzzet Baysal Üniversitesi’ndeki konserden sonra unutulmaya terk edilmiş. Bolu’da İzzet Baysal Üniversitesi konserini döne dolaşa anlatıyor. Bolu’da gördüğü ilgi kendisini fazlasıyla mutlu etmiş. Bu mutluluğunu Çırakman şiire dökmüş. Yazdığı şiirin yanına bir de fotoğrafını koyan Hüseyin Çırakman bir kopya önümüze koyuyor. İhsan Öztürk Aşık Çırakman’ın “Bolu’nun” adlı şiirini bize okuyor:

Taş Devri, Tunç Devri milattan önce
Tarihe uzanır eli Bolu’nun
Var olan yok olmaz hayatta bence
Bugün Öztürkçemiz dili Bolu’nun

Akşemsettin, o Fatih’in hocası
Hak hukuk olmuş dilde hecesi
Bilgelik, düşünsel gündüz, gecesi
Dostluk bahçesinin gülü Bolu’nun

Dertli gezmiş bir güzelin peşinde
Gündüz hayalinde, gece düşünde
Ak gerdanı yayla gibi döşünde
Böyle güzelleri dolu Bolu’nun
Köroğlu’muz sazın çalıp, inletmiş
Yiğitlik türküsün halka dinletmiş
Sevenlerin Kulağını Çınlatmış
Halkı için iniler teli Bolu’nun

Binbir çiçek yaylasında, dağında
Bülbül öter bahçesinde, bağında
Arı polen toplar verim çağında
Her derdin şifası balı Bolu’nun

Bolu dağlarında Gölcük’ü gördüm
Aklımı, fikrimi güzele verdim
Yanıyom, yanıyom artıyor derdim
Hak nefesi olmuş yeli Bolu’nun

Kaplani, Köroğlu, Çırakman, Dertli
Birleştik, özleştik biz ozan dörtlü
Sevgili, saygılı, özveri, mertli
Bizce böyle olsun hali Bolu’nun.

Derdini sazının tellerine dökmeye çalışıyor ama hasta ve 1930 doğumlu yaşlı ozandan pek ses çıkmıyor. Fotoğrafçı Nazender Süzer, gazeteci ve fotoğrafçı Gürsel Dönmez ile kızım Elif, durmadan fotoğraf çekiyorlar. Çorum’lu yorgun ozan Hüseyin Çırakman’ın sesini, fotoğraf makinelerinin flaşları bastırıyor. Koca Ozan , söylediği dörtlüklerden birinin arasına ”yaraladın yeter” sözcüklerini ekleyerek gürültüye tepkisini dile getiriyor.

Bir ara Çırakman’a en sevdiği şiiri soruluyor. Çırakman “Şiirlerimin hepsini severim, onlar benim evlatlarım gibidir; birbirlerinden ayıramam” diyor. “Ama buna rağmen sevediğim şiirlerden birisini sizlere okuyayım” dedikten sonra, ezberindeki şiiri teklemeden, sesinin zaman zaman çatallaşmasına bakmadan okuyor bize.

Bu günden beş asır ilerde olsam
Bir toplum içinde kendimi bulsam
Çağdaş uygarlıkta yerimi alsam
Görürdüm insanı insan içinde

Kendi iç dünyamda çırpınıp dursam
Yıllardan yıllara süzülüp geçsem
Otursam dostunan bir dolu içsem
Seyretsem dostumu bir can içinde

Geri kalmış milletleri gözlesem
Bu toprakta şehitleri özlesem
Her milleti bir damarda gizlesem
İlik de kemik de bir kan içinde

Dertliye ölürüm ot olup bitsem,
Dostun ocağında yanarak tütsem
Rüzgarla insanlık evine gitsem
Deseler Çırakman umman içinde

Şiirden sonra Çırakman’ın sazını, usta yorumcu İhsan Öztürk alıyor, Ozan’ın eski yeni eserlerinden çalıp, söylüyor. Küçük bir ara verildiğinde, duyduklarımız gönül telimizden birkaçını birden koparıyor. Hüseyin Çırakman, ekonomik sıkıntı nedeniyle, 3 sazından 2’sini satılığa çıkarmış olduğunu iletiyor bize.

Ayrılırken, evin çevresindeki daracık sokaklardan güçlükle çıkabiliyoruz. Tuhaf düşünceler geliyor aklıma,” Bir gün, dostları, Çırakman’a karşı son görevlerini yapmak istediklerinde, bu kargacık, burgacık sokaklardan geçerek evin yolunu nasıl bulamayacaklar?” diyorum içimden. İhsan Öztürk de konuşmuyor. Bir acı düğümlenmiş boüayimiya. Evden epeyce uzaklaştıktan sonra, İhsan Öztürk de aklından geçenleri söylüyor:

Hüseyin Çırakman hakka yürüdüğünde adına anma toplantıları, törenler düzenlenecek. Nutuklar atılacak.Yeni açılan parklardan birine belki de onun adı verilecek. Ancak, yaşamının bu son günlerinde, hasta yatağında ona bir dostluk ve yardım eli uzatamadıktan sonra neye yarar. Önemli olan, sanatçılarımıza sağlıklarında sahip çıkmaktır.”

İhsan Öztürk
‘ü de istediği yerde bıraktıktan sonra, kızım Elif’in yüzüne bakıyorum, onun da bakışları dalgın, hüzünlü. Yutkunarak bir şeyler konuşmaya çalışıyorum, olmuyor. Ses aygıtının düğmeleriyle oynayarak aradığım müziği buluyorum:

Arzu ederdiniz bir gün görmeye
Bugün bize hoş geldiniz erenler
Hakikat bağında güller dermeye
Bugün bize hoş geldiniz erenler.

FOTOĞTAF: Elif Ülker

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here