Ergenekon ve `bir bilen` muhbir…

Ergenekon girişimi veya teşebbüsünü, iddianame yayınlandıktan sonra sulandırmaya çalışanlara “peşin hükümlüler“ yaftasını vuranlar arasında yer aldım.

İddianameyi okumadılar ama küçümsediler.

İddianamenin uzunluğuna şaştılar.

Uzun sürede hazırlanmasını eleştirdiler.

Elma ile armutların toplandığını iddia ettiler.

Hatta ilk başlarda gözaltına alınanlardan birinin evinde bulunan av tüfeğini ön plana çıkaranlar oldu.

Daha ileri giden bir gazete ise irinok manşetiyle olayı şöyle duyurmuştu:

`Av tüfeği ile ihtilal yapacaklarmış…`

O kadar da değildi.

Ucuz ve kasıtlı manşetleri de gördük.


Nitekim beklemesini bilemeyenler, sabırsız davrananlar, hükümete kızanlar ve erkenciler topraklardan silahlar, bombalar, mermiler fışkırınca süt dökmüş kedilere döndüler.

Ne yani, yer altından top veya tank çıkacak değildi ya.


Ergenekon olayı bir çok yönden eleştirilebilir.

Bir çok yanlışı var.

Hatalar dizboyu.

Usul hataları çok.

Duruşmalarda ise çelişkili tablolar yaşanmıyor değil.


Tabii bütün bunları “Kadı kızında dahi olur” diyerek geçiştirmek mümkün değil.

En ideali, sıfır hata ile hukukun üstünlüğünün sağlanması.

Böyle olaylar her gün ortaya çıkmadı çin bazı noktalardaki hataları hoş görmek zorundayız.

Yüzyılda bir meydana gelen böyle bir gelişmeyi ahval-i adiyeden bir olaymış gibi şıpınişi çözmek mümkün değil.

Değil ama Kanada’dan her daim çelişkili biçimde konuşan birine neden ihtiyaç duyulur bunu anlamak mümkün değil.


Tuncay Güney’den bahsediyorum.

Her sabah yeni şeyler yumurtluyor.

Adam sanık değil.

Tanık değil.

Akıllı mı, tersi mi o hiç belli değil.

Her gün kuyuya yeni bir taş atıyor.

Adam devlet TV’sinde dört saat zırvalıyor.

Adamın sıfatı bile tartışmalı.

“Eski gazeteci”

Var mı böyle bir sıfat. Adam gazete ve tv’lere ajan olarak girmiş gibi. Gazeteci olduğunu belgeleyecek tek bir kimlik yok elinde. Ne devletin Basın Yayın Genel Müdürlüğü açıklama yapıyor, ne gazeteci  dernek ve cemiyetleri.

Adam her boyaya girmiş.

Ama “ eski gazeteci”likte karar kılmış.

Bence yeni gelişmeye kulak vermek lazım.


Tuncay Güney’i yıllar önce emniyette ilk sorgulayan ekibin başı, Organize Suçlar Şubesi Emniyet Amiri Ahmet İhtiyaroğlu ilginç bir talepte bulunmuş Ergenekon savcılarından.

Güney’in sorgusunu anlatmak için Ergenekon soruşturması yürüten İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na üç ay önce dilekçeyle başvurduğunu söyleyen İhtiyaroğlu, “Ancak, beni çağıran olmadı” demiş. İhtiyaroğlu, Güney’le ilgili de şöyle konuşmuş: “Sorguladığım 24 bin kişi arasında, her konuyu bilen tek kişi oydu. Nasıl eğittiler bilmiyorum.”
 


Buyrun burdan yakın…

Adam nöbetci muhbir.

Biz sadece geçmiş dönemlerde, yasaklı olduğu için adını yazmadan sözlerine yer vermek zorunda kaldığımız Demirel’I “Bir bilen” sanıyorduk.

Meğer ülkenin bir başka “bir bilen”i varmış.

Bu üstelik “zır” bilen.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

one × five =