Ergenekon’un yolu 12 Eylül’e çıkar

Ergenekon soruşturması Ümraniye’de bulunan bombalarla başladı, Susurlukla bir biçimde ilişki kuruldu, bölgedeki faili meçhul cinayetlere yöneldi. JİTEM kurucularından Albay Arif Doğan, İntihar eden JiİTEM’ci komutan Abdülkerim Kırca  ve Albay Levent Ersöz’e yönelimin, Savcının 1. Ateşkesin bozulmasına yol açan 33 askerin dosyasını ve Abdülkerim Kırca’nında içinde olduğu JİTEM dosyasını istemesinin anlamı bu. Gelişmenin bu yanı iyiye işaret. JİTEM Veli Küçük’ten ibaret değildi. Ardılı komutanlar var,tetikçi subaylar ve itirafçılar var ki bunlar devrenin altı. Birde bunun üstü generaller var. Mete Sayar’ lar, Hasan Kundakçılar var. Sistemin kuruluşu kaçınılmaz olarak Genel Kurmaya ve 12 Eylül’e gitmek zorunda.12 Eylül’e gidince, bölgede Kürt sorununa yeni boyut kazandıran koşulların suçluları ve güçlüleri , en başta Diyarbakır 5 nolu Cezaevinin vahşet koşullarının sorumluları soruşturulmak zorunda. Bir kez buraya varıldığında 12 Eylül öncesinde darbe ortamını yaratan asker ve  sivil  kadrolarla, 12 Eylülcülerin aynı  kadrolar olduğu görülecektir.

Şimdilerde 2000’ler süreci gündemde. Bu yıllarda darbe yapmaya kalkışanlar, bekledikleri  “yeşil ışığı” yakmayınca ABD’den “duygusal” olarak koptular. Demokratikleşmeden yana olan AB,  bunların yarattığı “korku cumhuriyeti”ne şu veya bu şekilde hep karşı oldu. Dolayısıyla bunlar AB’ye de karşı oldular. Bu onları AKP karşıtlığı üzerinden ABD ve AB karşıtlığına götürdü. ABD önünü açınca Ergenekon operasyonunun dış boyutu tamamlanmış oldu. Bu bağlamda elbette bu ABD ve AB eksenli, en azından onaylı bir operasyon.

Öte yandan darbecilerin yargılanmasıyla demokrasinin önünün açılması arasında bir ilişki hala kurulamadı. Kaotik bir ortam egemen. Yargılamaların sonuçları siyasi sistemin demokratikleşmesine yansımıyor.Katılımcı,çoğulcu,özgürlükçü demokrasi problemi olduğu gibi ortada duruyor. Kürt meselesi hakkında herhangi bir adım atılmıyor. Tek çözüm bölgede kürtlerin  AKP’ye oy verilmesi ve kırma bir Arabi/Türk islamcılıkla kürt meselinin bitirilmesi. Başta anayasa olmak üzere, 12 Eylül rejiminin temel kurumları duruyor. Kendisini henüz 12 Eylül cunta rejiminin etkilerinden, cunta anayasası ve yasalarının   kısıtlamalarından kurtaramamış olan toplum, yürürlükteki askeri vesayet rejimi üzerinde hak iddia eden  güçler arasında taraf olmaya çağırılıyor. Sahi bu nasıl olacak,  toplumun  özgür iradesi nasıl ortaya çıkacak? Böyle çıkmayacak! Çünkü aşağıdan toplumsal mücadelenin etkisiyle  ortaya çıkan bir yargılama süreci yaşanmıyor : kavga  “üstten” sürüyor, buna koşut toplumsal desteği olmayan bir kavga bu!

Bir de bu Ergenekon soruşturmasından rahatsız olanlar ‘hukuka ve kişi haklarına’ sarıldılar. Elbette sarılsınlar,haklarıdır. Ama hiç akıllarına gelmedi bir gün hukukun kendilerine de lazım olacağını.Şimdi Ergenekon’dan kaçmak için kullanıyorlar hukuku. Onca gözaltı, işkence, yargısız infaz varken seslerini çıkarmayanlar, hatta destekleyenler, bugün ‘hukuk hukuk’ diye ortada bağıra bağıra dolaşıyorlar. AKP ise kafa kol yararak ilerliyor. Tüm devlet erkanı böyle yapıyordu,o da yapıyor. O da bir gün hukukun kendisine  lazım olacağını görmüyor. Tarih,güçle hakkaniyet arasında ilişki kuramayanların, onun göreceli halini anlayamayanların  trajik sonlarıyla doludur.

Hukuka uygun bir süreç olmazsa,güçsüz ve arkası olmayanların göz altına alındığı,sorgulandığı,yargılandığı,devlet içinde kollanan ve korunanlara dokunulmayan bir süreç olur. AKP’nin kendi varlığını ve iktidarını korumak,devlete daha çok hakim olmak için başlattığı bu süreci adalet için, Türkiye’yi çetelerin karanlığından temizlemek için zorunlu bir sürece dönüştürmek zorundayız. Şu an ikili kıskaç ve güç mücadelesi var: Sürecin nereye varacağı belirsiz.Oysa bunun yolu belli: Ergenekon la başlayan,Susurluğa giden,Susurluktan 12 Eylül’e ve öncesine giden bir yol haritası çok belirgin.Ne var ki AKP ve Ordu buna engel. Belki de bugün ‘Bir numara’nın henüz ortaya çıkmamasının en büyük nedeni bu. Mesela ne tesadüftür ki dünkü duruşmada Doğu Perinçek ‘1 numara Kıvrıkoğlu’dur’ diye açıkladığı saatlerde, Kıvrıkoğlu Genel Kurmay Başkanı Başbuğ’u ziyaret ediyordu. Gerekçesi de ‘göreve başlamasını kutlama’ymış. Genel Kurmay Başkanı 30 Ağustos’ta göreve başladı. Beş ayda ancak mı vardı eski makamına Kıvrıkoğlu?

Ergenekon’dan Susurluk’a geçiliyor madem,teğet geçmemesine katkı  için, eski Başbakan Mesut Yılmaz’a kulak verelim: “Bu sürecin siyasi bir kararı vardır,ben dahil,bu dönemin tüm Başbakanları soruşturulmalıdır.”

__________

* 78’liler Girişimi Sözcüsü

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here