Erkeğin dönüşümü projesi

Kadın-erkek temelinde gelişen cinsel sömürü gün geçtikçe hız kazanmakta ve toplumlarda derin ahlaki çöküntülere yol açmaktadır. Bu sömürü biçiminden söz edildiğinde eskiden kadın akla gelirken şimdilerde fazlasıyla erkek kavramı ön plana çıkmaktadır. Bu bağlamda erkek cinselliğini kendi kuralları ve araçlarıyla sömüren ve bu temelde biçimlendiren/biçimsizleştiren bir zihniyet ortaya çıktı. Nitekim Türk erkeğini biçimlendirme projesi bu gerçeklik temelinde epeyce yol kat etti diyebiliriz. Gelinen noktada, namusuna toz kondurmayan, delikanlılık için yaşayan ve erkekliği için ölümü bile göze alan bir toplum yapısı popüler kültürün de etkisiyle hızlı bir dönüşüme uğratılıyor.


 Dolayısıyla “erkeklik” kavramına sıkı sıkıya bağlı bir toplumda Türk erkeği hızlı bir dönüşüm süreci yaşamaktadır. Tamda bu noktada popüler kültür, eşik bekçilerini veya medyanın deyişiyle “idolleri” devreye sokup onlara kadınımsı özelliklerin fazlasıyla yansıtıldığı çıplak pozlar verdirmektedir. Emre Altuğ, Mahsun Kırmızıgül, M. Ali Erbil, Beyaz, Tarkan, Özcan Deniz ve daha birçok idolün verdiği çıplak pozlar bu anlamda popüler kültürün zaferi olarak değerlendirilmelidir.


Buradan hareketle soyunmayana ekmek yok söylemi topluma empoze edilerek, özellikle genç kesim içten içe sömürülmektedir. Mertliği, kıskançlığı ve en önemlisi de namus anlayışıyla kendine has özellikler taşıyan geleneksel Türk erkek modeli, gelinen noktada kadınımsı özellikler kazandırılarak pazarlama stratejisine malzeme edilmektedir.


Bir zamanların “bıyıksız erkeğe selam verilmez” ve “erkeğin şanı bıyığındadır” söylemleri şimdilerde “bıyıklılar krodur” söylemine dönüştü(rüldü). Çıplak pozlarından sonra farklı dizilerde oynama şansı bulan ve bu süreçle birlikte entelektüel olma çabalarını arttırarak adeta kro sıfatından sıyrılmaya çalışan Özcan Deniz, bir röportajında mevcut durumu şu cümlelerle ifade ediyor; “tek başıma çalışmıyorum, profesyonel bir ekibim var ve beni onlar yönlendiriyor. Şuanda da zirvedeyim. Bu tür konularda profesyonellik ne gerektiriyorsa o yapılır”.Bu açıklama başlı başına mevcut sömürünün geldiği noktayı çarpıcı bir şekilde yansıtmaktadır. Ülkemiz bağlamında genelde gençliğin özelde ise erkek modelinin dönüşümü beraberinde pek çok kavramı ve sıfatı da gündeme getirmiştir.


Bu bağlamda son günlerde metropollerdeki değişim rüzgarına ayak uyduran burjuva erkek modeli “metro-seksüel” sıfatıyla nitelendirilirken, onun tüketim kalıplarını taklit eden taşra gençliği de “getto-seksüel” sıfatıyla onu takip etmektedir. Ayrıca manikür-pedikür gibi kadına özgü faaliyetler ve malzemeler artık erkek cephesinde de tüketilmekte ve kullanımı hızla yayılmaktadır.


 Burada erkeğin bakımını eleştirmek niyetinde değilim. Kaldı ki bakım ve biçimlendirme/biçimsizleştirme kavramları çok farlı kavramlardır. Asıl dikkat çekmek istediğim nokta cinsellik ekonomisi adı altında “erkek” denen toplumsal öznenin hızla tüketilmesidir. Tamda bu noktada erkeklerin, yarışma programlarında oyuncağı elinden alınmış bebekler gibi ağlamalarını ve Memed Ali Beeeey! tarzındaki yalvarışlarını da popüler kültürün dönüşüm projesindeki başarısı olarak değerlendirmek mümkündür.


Sonuç olarak yukarıda çizilen çerçevede, elbette ki sadece Türkiye yer almamakta ve çerçeve kapitalizmin el attığı her düzlemde fazlasıyla genişlemektedir. Kaldı ki, küresel kapitalizmin yegane amacı olan, maksimum kar, gündemine aldığı her türlü toplumsal özneyi, kendi mantığı doğrultusunda biçimlendirerek/biçimsizleştirerek nesneleştirmektedir. Gelinen noktada “erkek” öznesi işte tamda böylesi bir biçimlendirme/dönüştürme sürecinden geçmektedir.


dozyakisir@gmail.com

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

6 + eight =