Eski kadastro müdürünün yağma isyanı!

PAYLAŞ

KARAKULAK’A VURGU YAPTI

Antalya-Finike’deki Akçay deresi üzerinde kurulması düşünülen HES ( Hidro Elektrik Santralı) ve su lama suyu projesi üzerine yöre köylüleri Gökbüklüler direnişe geçerek bu projelere karşı çıkmaya başladıkları yönündeki haberimiz üzerinebir açıklama yapan Eski Tapu ve Kadastro Genel Müdür Yardımcısı Orhan Özkaya, Gökbük çevresinin anıt ağaçlar ve endemik bitki örtüsü bakımından yörenin bölgenin önemli bir alanı olduğunu ifade etti.

Gökbük’te iki adet HES yapılması için etüd çalışmaları yapıldığını vurgulayan Özkaya, Gökbük köylülerinin, araştırmanın çevre ve doğal doku dikkate alınarak yapılması yönündeki” yönündeki uyarılarının dikkate alınması gerektiğini söyledi.

Köylülerin son zamanlarda vadide sıklıkla nesli tehlikede olan ‘karakulak’ gördüklerini yönündeki haberlere atıfta bulunan Özkaya, “ilk kez Atlas Dergisi’nde yayınlayarak karakulak’ı gündeme getiren ve 2002 yılında Antalya Termossos’da görüntülemeyi başaran fotoğraf sanatçısı Ali Murat Atay’da bir anlamda bu canlının bölgede yaşadığı gerçeğini vurgulamaktadır. Termossos yakınlarındaki küçük bir dere yatağında kayalıklardan geçerken, fotoğraf makinesinin deklanşörüne bağladıkları misinaya takılan karakulak’ın çok sayıda görüntüsünü çekmeyi başardıklarını ayrıca bu bölgede varlığının uzun yıllardan beri bilindiğini ve ilk kez Atlas dergisinde 2002 yılında yer verildiğini açıklamalarına ekliyor” ifadelerine yer verdi.

Gökbük’teki HES endişesini ve karakulak’ın bölgedeki yaşadığına dair köylülerin tanıklıklarını geçtiğimiz hafta yaptığımız haberle duyurmuştuk.

HALKA KARŞI NEO-LİBERALİZME İTAAT

Gökbük kanyonunun yerli yabancı turistlerin vazgeçilmez uğrak yerlerinden birisi olduğunu dile getiren Özkaya, “bu kadar güzel bir cennet köşesini sadece elektrik üretimini ve bu üretim merkezlerini 22-49 yıllığına yerli ve yabancı kartellere pazarlamaya çalışmak ve bu uygulamalara halkı hiç dahil etmemek, onların görüşlerine değer vermemek olacak şey değil. Gerçek bir demokrasi halkın sözünün değer taşıdığı, görüşlerinin egemen olduğu, kendi kararlarını yine kendisinin alabildiği bir sistem. Sadece yönetim mekanizmasındakilerin doğruyu bilmeleri olanaklı olamaz. Böyle bir dayatma kabul edilemez ve mutlak bir bağlılıkla, halka karşın yürütülmeye çalışılan ‘neo-liberal’ ekonomik kurallara körü körüne itaat anlamı taşır. İşte bu nedenle halkın dayatmalara karşı direnci artarak, bilinci yükselerek, tepkisi ise süreklilik kazanarak devam ediyor” dedi.

TÜKENİŞİN SEYDEDİLMESİNE İNSAN KATLANAMIYOR!

Ülkenin bütün doğal kaynaklarının yerli ve yabancı maden şirketlerinin yağma alanına dönüştürülerek bu alanların çok yıldızlı oteller, villâlar ve elit kooperatif kuruluşlarına terk edildiğini söyleyen Özkaya, son yıllarda moda haline gelen rezidansların da bu yağmaya katılmalarının yürekleri yaktığının altını çizdi.

Ülkenin elde kalan son cennet köşelerine halkın ve köylülerin sahip çıkma bilincinin bütün olumsuzluklara karşı teselli verici olduğunu söyleyen Özkaya, “insan, her alandan kuşatılmış olan yurdun, büyük bir rant sömürüsü altında tükenişinin seyredilmesine katlanamıyor. Yıkım kendi alanına gelince ayılmanın olumsuzluğunun da bir gün mutlaka aşılacağını duyumsamak istiyor. Belki bazı gerçekler bunu da hızlandıracak. Tıpkı Tekel direnişinde yaşananlar gibi. Şu anda HES’lerle yaşananlar halkımızın henüz bilinç gündemine düşmüş değil. Ancak bu demek değil ki, bilincin gecikmesi söz konusu olacak. Mutlaka bu da aşılarak Kaz Dağları ve Turgutlu-Çaldağı orman katliamı, Bergama-Ovacık altın madeni tahribatı, Sinop ve Mersin’de nükleer santral dayatması, Fırtına Deresi ve Yuvarlak Çay’daki HES inadı, yükselen bilinci ve direnci arttırmakta. Yakın bir gelecekte halkın gündemine hızla düşmesi ise kaçınılmaz” şeklinde konuştu.

İSTANBULLU DA KÖYLÜLER GİBİ DİRENMELİ!

İstanbul’un akciğerleri sayılan Belgrat Ormanı, Çamlıca ve Sarıyer Tepeleri, Beykoz Ormanları, Terkos ve Ömerli Su Havzaları, Ayamama, Kâğıthane, Göksu Dereleri gibi daha birçok güzelliğin halkın yaşamından sessizce koparıldığını anımsatan Özkaya, Okmeydanı, halkın Taksim Koruluğu gibi son soluklanma alanlarının AVM’ye dönüşmesine izin vermemesi gerektiğinin altını çizerek, “HES uygulamalarına karşı birleşerek sesini yükselten köylülerimiz gibi birlikte direnmeli, çevre katliamına geçit vermemeli” diye konuştu.

Özelleştirmeler karşısındaki eleştirel tutumuyla bilinen Özkaya’nın bu yönde yayınlanmış pek çok kitabı bulunuyor.

CEVAP VER