Etnik televizyonlar

Etnik televizyonlar

0
PAYLAŞ

Etnik kelimesi uydurma bir kelimedir ama iki de bir karşımıza çıkar, bizlerde o kelimeye anlamlar yükleriz. Fakat genel olarak; Genetik, inanç ve dil farklılıklarını gözeterek insanları gruplandırmaktır. Bu tanımı dikkate alarak yorum yazacağım.

Etnik kimlikler içinde alevi inancıda yer alır, çünkü bir farklılığı gözeterek gruplandırma yapılır. Alevi inancı içinde; Arap, Kürt ve Türk etnik kimlikleri de bulunmaktadır. Alevi sorunu dendin mi, bu etnik kimlikler ile iç içe bir ilişkiden söz edilir ve ne nerede ayrım yapılır, zorlaşır. Fakat, sadece alevi etnik kimliği baz alınarak ve diğerleri göz ardı edilerek yapılan toplantılara şahit olmaktayız. Sorunlar bir şekilde gruplaştırılarak, olan soruna çözüm yolları aranmaktadır.

Etnik kimliklerin öne çıkması, yasaklar ile ortaya çıkmıştır. Yasaklar olmadan öncede sorunlar ortada durmaktaydı ama tanımlanamamıştı. Şimdi tanımlanma ihtiyacı duyulan bir konuma gelinmiştir. Alevi inancının tanımı nedir? Bu konuda belki yüzlerce tanım duyabilirsiniz, fakat genel ve üstten bakıldığında Ali yolunda giden denmektedir. Peki, ‘Ali Yolu’ derken özne olan Ali kim? Bu soruya yanıt verilmeden tanımlanmaya devam edilir, sorun Mevlana’nın mesnevide yazılan karanlık bir odada fil tanımı gibi görünüme dönüşür!

Etnik kimliğin öne çıkması ve o kimliklere ait olduğunu düşünenlerin bir araya gelmesi ile medya alanında da bir değişim süreci yaşanmıştır. Önceleri yazılı basın içinde var olanlar, teknolojinin ucuzlaması ile birlikte diğer alanlarda da kendilerine bir alan yaratmışlardır. Kürtler bu konuda önceliği kimseye kaptırmamıştır, onların izinden diğer kimliklerde kendilerini ifade etmek için o yolları denemişlerdir. Etnik kimliği öne alan yayınlar son dönemlerde resmi yayınların dışında kendilerine yaşam alanları yaratma mücadelesini en zor koşullarda yerine getirmeye çalışmaktalar. Kürt sorunu evrenselleştikçe resmi makamlarda kendilerinde çözüm yoları açmışlardır. Bu açılımın resmi görünümü resmi bir Kürt kanalının açılması ve devşirme Kürtleri oraya kanalize etmeleri ile olmuştur. Resmi kanallarda özgün isteklerini dillendirme yerine, otantik ve eğlence boyutu öne alınmış yayınlar yapılmaktadır. Bir anlamda lay lay lom! Kürt kültürüne katkısı bu aşamada ne kadardır bilinmez! Lay lay lomda gereklidir elbette, fakat önemli bir adımdır göreceli olarak.

Kürtlerin dışında başka bir sorun daha ortada durmaktadır, alevi sorunu! Alevilerde doğal olarak kendi medyalarını yaratacaktır. Ki yaratılarda. İlk olarak yurtdışında yayın hayatına başlayan ve daha sonra esas yurduna gelen kanallar bu alanda kendisinden söz ettirmiştir. Su TV ilk olarak logosunda Pir Sultan Abdal’ı kullanmış olmasına rağmen, şimdi sadece su sembolüne dönmüş durumdadır. Bu görsel olarak ve dışarıdan izleyen biri olarak bende yarattığı yorum, etnik kimlik ile yaşamak zor, onun yerine genel kalanların yoluna dönmektir. Su TV içinde yaşanan parçalanma bir çok kanalın hayat bulmasını sağladı. Bu parçalanmada öne çıkan bir kanal olmuştur. AABF (Avrupa Alevi Bektaşi Federasyonu) binasının altında kurulan YOL TV. Yurtdışında Alevi örgütlenmesini arkasına alan bu kanal, diğerlerinden farklı biz çizgi izleyecektir. Diğerleri ise kendi kanallarından etnik kimliğe vurgu yapılmasına rağmen, zaman içinde daha geniş ve sol ve sağ kesime seslenmeye başlamıştır. Çünkü alevi etnik kimliği içinde sağcısı da vardır, solcusu da. Katili de vardır, mazlumu da.

Cem TV İstanbul’da kurulmuş ve adı Aleviliği anımsatan ama açılımı Alevilik ile alakası olmayan bir isimdir. (CEM = Cumhuriyetçi Eğitim Vakfı) Fakat daha ılımlı ve İslam çerçevesi içinde oturtan Aleviliği savunur konumdadır. Devlet nezdinde tanınmak ve orada yer edinmek bu vakıf için daha önemlidir ve duruşunda hiçbir sapma göstermeden yoluna devam etmektedir. Bir çok açılımı tartışma yaratmış olmasına rağmen, bildiği yolda gitmektedir ve ilk Türkiye’de yayın yapan alevi kanalı olarak göze çarpar.

Alevi kanalları başlangıçta sadece türkü yayınlar. Türkülerin kliplerini yayınladıkları için türkü kanalı olarak tanımlanmışlardır. Fakat bu türkü kanalı içinde alevi olmayan TVT kalanlını da görmezden gelemeyiz, o kanalıda bir çok alevi seyretmiştir, özlem giderir gibi.

Su TV’den ayrılıp YOL TV kuranların dışında DEM TV, Düzgün TV (daha sonra DTV adını alacaktır.) ve Kanal 12 ile yola devam edilmektedir. DTV bugün yayın yapmamaktadır.

Bugün kendisine alevi kanalı olarak adlandıran benim bildiğim iki kanal vardır, YOL TV ve CEM TV. Bunun dışındakiler daha çok demokrasi ve insan hakları gibi konular ve halkların kardeşliği vurgusu yapmaktadır. Alevilik kimliği altında, bir çok etnik kimliğin olmasının getirmiş olduğu, doğal olarak bir bakış açısı farklılıkları da görmek mümkündür. Fakat, her birinin ortak bir sorunu vardır. Çalışanlarına, yani emek dostu olan bu kanallar emeklerin haklarını ödeyemiyorlar, zaman zaman basında da bu konuda haberler almıştır. Emek mücadelesi yapan veya yaptığını söyleyen bu kanallar emeğin en rahat savrulduğu ve düzenin olmadığı görülmektedir. Planlama yapamayan, yaptığını ekonomik kullanamayan bir savurganlık olduğu gibi durmaktadır. Başlangıçta sadece klip yayınlayan bu kanallar izleyici kaybetmiştir. Bugün alevi olduğunu söyleyen kaç kişi bu kanlarla bakmaktadır?

Bu kanalların içinde sözlerin tutulmaması ki ben buna yalancılık demekteyim, ne kadar Alevilik ile bağdaşmaktadır? Alevi inancı; eline, diline ve beline sahip ol demiş ama bu kanallarda çalışanların emeklerini çalanların ne kadar alevi oldukları tartışmalı konuma düşmüştür. Çünkü bugüne kadar çalışanın parasını vermeyen, kanalı yaşatmak için klüp (Clup) kuranlar ve bu kulüpler aracılığı ile para toplamalar, bu paraların nerelere harcandığını kanaldan yansıtmayanlar, bu kanallar içinde mevcuttur. Para yatıranların ve üyelerin isimleri alt alta geçmektedir, teşvik edilmektedir ama toplananlar ile yapıldığı söylenenler arasında bir boşluk vardır. Bu boşluk nasıl açıklanacaktır?

Deniz Feneri davası biliyoruz ki gündeme Almanya’dan düşmüştür. Almanya’daki ilişkiler ve paranın aktarılması ve aktarılan yerde neler yapıldığı hala mahkeme önünde durmaktadır. Bu Deniz Feneri davası görünen bir yüzdür, görünmeyen yüzlerde neler gizlidir?

Bu soruyu düşünürken, alevi kanalları için yapılanları düşündüğümüzde elbette küçük boyutlu ve karikatürize halini görürüz. Alevilerin bütçeleri ve dünyaya bakışları o kadar geniş ve derin değildir. Dar bakış açısı ile ve birbirleri ile uğraşmaktan hiçbir zaman gerçek anlamda hedeflerine odaklanamamışlarıdır. Küçük paralar için gelecek hedeflerinden rahat sapmaktalar ve o sapma içinde dahi yaptıklarının mantığını kurmak ile uğraşmaktalar. Savundukları ile yaptıkları arasında büyük uçurumlar oluşmaktadır.

Alevi etnik kimliği neyi savunur? Alevi kanalları ne yapar? Yaptıkları ile ekrandan yansıyanlar arasında oluşan büyük boşluğa nasıl bir teori uydurmaktalar? Çalışanların parasını bile vermekten aciz olanlar, nasıl bir gelecek için hükümetten sandalye istemekteler? Dürüst olmak, mert olmak gibi kavramlar bu alevi kanalları için ne anlam ifade etmektedir? Küçük çıkarlar için atılacak adımların önüne engel koymak ne anlama gelmektedir? Sorular zaman içinde çoğalmaya devam edecektir, çünkü hala çalışanın maaşını veremeyen, hala vereceği parayı veremden, sessiz durmayı seçenler, gönderilen mesajlara cevap vermeyenler için alevi demek ve alevi kanalı yayını yapıyor demek ne kadar doğrudur? Aleviler elbette bunu görüyor ve kendilerince yorumluyorlardır. Yalancıların alevi kanalı yönetmesi doğru mudur?

Alevi kanalları içinde olanlara bakmaya devam edeceğiz, çünkü olduğun gibi görün desturu henüz tarih sayfasına gömülmemiştir. Onların bize yansıyan görüntüleri zaman içinde daha berrak bir şekilde kamuya yansımaya devam edecektir.

http://www.cemoezkan.de
http://cemoezkan.blogcu.com

BİR CEVAP BIRAK