EURO kalmamış! VISION tamam!

Gittim, olayı yakından gördüm, bizzat yaşadım ve işte yazıyorum.


Bu şarkı yarışmasının politik kaygılarla puanlandırıldığı ilk katıldığımız yıllardan beri bilinmiyor mu Allahınızı severseniz? Bunu kutuplardaki penguenler ve foklar bile ezberledi. Biz her zaman -Opera hariç- büyük iddialarla ve “en güzel şarkı bizim” nidalarıyla –kuzguna yavrusu misali- mehter marşıyla gidip İzmir marşıyla döndük yaban ellerden. 


Sanıyorum ilk olarak benim de katıldığım 1997 senesinde televote sistemi getirildi ve sonuçta Sertab’dan sonraki en iyi derece olan 3.lük hala Dinle’nin tekelinde…


Evet İngilizce mi söyleyelim Türkçe mi tartışmasında ben Türkçe söz yazarı olarak ne yazık ki İngilizce katılmayı tasvip edenleri temsil ediyorum… (Bu arada birçok sunucu, -Beyazıt Öztürk dahil- hala “erevizyon” diye telaffuz ediyor. Doğrusu “örovizyon” olmalı)Tabii Dublin’de yanıma gelip benden söz yazarı olarak imza alan ve Dinle’yi bana aksansız Türkçe olarak ezbere söyleyen İrlandalı gençleri tenzih ediyorum. O günkü şaşkınlığım hala üzerimdedir yani. Hatırladıkça gözlerimim yaşarmasına engel olamıyorum…


Avrupa’da -dünyada değil tabii ki, bu Avrupa Yayın Birliği’nin yarışmasıdır- bu yarışmanın özel lobileri var. Herkes birbirini tanıyor. Şarkıcılar ve besteciler değişiyor ama tv temsilcileri ve yöneticileri hep aynı. Özel fan grupları var, özveriyle ülke tanıtımına katkıda bulunan, bu işleri parasız yapan gönüllü neferler…


Bu iş tabii ki siyasi. Olay anahatlarıyla, ülke tanıtımını sağlamak, ürünü en iyi şekilde pazarlamak. Orası bir şarkı yarışmasından öte bir “şarkı fuarı” görünümünde. Herkes şarkısını en iyi şekilde ambalajlamak durumunda. Hem kendi geleceği ve Avrupa’ya açılımı, hem de ülkesi için…


Görücüye çıkıyorsunuz bir anlamda. Bir gecelik serüven değil bu. Eskiden TRT, musluklarını kısmen açar ve bu sunum için çaba sarfederken, şimdi görüyorum ki kaynaklar akıtılıyor… Bu Sertab Erener’le başladı, Kenan’la en üst seviyeye taşındı. Olması ve yapılması gereken de buydu zaten. Bizim gittiğimiz sene ise musluk henüz damla damla akıyordu. 


Bir yarışma bu kadar ciddiye alınmalı mıdır? Kazanamayınca komşu ülkeler suçlanmalı mıdır? Dördüncülük kötü bir derece midir? Bütün bu soruların yanıtları bence hayır olarak verilebilir. Avrupa’da yaşayan vatandaşlarımızın katkıları büyüktür. Canla başla uğraşmaktadırlar. 


Peki sonuca bakalım:


Bu bir VISION meselesi midir? 


Eveeeeeet…


Ülkeye EURO getirecek midir?


Hayııııır… 
 
 
mehtapgoral@gmail.com


 


 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.