Şeytana bak!

Şeytana bak!

0
PAYLAŞ

Son zamanlarda yoğunlaşmış olan ve özellikle siyasetin temel aktörlerinin sorumsuz, şımarık, hadlerini aşan tavır, davranış ve söylemleri karşısında suskun kalmanın doğru olmadığını düşünüyorum. Rum-Yunan ikilisinin şeytanca planlarına alet olarak Kıbrıs Türklerini Anavatanları ile karşı karşıya getirme çabalarını asla doğru bulmadığım gibi, çok da tehlikeli buluyorum.

Özellikle bazı siyasi partiler, sendikalar ve kendilerine sivil toplum örgütü süsü vermiş dıştan nemalanan örgütler; “üzüm yemek yerine bağcı dövmek” atasözünü doğrularcasına, Türkiye aleyhine sorumsuz, tutarsız ve haksız söylemlerde bulunmaya başladılar. Bu kesimlerin eskiden beri Türkiye düşmanlığı yapan marjinal kesimlerini hiç ciddiye almıyorum. Ancak, bugüne kadar Anavatan söylemleriyle siyaset yapan, Türkiye Cumhuriyeti ile ilişkilerimiz konusunda akıllıca politikalar üreten, Türkiye Cumhuriyeti’ne karşı akılsızca söylemlerde bulunmaktan özenle kaçınan bazı siyasi aktörlerin, bugün herşeyin sorumlusu olarak Türkiye Cumhuriyeti’ni göstermeye çalıştıkları görünce, -okuyucularımız kusura bakmasınlar- “Çüşşş” diyesim geliyor.

CTP-DP ve CTP-ÖRP hükümetleri zamanında ülkeyi yönetmiş olan, küresel ekonomik krizin ülke ekonomisine yansıması sürecinde hemen hiçbir önlem almayan, Türkiye’nin sınırsız yardımları ve bütçe açığı kapama konusundaki doğrudan desteklerinin artmasına rağmen ülke ekonomisini beceriksizlikleri ve duyarsızlıklarıyla batağa sürüklemiş geçmiş hükümetlerin ekonomi kurmayları ve sorumluları, bugün meydanlarda “utanmazca” hesap sorma cesareti gösterebiliyorlar.

Başta KTHY olmak üzere, DAÜ gibi güzide kurumları partizanca ve beceriksiz yönetimleriyle batağa sürükleyen geçmiş hükümetlerin ortağı siyasi aktörler, ülkenin ekonomik krizden çıkması için önüne bir ekonomik program konulunca kaçmayı ve erken seçimle Türkiye’ye karşı rest çekmeyi tercih etmişlerdi. Sonuçta, ülke yönetimi bu sorumsuz-becerikszilerin elinden halk oyu ile alındı. Halkımızın ve Türkiye’nin sağduyulu kesimlerinin güvenini kaybeden geçmiş hükümet ortakları ve onların koltuk değnekleri, bugün sendikaları kullanarak hem muhalefet yapmaya hem de muhalefeti Türkiye karşıtlığına sürüklemeye çalışıyorlar. Bu şeytanca tutum karşısında birilerinin “Çüşşşş” demesinin vakti gelip geçerken, sessiz çoğunluğun sesi olacak bir aydın grubu olmadığını görmek de işin diğer bir traji-komik yönüdür.

Ülkeyi çiftlik gibi yöneteceksin, ekonomiyi batağa saplayacaksın, KTHY’yi THY’den ayırıp batma noktasına getireceksin, kar eden bir kurum olarak aldığın DAÜ’yü batık halde devredeceksin, sonra da ülke yönetme sorumluluğundan kaçıp erken seçim ile ülke yönetiminden kaçacaksın; bugün ise sorunları çözmeye çalışan hükümetin karşısına geçip Türkiye düşmanlığı yapan kesimler ile kol kola muhalefet edeceksin.

Geçen yıllarda “paranı da memurunu da al git” diyenlerle bugün kol kola aynı sloganlar eşliğinde eylem yapan muhaleet odakları, Rum-Yunan oyununa alet olduklarını unutmasınlar. Bilerek ya da bilmeyerek Türkiye karşıtlığı yapanlar, Kıbrıs Türklerinin çıkarlarına karşı hareket ettiklerini unutmasınlar.

Türkiye düşmanlığı korosunda eskiden beri gördüğümüz marjinal kesimleri ciddiye bile almıyorum. Ancak, düne kadar Anavatan bizi destekliyor diye miting meydanlarında nutuk atan bazı eski iktidar artıkları ile bazı eski devlet adamları hayranlarını bu koroda görmenin şaşkınlığını yaşamıyor değilim. Ayrıca, geçmişte Anavatan söylemleri ile politika yapan, babaları ve aileleri bu topraklar için çok şey yapmış olan, Rum-Yunan oyunlarının farkında olan bazı dostlarımızı da bu noktada uyarmak istiyorum.

Türkiye-KKTC işbirliğini ve kardeşliğini bozmak, Rum-Yunan’ın en büyük idealidir ve en şeytanca planlarından birisidir. Bu oyuna düşmeyelim istiyorum ve düşenleri de samimi biçimde uyarmak istiyorum. Ülkeyi doğru düzgün yönetemeyen geçmiş iktidarların hatalarını Türkiye Cumhuriyeti’ne yükleyemeyiz ve Türkiye olmadan Kıbrıs adasında Türk varlığını asla koruyamayız. Bu gerçekleri unutmayalım. Şeytanca planlara karşı uyanık olalım.

BİR CEVAP BIRAK