‘İfade özgürlüğü saldırı altında’

İnsan Hakları Derneği’nin 2012 raporunda, topluma yönelik baskının istikrarlı şekilde devam ettiğine dikkat çekildi.

“Toplum yargı baskısıyla susturulmak isteniyor” denilen raporda, yasadışı örgüt propagandası yapma iddiasıyla yaklaşık 11 bin, terör örgütü üyeliği suçlamasıyla 8 bin, Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Yasası’na muhalefet etmekten dolayı da 13 bin kişiye dava açıldığı belirtildi.

2 bin 571 kişiye ise işkence yapıldı. Uluslararası Af Örgütü’nün raporunda da ifade özgürlüğünün saldırı altında olduğu, terörle mücadele yasalarının keyfi kullanımının arttığı vurgulandı.

Uluslararası Af Örgütü’nün son raporunda “Türkiye’de ifade özgürlüğünün saldırı altında olduğu” ileri sürüldü. Rapora göre son yıllarda görülen en olumsuz gelişme, siyasi konuşmalar, eleştirel yazılar, gösterilere katılım ve yasal siyasi grup ve örgütle bağlantı da içlerinde olmak üzere tüm meşru eylemleri kovuşturmak için terörle mücadele yasalarının keyfi kullanımındaki artış oldu.

Raporda, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ndeki (AİHM) davaların yüzde 11’ini Türkiye hakkındaki yargılamaların oluşturduğu, bu itibarla Türkiye’nin 47 üye ülke arasında Rusya’dan sonra ikinci sırada geldiği de vurgulandı.

Gerçekleştirilen bir dizi yargı reformu paketinin gereken temel değişiklikleri gerçekleştirmekte başarılı olamadığının vurgulandığı raporda, en son kabul edilen yargı paketinin “yargısal suiistimale olanak veren” yasalardaki suç tanımlarını gerektiği gibi değiştiremediği de kaydedildi.

Tehdit altında

Raporun hazırlanması aşamasında incelenen yargılamaların, Türkiye’nin taraf olduğu sözleşmelerin koruması altındaki diğer insan haklarını da tehdit ettiği ileri sürülerek “özellikle barışçıl protesto ve kayıtlı örgütlerle ilişki bağlamındaki fiillerden ötürü açılan adli kovuşturmalar, Uluslararası Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesi’nin (UMSHS) 21. ve 22. maddeleri ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) 11. maddesiyle düzenlenen barışçıl toplanma ve örgütlenme özgürlüğü haklarını ihlal edebilmektedir” denildi.

Yetkililerin ifade özgürlüğü hakkına yönelik yasal kısıtlamaları, yalnızca belirli siyasi görüşleri ifade eden kişilere yönelik olarak uygulaması halinde bu durumun kişilerin siyasi görüşleri nedeniyle ayrımcılığa uğramama hakkını da “ayrıca ihlal edebildiği”ne dikkat çekilen raporda “Örgüt, ifade özgürlüğü hakkını anayasal koruma altına alan anayasanın 26. maddesinin de uluslararası insan hakları standartlarıyla uyumluluğunu temin etmek üzere gözden geçirilmesini hükümet ve Meclis’ten talep etmektedir” denildi.

Raporda TCK’nın 301., 318., 125., 215. ve 216. maddeleriyle Terörle Mücadele Kanunu’nun 314., 220/6., 220/7., 7/2 ve 6/2. maddelerinin ifade özgürlüğünü tehdit ettiği vurgulanarak söz konusu maddelerin bazılarının iptali bir kısmının da yeniden düzenlenmesi çağrısında bulunuldu.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.