Faik Bulut: Kürtler aktif rol oynayamadı

Sykes Picot’nun bölgedeki tüm halkları etkilediğini söyleyen Gazeteci Yazar Faik Bulut, Kürtlerin Sykes-Picot döneminde aktif rol oynayamadığını dile getirdi. Bulut, Kürtler arasındaki birliğin önemli olduğunu ve Kürtlerin yereldeki ilerici dinamiklerle hareket etmesi gerektiğini ifade etti.

“HERKES ALTERNATİFİN KENDİSİ OLDUĞUNU SÖYLÜYOR”
Sykes-Picot anlaşmasının başta Kürtler olmak üzere bölgedeki bütün azınlıkları etkilediğini söyleyen Bulut, “Asuriler, Nesturiler, Dürziler gibi bölgedeki bütün azınlıklar hatta Arap ülkelerinin kendisinin bile kaderlerini olumsuz anlamda belirleyen bir anlaşma olmuştur. Yani bunları hiçe sayan, bölen, birbirine düşürmeye çalışan bir anlaşma olmuştur ama Kürtlere daha çok bir darbe indirmiştir çünkü Kürtler o coğrafyada 4 parçaya bölüştürülmüştür” dedi.

Sykes-Picot’ya dair Arap, Kürt ve Türkiye basınından çıkan farklı yorumlar olduğunu belirten Bulut, “Daha da önemlisi Arap basınında da hem ulusal hem de İslamcı çevrelerin yorumlarına baktığınızda herkes Sykes-Picot’nun artık çöktüğünü anlatılıyor ve fırsatın çıktığı yazılıyor ama herkes kendine göre yorumluyor. Özellikle IŞİD’in devlet kurma çabalarını, şiddet kullanma oraya buraya saldırma faaliyetlerine eylemlerine bir bakın, bunların hepsi IŞİD’in “Sykes-Picot’yu devireceğiz, “Bu sömürgeci bir politikanın eseriydi” dediğini ve bunun yerine bir ümmet devleti kuracaklarını söylediğini görürüz. Yani bütün Ortadoğu’da hâlâ Sykes-Picot’nun alternatifi budur düşüncesindeler. Mısır, Suriye, Filistin, Ürdün, Irak ve Kürdistan’ın çeşitli bölgelerdeki Müslüman Kardeşleri örgütleri de Sykes-Picot’nun bitmek üzere olduğunu, dolayısıyla bunu bir ümmet düşüncesiyle birleştirme ve alternatifin kendileri olduğunu iddia ederler” diye konuştu.

“SEVR’İN TANIDIĞI KÜRDİSTAN HARİTASI DOĞRU DEĞİL”
Türkiye’nin faal bir rol oynadığı için Neo-osmanlıcı bir mantıkla ‘Sykes-Picot bitmiştir; biz, bunun yerine kendi alternatifimizi kuracağız’ düşüncesinde olduğunu vurgulayan Bulut, şunları söyledi: “Kendi alternatifleri dedikleri şey, eski Osmanlı topraklarının yeniden birleştirip ihya edilmesi. Basında bir sürü makalede Sykes-Picot’nun bittiği söylenerek, Misak-ı Milli sınırlarını gündeme getirip ‘Bağdat’ın Filistin’in tapusu bizde; Suriye, Irak, Filistin, Kürtler bizden sorulur’ deniliyor.

İyice yakın döneme baktığımızda daha usturuplu şeyler söylüyorlar. Mesela, ‘Misak-ı Milli denilen durum zaten Sykes-Picot’un alternatifiydi ama o Misak-ı Milli şu anda Kemalistlerin belirttiği ya da karar aldığı Misak-ı Milli değil; Halep, Şam’dan başlayan Musul, Rakka, Kerkük’le devam eden bir Misak-ı Milli’dir’ diyorlar. Bu, Sykes- Picot’nun bitişi bu sefer bölgesel çapta olan bizim alt ölçekli dediğimiz devletlerde alt-emperyalist bir duygu, bir iştah yaratıyor. Yayılmacılık demiyorlar ama ‘Bizim sınırımız buradan başlamıyor; sınırımız Halep’ten, Kerkük’ten Musul’dan, Mavi Vatan’dan, Libya’dan başlar’ sözünü ediyorlar. Bu, aslında yayılmacı politikanın gerekçelendirilmesidir. Çünkü bunun sınırı yoktur, güvenlik sınırları bu sefer Ürdün’e, Suudi Arabistan’a, Fas’a, Tunus’a kadar uzanabilir. Böylece Sykes-Picot’nun bitmiş olması tezi, bu tür çevrelerin biraz da iştahı kabarmış oluyor.”

Bunun yanında mağdur ve mazlum olan halkların olduğunu ve bu halkların ellerinden alınan haklarına sahip çıkmak istediklerini söyleyen Bulut, “Bunların bir kısmı Kürtler bir kısmı da başka azınlıklardır. Ancak Kürtler, şunun farkında değiller; Sykes-Picot’tan hemen sonra Kürtlere verildiği ve de Kürtler tarafından çizildiği söylenen Kürdistan haritası -bunların hepsi Sevr’de tanınan kısmi haklar ki- bu Sykes-Picot’nun devamıdır. Ama burada bir eksiklik var. Çünkü Sevr’in tanıdığı Kürdistan haritası aslında kimi Kürt çevrelerinin hoşuna gidebilir ama doğru bir harita değildir. Sevr’e bakınız, ne diyor; mesela İran’daki ve Rojava’daki Kürt coğrafyası Sevr’de yoktur, Türkiye’deki Kürt coğrafyasında ise ancak 3/1’i-4/1’i vardır. Dolayısıyla bu sefer Sevr’i sanki çok olumluymuş gibi benimsemek de doğru anlam taşımıyor” ifadelerini kullandı.

“İLERİCİ HALK DİNAMİKLERİYLE HAREKET EDİLMELİ”
Kürtler açısından bakıldığında Sykes-Picot döneminde Kürtler arası birlik denilen şeyin çok hayati bir şey olduğunu aktaran Bulut, şu ifadeleri kullandı: “Çünkü geçmişte Kürtler arasında birlik olmadığı için çok fazla kaale almamışlar. Sadece ‘Bunlardan nasıl yararlanalım diye’ düşünülmüş. Fakat geçmişteki Sykes-Picot bağlantılı arşivlere baktığınızda ellerindeki tek gerekçe şu oluyor: ‘Kürtlerin bir siyasi temsilcisi yok ki biz de bunlara bir hak hukuk verelim?’ Dolayısıyla Kürt halkının, kişi olarak kimseden bahsetmesem de, bir birliğe ihtiyacı var. Bu birlik olmadan ne bölgesel ölçekli İran, Türkiye, Irak, Mısır, Suudi Arabistan gibi güçler ne de uluslararası ölçekteki Rusya, ABD ya da AB devletleri gibi devletler sizi kaale almazlar. İkincisi, Kürtler o dönemde aslında çok aktif rol oynamamışlar. Sykes-Picot döneminde siyaset sahnesinde aktif ve güçlü bir rol oynadıklarını sanmıyorum. Var gibi gözükse de değil ya da gidişatı etkileyecek ölçüde değildir. Dolayısıyla bugünün dünden farkı şudur: Kürtler siyaset sahnesinde varlar, kendi çaplarında fraksiyonlar olarak örgütlüler ama Kürtlerin daha geniş düşünüp bütün Kürt halkının mağduriyet coğrafyasında söz sahibi olacak, bunları derleyip toparlayacak ortak bir paydada buluşamamaları, hala büyük bir sorundur.”

Kürtlerin sadece kendilerini değil; o bölgede bu diğer nedenlerle mağdur olan ilerici halk dinamikleriyle hareket etmesi gerekeceğini ifade eden Bulut, “Geçmişe bakıyoruz Kürtler sadece gidip haklarını isterken, sadece kendilerine bir şeyler verilmesi için uğraşmışlar. Bir de özellikle bu bölgesel güçlerle iş birliği yapıldığı zaman onların niyetlerinin iyi okunmasında yarar var. Kürtler onu da yapamamışlar. Bugün de diplomaside doğru düzgün bir şey yapılmadığı görülüyor. Tipik örnek şudur; mesela bu Amasya, Sivas, Erzurum kongrelerine baktığımızda Kemalistlerle iş tutan belli Kürtler vardır ve oralarda verilen sözler vardır. Hem kültürel hem de ırki haklar verileceği yani ulusal haklar verileceği söylenmiştir. Ama bu hakların verilmeyeceğini çok önceden görülmesi lazımdı. Hakların verilmemesinin ötesinde Kemalistler, Kürtleri şöyle kandırmışlar: Sevr için görüşmelerde mesela Şerif Paşa bizi Kürtleri temsilen Paris’te bulunduğunda, Kemalistler Türkiye’deki birçok Kürt ağasının onayını alarak ‘Şerif Paşa, bizi temsil etmiyor’ diye telgraf çektirmişler oradaki yabancı müzakere heyetlerine. Bence kiminle müttefik olacağınız da önemlidir. Yani yerel dinamiklerle iş tuttuğunuzda onların gerçek amaç ve niyetlerine de bakmak lazım” diye konuştu. Cengiz Anıl BÖLÜKBAŞ / Evrensel Diyarbakır

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.