Fener Balat Ayvansaray Projesi’nde tarihi karar

Fener Balat Ayvansaray Projesi’nde tarihi karar

0
PAYLAŞ

FENER BALAT AYVANSARAY PROJESİNİN İPTALİNE İLİŞKİN YARGIDAN TARİHİ KARAR…

FEBAYDER olarak 5366 NOLU YASA KAPSAMINDA İSTANBUL 5.İDARE MAHKEMESİNDE AÇTIĞIMIZ FENER-BALAT-AYVANSARAY YENİLEME PROJESİNİN İPTALİNE DAİR YARGI KARARI NİHAYET SONUÇLANMIŞTIR…

BU TARİHİ KARARI 21 HAZİRAN PERŞEMBE SAAT 12.00’DE DERNEĞİMİZ FEBAYDER ÖNÜNDE YAPTIĞIMIZ BİR BASIN AÇIKLAMASI İLE BASINA, KAMUOYUNA VE FENER-BALAT-AYVANSARAY HALKINA AÇIKLAMIŞ BULUNUYORUZ. KARAR BÖLGE HALKINA VE ÜLKEMİZE HAYIRLI OLSUN…

Benim için aynı zamanda tarihi bir anı kayda geçmek anlamına gelen bu yazıma mahkeme süreci ve karar gerekçesi hakkında kısaca bilgi vererek başlamak istiyorum…

Biz davacıların taşınmazlarının bulunduğu alanları da kapsayan Yenileme Uygulama Projelerinin Hazırlanması ve Uygulanması işine ait Avan Projesinin onaylanmasına ilişkin Kültür Ve Turizm Bakanlığı İstanbul Yenileme Alanları Kültür Ve Tabiat Varlıları Koruma Bölge Kurulu kararının, bu kararın kabulüne ilişkin Fatih Belediye Meclisi’nin 09.12.2009 tarih ve 2009174 sayılı kararının ve eki avan projeleri ile istanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığının 14.01.2010 tarih ve TN:2473342 sayılı işleminin iptaili istemine dair açtığımız bu davanın gerekçeleri şunlardı: “taşınmazların 2863 sayılı yasa kapsamında kentsel sit alanı içerisinde kalması, bölgeye ilişkin koruma amaçlı imar planının olmamaması, projelerde kültür mirası niteliğinde bulunan tescilli yapıların da yıkımının öngörülmesi, kararın koruma yüksek kurulu kararlarına, şehircilik ilke ve kurallarına ve hukuka aykırı bulunması…

İstanbul 5 İdare Mahkemesinin bu konuda verdiği kararı gerekçelendirmesi ise şöyleydi:”Devletin üzerine düşen görevi yerine getirmesi gerektiği, dava konusu düzenlemede ise bölgenin tarihi dokusu dikkate alınmadan söz konusu alanda salt fiziki yapılardaki birtakım eskimiş, köhnemiş, terk edilmiş ya da plan hükümlerine aykırı eklentilere sahip yapılar dikkate alınarak tescilli ve mimari özelliği bulunan yapıların da kapsama dahil edilerek alanın tümünün sosyo-ekonomik ve mekansal bağlamda büyük bir çöküntü alanı ilan edildiği ve bölgede geçerli olan mahalle kültürü ile birkaç kuşak öncesinden bu yana süregelen ve birbirine yakın sosyal yapının varlığı ile mevcut kentsel dokunun rehabilitasyonu üzerine daha önceden gerçekleştirilen çalışmaların dikkate alınmadığı, bölgenin tarihi özelliğini bütünüyle değiştiren ve uygulama projesine esas teşkil edecek nitelikte olan avan projeyle ilgili yapılan teknik inceleme neticesinde söz konusu avan proje ve projenin onaylanması yönüinde tesis edilen dava konusu işlemlerde şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına kamu yararına ve hukuka uygunluk bulunmadığı…

Sonuç olarak Avan Projesinin onaylanmasına ilişkin Kültür Ve Turizm Bakanlığı İstanbul Yenileme Alanları Kültür Ve Tabiat Varlıları Koruma Bölge Kurulu kararı, bu kararın kabulüne ilişkin Fatih Belediye Meclisi’nin 09.12.2009 tarih ve 2009174 sayılı kararı ve eki avan projeleri ile istanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığının 14.01.2010 tarih ve TN:2473342 sayıl işlemi; taşınmazların 2863 sayılı yasa kapsamında kentsel sit alanı içerisinde kalıp, bölgeye ilişkin koruma amaçlı imar planının olmadığı, projelerde kültür mirası niteliğinde bulunan tescilli yapıların yıkılmak istendiği, karar koruma yüksek kurulu kararlarına ve şehircilik ilke ve kurallarına ve hukuka aykırı bulunduğu iddiasıyla iptal edilmiştir.

Bu karara ilişkin benim nacizane yorumum ise şudur…

Yargının 5366 nolu yasa kapsamında Fener-Balat-Ayvansaray projesine dahil verdiği bu karar tarihi bir karardır. Bu yasa kapsamında yıkımı öngörülen diğer tarihi alanlar için de tarihin kurtarılmasının önünü açan emsal bir karardır. Sulukule’de verilen karar bu konuda ilk karar olması özelliği ile önemli bir karardı ama yıkımlar gerçekleştiği, inşaatlar bittiği ve Sulukule halkının toptan yerinden edilmesini ve Sulukule kültürünün yok edilişini önleyemediği için, diğer bir deyişle dava bölgede geri dönüşü olmayan mağduriyetler gerçekleştikten sonra sonuçlandığı için maalesef gecikmiş bir karardır. Bu tür davalarda ‘yürütmeyi Durdurma Kararının Alınması’ nın ne kadar önemli olduğu bu anlamda SULUKULE davasında bariz olarak görülmektedir.

Bu arada Sulukule’de alınan karar gecikmiş bir karar bile olsa bu kararın gereklerinin yerine getirilmesi, hukuksuz olarak gerçekleşen işlemlerin iptali, gerekirse yapılan inşaatların yıkılması,bölgede doğan mağduriyetlerin bazılarının telafisi mümkün olmazsa bile tazminatlarının ödenmesi, en önemlisi yerinden edilen bölge halkının yerlerine geri dönüşlerinin sağlanması ve bu şekilde davaya ilişkin kamu vicdanının rahatlatılması ve ülkemizde adalete olan güvenin yeniden tesis edilmesi bu konuda öncelikli yapılması gereken işlemlerdir. Fener/Balat/Ayvansaray kararının toplum üzerinde insanları ümitlendiren, son dönemde yargı sürecine karşı oluşmaya başlayan güvensiz atmosfere karşı insanların içinde hala adaletin işlediğine dair umutlar yeşerten olumlu bir etkisi olduğu bir gerçektir. Ama yeterli değildir. Süreç bir bütün olarak düşünülmelidir ve bütün adalet sisteminin aynı şekilde adil kararlar vereceği noktalara ulaşılmadan ve Sulukule gibi kesinleşmiş yargı kararlarının kamu vicdanını rahatlatacak şekilde gereği neyse yapılmadan ülkemizde gerçek anlamda bir adalet ortamının tesisi ve yargıya olan güvenin yeniden sağlanmasının mümkün olmayacağı da bilinmelidir.

Tekrar Fener-Balat Ayvansaray davasına dönersek, bu davada bölge halkı yerinden edilmeden, yıkımlar gerçekleşmeden, gerek bölgenin tarihi ve mimari dokusu açısından gerekse orada yaşayan insanlar açısından telafisi mümkün olmayan mağduriyetler oluşmadan kararın tam zamanında bölgeyi yıkımdan bölge halkını sürgünden kurtaracak şekilde adil olarak gerçekleşmesi bu kararın tarihi niteliğini oluşturmaktadır. Fener-Balat-Ayvansaray’da Yargı tarihi kurtarmıştır. Bu karar 5366 kapsamındaki diğer tarihi alanlar için de emsal olacak ve oralarda da tarihi yıkımların durdurulmasının önünü açacaktır.

Türkiye’de adalete olan güvenin sarsılmaya başladığı böyle bir süreçte üst üste Sulukule ve Fener-Balat-Ayvansaray bölgesiyle ilgili yargının bu şekilde yerinde kararlar vermesi adalet mekanizmasının ülkemizde hala işlediğine dair umutlarımızı tazeleyen mutlandırıcı bir özelliği de bulunmaktadır ki bu bence bu her şeyden önemlidir. Çünkü ADALETE HERKESİN İHTİYACI BULUNMAKTADIR…

Dün adaletsizlik yapanların bugün adalete ihtiyacı olduğu gibi, bugün adaletsizlik yapanların da yarın adalete ihtiyaçları olacağı kesindir…

BİR CEVAP BIRAK

1 + 10 =